Yeni Adam dergisi
Fesinin
püskülünü gereksiz bulup attığı için “Püskülsüz İsmail
Hakkı”, uzun boyundan dolayı da “Uzun İsmail Hakkı” diye
anılırdı.
Eğitim
alanına getirdiği yeniliklere sıcak bakmayan Ömer Seyfettin onu
“Efruz Bey” dizisindeki “Açık Hava Mektebi” öyküsünde
taşlamıştı. Yeni harfler kullanılmaya başlandığında, okunuşu
böyle diyerek, adını “İsmayıl” diye yazmıştı.
İsmayıl
Hakkı Baltacıoğlu…
1933’teki
üniversite reformunda kürsüsünden uzaklaştırıldı. Buna
bilimsel yetersizliği değil de zamanın Milli Eğitim Bakanı’yla
aralarında geçen bir tartışma yol açmıştı. Evine çekildi…
Kendi
dergisini yayınlamaya koyuldu.
Yeni
Adam
adını verdiği haftalık kültür-edebiyat ve fikir gazetesi ilk
sayısını 1 Ocak 1934’te yayımladı. Derginin başlığı
altında “Ülkümüz
demokrasi ve cumhuriyet için çalışmaktır”
sözü yer alıyordu.
Amacını
şöyle açıkladı:
“Her
gazete sahibinin tabiatını taşır, benim gazetem de bana
benzeyecektir. Yaratıldığım günden beri demokratça yaşadım,
ölünceye kadar demokrat kalacağım. Bütün yaşayışımda
güzellik, iyilik ve doğruluk için çalıştım. Gazetem bu
ülkülere hıyanet edemez… Çocuklar, öğrenciler, meslektaşlar,
yurttaşlar güzellik, doğruluk ve iyilik işi yapınız ve sakın
yurdunuzu sevmek dininden dönmeyiniz.”
Tanınmış
bir yazar kadrosu vardı:
Ahmet
Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Zeki Faik, Adnan Cemgil, Hüseyin
Avni, Peyami Safa, Şukufe Nihal, Bedri Rahmi, Cemil Sait, Nurettin
Şazi Kösemihal, Nazım Hikmet, Sait Faik, Kerim Sadi, Asaf Halet,
Sabahattin Ali, Sadri Ertem, Abidin Dino, İlhan Berk, Hüsamettin
Bozok derginin sayfalarında yer aldılar.
Baltacıoğlu
ilerleyen yıllarda yeniden üniversitede görev aldı. İki dönem
milletvekilliği de yaptı. Uzun yaşamının sonuna dek dergisini
yayımlamayı sürdürdü. Oğlu Tuna Baltacıoğlu “Yeni Adam
Günleri (YKY, 1998)” kitabında babasının üniversiteden
uzaklaştırıldığı günleri anlatırken karamsar görüntüsünün
altında gerçekçi düşündüğünü anlattı:
“Şimdi
ben ne iş görebilirim? Ticaret yapamam, param yok. Bildiğim
şeylerin hiçbiri bana para kazandırmaz: Pedagoji, sosyoloji,
estetik… Bunlar insanı yaşatmaz. Acaba gündelik gazete yazarı
olabilir miyim? Belki, ama bunun için de gidip patronlara yalvarmak
gerek, onu da ben yapamam. Kala kala haftalık bir gazete çıkarmaya
kaldık.”
İlk
sayısı 1 Ocak 1934 Pazartesi günü çıktı Yeni
Adam…
10
kuruşa satışa sunulan gazetenin gündemindeki asıl konu insanın
nasıl olması gerektiğini anlatmaktı. Baltacıoğlu düşündüklerini
açıklamak için günlük yaşamından örnekler veriyordu. Başından
geçmiş olayları anlatıyor, insanın doğadan kopmadan yaşamasını
öngörüyordu. İnsan, toprağı, ağacı tanımalı, üretime
katılmalıydı… Demiri dövmesini, tahtayı kesmesini,
rendelemesini, taştan duvar örmesini becermeliydi. Sevgiyi tatmış
olmalı, sanat yapılarını tanımalı, okumalı, öğrendikleri
üzerinde düşünmeli, kendi kendini eleştirmeliydi.
Bunları
da yeterli bulmuyordu:
“Düşmanlarını
tarafsız düşünmeye alıştın mı? Ülkene karşı borcunu ödemek
onurunu taşıyor musun? Ödevini ödev olarak çıkarsız ve kinsiz
yapmak elinde mi? Kaç insanı açlıktan, kaç genci yanlış yoldan
alıkoydun? İyilik, doğruluk, güzellik uğrunda ölümü bile hiçe
sayabiliyor musun? Bu sorulara vereceğin yanıtlar olumlu mu? Hayır
mı! Öyleyse sen töreye uygun bir kişi, saygıya değer bir insan
değilsin.”
Başından
sonuna dek Köy Enstitülerine destek oldu, bu uygulamanın köye
katkılarını savundu:
“Dinle
köylü! Şimdiye kadar sana imam, vaiz, öğretmen gönderdiler.
Kimi sarığını düzeltti, kimi ağzını çarpıttı, kimi lügatçe
konuştu. Sen de bizim gibi bu medrese, mektep adamına ağzı açık
şaşakaldın. Sen yaşamak istedikçe onlar ölümü övdüler.
Senin mısır dediğine onlar şekerkamışı dediler. Sen de bizim
gibi gözü açık, kafası karışık kaldın. Ama şimdi köyden,
Köy Enstitüsü’ne artık okumaya değil, öğrenmeye giden
çocukların var. Bu çocuklar beş yıl sonra yine köye gelecekler,
onların başlarında sarık, ayaklarında çarık, kafalarında
yarık olmayacak; senin gibi köylü olacak, senin gibi duyacak,
senin gibi düşünecek, senin gibi isteyecek. Onların senden bir
ayrılığı olacak:
Senin
çocuklarını senden iyi yetiştirecekler. Yeni geleceği iyi tanı!
O, senin köyünü seninle birleşip şenlendirecek.”
Yeni
Adam
sayfalarında bir “Halk Üniversitesi” uygulamasını
gerçekleştirdi. Tiyatronun okul olduğunu düşündü. Batı
tiyatrosunun gözü kapalı taklit edilmesine karşı çıktı. Halk
tiyatrosundan yanaydı. Onun yaşatılmasını, o kaynaktan
yararlanılmasını istedi. Okula tiyatroyu sokmaya, bu sanat
dalından eğitimde yararlanmaya var gücüyle çalıştı, oyunlar
yazdı. Bunlar halkevlerinde sahnelendi.
Özgür
düşünceyi savundu. Gericiliğin karşısındaydı:
“Softalık
bir irticadır. İrtica ölmüş değerlere bağlanmak, diri
değerlerle ilgilenmemektir. Yeni Adam düşüncede aydınlığı,
gönülde insanlığı, işleyişte yaratıcılığı arayan adamdır.
Eski adam düşünmeyen, onun için okumayan, duymayan, onun için
kabuğuna çekilen (bu kabuk isterse bir aile yuvası olsun)
yaratamayan, onun için tembelliği kendine ahlak yapan adamdır.
Okumamak, kaynaşmamak, çalışmamak hepsi irticadır.”
Yeni
Adam,
sayfalarında yalnız fikirsel yazılara yer vermedi,
‘Gerçek
yaşamın gelişmelerinden haberdar ve bunlar üzerine düşünen,
üreten modern insan’ savunusu gereği, haberleri de konu etti.
Türkiye gündemine dair haberleri, yalnız haber nitelikleriyle
vermedi, okuyucularını bilgilendirme ve haberin önemi üzerine
düşündürmeye çalıştı. Haberlere dair açıklama ve
yorumlarında yine kendi yenilikçilik, değişim ve modernleşme
savunusu hâkim oldu. Ulus-devlet kurma politikalarının yoğun
olduğu bir dönemde dergi, iç siyaset-ekonomi-toplum gündemiyle
ilgili gelişmelerin hemen hepsini olumlu karşılayan ve destekleyen
bir yaklaşım izledi.
Yeni
Adam,
bilime, çağdaş dünyaya açık, kendi kaynaklarına da yabancı
durmayan bir kültür anlayışı geliştirdi. Cumhuriyet döneminin
en önemli yayın organlarından birisi olan Yeni
Adam kapatıldığı
bir yılı saymazsak (Ocak 1934-Haziran 1979) 45 yıl yayımlandı.
Mayıs 1978 tarihli sayı, 1 Nisan 1978’de 92 yaşında Ankara’da
ölen eden İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu’na ayrıldı. Bu tarihten
Haziran 1979’a kadar kızı Hatçe Baltacıoğlu tarafından
hazırlandı.
Haziran
1979’da yayımına son verdi. Selim Esen
Gercekedebiyat.com














