Pazar Postası
Logosu mavi, sloganı “Türk genci rejimin ve inkılâpların sahibi ve bekçisidir”di. Sonradan “Amacımız Sosyal Güvenliktir”e dönecekti. Haftalık bir gazeteydi. Sahibi ve başyazarı Milletvekilliği ve bakanlık da yapmış olan, CHP’de “ortanın solu” nu temsil eden gazeteci Mehmet Barlas’ın babası Cemil Sait Barlas’tı. Ankara’da Rüzgârlı Sokak’ta Ovehan’da çıkıyordu. Pazar Postası. 1950’lerde Demokrat Parti’ye sıkı şekilde muhalefet ediyor, sayfalarında Bülent Ecevit, Emil Galip Sandalcı, Doğan Avcıoğlu, Çetin Altan, Sadun Tanju, Kemal Sülker gibi gazetecilerin isimlerine yer veriyordu. Gazete özellikle “Sanat-Edebiyat” sayfalarıyla ilgi çekiyordu. Edebiyatımızda “İkinci Yeni” olarak tanınanlar Pazar Postası’nın sayfalarında yer aldılar. “İkinci Yeni” adı edebiyat sayfalarında Muzaffer Erdost tarafından duyurulmuştu. Erdost, 12 Eylül sonrasında işkence sonucu öldürülen kardeşi İlhan Erdost’un adını da alıp Muzaffer İlhan Erdost olacaktı. Erdost’un Yazı İşleri Müdürlüğü yaptığı 1956-1958 arasında 4 sayfalık bir gazeteye dönüştü Pazar Postası. Edebiyat dünyamızın tanınmış, tanınacak kişilerinin yazdıklarını sayfalarına taşıdı. Ece Ayhan örneğin, yayınlanan ilk şiiri “İbraniceden Çizmek” gazetenin 29 Temmuz 1956 tarihli 31.sayısında yer aldı: Bacaklarım uzun nereye gitsem uzun nereye gitsem gelip beni buluyor çıkmaz bir sokakta ablam Bu kente bir güvercin çizmek güvercinin gözlerini çizmek bir güvercin orta çağda bir güvercin tebeşirle Bir duvar boyunca ağaç serinlik bir ses çiziyorum herkeste olsun herkeste bir ses olsun istiyorum güvercinde bir ses ablamda orta çağda bir ses Nereye gitsem uzun bacaklarımdan buluyorlar hep çizerken başka bir sesi ve bayraklar dolusu bir bayramı kente İbraniceden. 1956’da 25 yaşındaydı Ece Ayhan Çağlar… Cemal Süreya da ilk telif hakkı olan yedi buçuk lirayı Pazar Postası’ndan almıştı. O tarihte 5 lira ile Çiçek Pasajı’nda, içki dâhil, güzelce bir masa donatabiliyordu. Muzaffer Erdost döneminde Turgut Uyar, Edip Cansever, Sezai Karakoç, İlhan Berk, Ece Ayhan, Orhan Duru, Can Yücel, Bilge Karasu, Erdal Öz, Ülkü Tamer, Ahmet Oktay, Cevat Çapan, Ferit Edgü, Demir Özlü, Leyla Erbil, Hüseyin Cöntürk sayfaları süsledi… Edebiyat sayfalarında ateşli atışmalar yaşandı. Cevaplar, taşlamalar “şiirde anlam/anlamsızlık” gibi büyük tartışmalar yer aldı. Çarpıcı ve cesur sayfaları vardı. 18 Mayıs 1958’de Nurullah Ataç’ın birinci ölüm yıldönümünde ünlü eleştirmenin “ölüsünün” fotoğrafı yayımlandı. Fotoğraf altında şöyle deniyordu: “Hüseyin Ezer’in araladığı kefenin arasından Ataç bir kere daha dünyaya bakıyor. Ne çare! O artık bu dünyada değildir.” Üçüncü sayfadaki “16 Mayıs 1957” başlıklı fotoğrafta ise, henüz yaşayan, hasta yatağında bir Ataç görülüyordu. Fotoğrafın altında şu yazıyordu: “Ataç’ın bundan sonra görebileceği bir günü daha var!” Muzaffer Erdost’un ardından, 11 Ekim 1959 sayısında Yazı İşleri Müdürlüğüne Mahir Kaynak getirildi. MİT elemanı olan Kaynak, haliyle edebiyattan uzaktı. Sanat ve Edebiyat sayfaları etkisini yitirdi. Birinci amacı Demokrat Parti’ye muhalefet etmek olan gazete Adnan Menderes’in Amerika seyahatin çıkışını Ekim 1959’da şöyle duyurdu: “Başbakan Adnan Menderes, Amerika’ya uğurlanıyor. Nerenin fatihi olduğunu dönüşünde öğreneceğiz!” Pazar Postası’nın 19 Aralık 1959 tarihli 79’uncu ve son sayısı İstanbul, Cağaloğlu’nda çıktı. Arkasında koyu bir sis perdesi aramızdan ayrıldı. Selim Esen
Gercekedebiyat.com














