yeni-adam-dergisi-ismail--20260605074349882.jpg


 

Fesinin püskülünü gereksiz bulup attığı için “Püskülsüz İsmail Hakkı”, uzun boyundan dolayı da “Uzun İsmail Hakkı” diye anılırdı.

Eğitim alanına getirdiği yeniliklere sıcak bakmayan Ömer Seyfettin onu “Efruz Bey” dizisindeki “Açık Hava Mektebi” öyküsünde taşlamıştı. Yeni harfler kullanılmaya başlandığında, okunuşu böyle diyerek, adını “İsmayıl” diye yazmıştı.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu…

1933’teki üniversite reformunda kürsüsünden uzaklaştırıldı. Buna bilimsel yetersizliği değil de zamanın Milli Eğitim Bakanı’yla aralarında geçen bir tartışma yol açmıştı. Evine çekildi…

Kendi dergisini yayınlamaya koyuldu.

Yeni Adam adını verdiği haftalık kültür-edebiyat ve fikir gazetesi ilk sayısını 1 Ocak 1934’te yayımladı. Derginin başlığı altında “Ülkümüz demokrasi ve cumhuriyet için çalışmaktır” sözü yer alıyordu.

Amacını şöyle açıkladı:

Her gazete sahibinin tabiatını taşır, benim gazetem de bana benzeyecektir. Yaratıldığım günden beri demokratça yaşadım, ölünceye kadar demokrat kalacağım. Bütün yaşayışımda güzellik, iyilik ve doğruluk için çalıştım. Gazetem bu ülkülere hıyanet edemez… Çocuklar, öğrenciler, meslektaşlar, yurttaşlar güzellik, doğruluk ve iyilik işi yapınız ve sakın yurdunuzu sevmek dininden dönmeyiniz.”

Tanınmış bir yazar kadrosu vardı:

Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Zeki Faik, Adnan Cemgil, Hüseyin Avni, Peyami Safa, Şukufe Nihal, Bedri Rahmi, Cemil Sait, Nurettin Şazi Kösemihal, Nazım Hikmet, Sait Faik, Kerim Sadi, Asaf Halet, Sabahattin Ali, Sadri Ertem, Abidin Dino, İlhan Berk, Hüsamettin Bozok derginin sayfalarında yer aldılar.

Baltacıoğlu ilerleyen yıllarda yeniden üniversitede görev aldı. İki dönem milletvekilliği de yaptı. Uzun yaşamının sonuna dek dergisini yayımlamayı sürdürdü. Oğlu Tuna Baltacıoğlu “Yeni Adam Günleri (YKY, 1998)” kitabında babasının üniversiteden uzaklaştırıldığı günleri anlatırken karamsar görüntüsünün altında gerçekçi düşündüğünü anlattı:

Şimdi ben ne iş görebilirim? Ticaret yapamam, param yok. Bildiğim şeylerin hiçbiri bana para kazandırmaz: Pedagoji, sosyoloji, estetik… Bunlar insanı yaşatmaz. Acaba gündelik gazete yazarı olabilir miyim? Belki, ama bunun için de gidip patronlara yalvarmak gerek, onu da ben yapamam. Kala kala haftalık bir gazete çıkarmaya kaldık.”

İlk sayısı 1 Ocak 1934 Pazartesi günü çıktı Yeni Adam

10 kuruşa satışa sunulan gazetenin gündemindeki asıl konu insanın nasıl olması gerektiğini anlatmaktı. Baltacıoğlu düşündüklerini açıklamak için günlük yaşamından örnekler veriyordu. Başından geçmiş olayları anlatıyor, insanın doğadan kopmadan yaşamasını öngörüyordu. İnsan, toprağı, ağacı tanımalı, üretime katılmalıydı… Demiri dövmesini, tahtayı kesmesini, rendelemesini, taştan duvar örmesini becermeliydi. Sevgiyi tatmış olmalı, sanat yapılarını tanımalı, okumalı, öğrendikleri üzerinde düşünmeli, kendi kendini eleştirmeliydi.

Bunları da yeterli bulmuyordu:

Düşmanlarını tarafsız düşünmeye alıştın mı? Ülkene karşı borcunu ödemek onurunu taşıyor musun? Ödevini ödev olarak çıkarsız ve kinsiz yapmak elinde mi? Kaç insanı açlıktan, kaç genci yanlış yoldan alıkoydun? İyilik, doğruluk, güzellik uğrunda ölümü bile hiçe sayabiliyor musun? Bu sorulara vereceğin yanıtlar olumlu mu? Hayır mı! Öyleyse sen töreye uygun bir kişi, saygıya değer bir insan değilsin.”

Başından sonuna dek Köy Enstitülerine destek oldu, bu uygulamanın köye katkılarını savundu:

Dinle köylü! Şimdiye kadar sana imam, vaiz, öğretmen gönderdiler. Kimi sarığını düzeltti, kimi ağzını çarpıttı, kimi lügatçe konuştu. Sen de bizim gibi bu medrese, mektep adamına ağzı açık şaşakaldın. Sen yaşamak istedikçe onlar ölümü övdüler. Senin mısır dediğine onlar şekerkamışı dediler. Sen de bizim gibi gözü açık, kafası karışık kaldın. Ama şimdi köyden, Köy Enstitüsü’ne artık okumaya değil, öğrenmeye giden çocukların var. Bu çocuklar beş yıl sonra yine köye gelecekler, onların başlarında sarık, ayaklarında çarık, kafalarında yarık olmayacak; senin gibi köylü olacak, senin gibi duyacak, senin gibi düşünecek, senin gibi isteyecek. Onların senden bir ayrılığı olacak:

Senin çocuklarını senden iyi yetiştirecekler. Yeni geleceği iyi tanı! O, senin köyünü seninle birleşip şenlendirecek.”

Yeni Adam sayfalarında bir “Halk Üniversitesi” uygulamasını gerçekleştirdi. Tiyatronun okul olduğunu düşündü. Batı tiyatrosunun gözü kapalı taklit edilmesine karşı çıktı. Halk tiyatrosundan yanaydı. Onun yaşatılmasını, o kaynaktan yararlanılmasını istedi. Okula tiyatroyu sokmaya, bu sanat dalından eğitimde yararlanmaya var gücüyle çalıştı, oyunlar yazdı. Bunlar halkevlerinde sahnelendi.

Özgür düşünceyi savundu. Gericiliğin karşısındaydı:

Softalık bir irticadır. İrtica ölmüş değerlere bağlanmak, diri değerlerle ilgilenmemektir. Yeni Adam düşüncede aydınlığı, gönülde insanlığı, işleyişte yaratıcılığı arayan adamdır. Eski adam düşünmeyen, onun için okumayan, duymayan, onun için kabuğuna çekilen (bu kabuk isterse bir aile yuvası olsun) yaratamayan, onun için tembelliği kendine ahlak yapan adamdır. Okumamak, kaynaşmamak, çalışmamak hepsi irticadır.”

Yeni Adam, sayfalarında yalnız fikirsel yazılara yer vermedi,

Gerçek yaşamın gelişmelerinden haberdar ve bunlar üzerine düşünen, üreten modern insan’ savunusu gereği, haberleri de konu etti. Türkiye gündemine dair haberleri, yalnız haber nitelikleriyle vermedi, okuyucularını bilgilendirme ve haberin önemi üzerine düşündürmeye çalıştı. Haberlere dair açıklama ve yorumlarında yine kendi yenilikçilik, değişim ve modernleşme savunusu hâkim oldu. Ulus-devlet kurma politikalarının yoğun olduğu bir dönemde dergi, iç siyaset-ekonomi-toplum gündemiyle ilgili gelişmelerin hemen hepsini olumlu karşılayan ve destekleyen bir yaklaşım izledi.

Yeni Adam, bilime, çağdaş dünyaya açık, kendi kaynaklarına da yabancı durmayan bir kültür anlayışı geliştirdi. Cumhuriyet döneminin en önemli yayın organlarından birisi olan Yeni Adam kapatıldığı bir yılı saymazsak (Ocak 1934-Haziran 1979) 45 yıl yayımlandı. Mayıs 1978 tarihli sayı, 1 Nisan 1978’de 92 yaşında Ankara’da ölen eden İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu’na ayrıldı. Bu tarihten Haziran 1979’a kadar kızı Hatçe Baltacıoğlu tarafından hazırlandı.

Haziran 1979’da yayımına son verdi.

 

Selim Esen
Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ YAZI

Benzer İçerikler