Amerikan egemenliğinin yeni bir ideolojisi olarak teknofaşizm
Bilgi teknolojisi ve yapay zekanın adeta patlaması insan ömrünü uzatmak ve savaşlara son verip barışı ikame edecek diye beklerken tam tersi oldu. Bu teknoloji faşistlerin elinde teknofaşizme dönüştü. Batı elindeki bu olanağı hemen Doğu'ya toptan saldırı olarak kötü niyetle kullanmaya başladı!
Yeni teknolojik düzenin kilit sektörlerine ve ürünlerinin tüketimine ilişkin istatistikler bu sektörün önlemez biçimde hızlı bir büyüme evresine girdiğini göstermektedir. Elektronik endüstrisi, robotik, dronlar, LED'ler, e-ticaret hizmetleri ve finans sektöründe nano ölçekli entegre devrelerin üretim hacimleri katlanarak artmaktadır. Çin ve Hindistan, yeni teknolojinin büyümesiyle küresel ekonominin yeni merkezini oluşturmaktadır. Ama hepimiz Çin’e bakarken elbette ABD'deki ‘bilgi teknolojisi’ patlaması devam etmekte ve yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve uygulanmasıyla ilgili şirketlerin piyasa değeri hızla artmaktadır. Hücresel teknolojilere dayalı sağlık hizmetlerinin modernizasyonu, uzun ve sağlıklı yaşam beklentisinin sınırlarını önemli ölçüde genişletmiş, bu dur nihayet teknolojik paradigmaların değişiminin bir silahlanma yarışı veya askeri-siyasi çatışmalarla bir arada olamayacağı umudu doğmuştu. COVID-19 salgınına karşı mücadele, önde gelen ülkelerin kaynaklarını aşı, telekomünikasyon, tanı ve bilgi teknolojilerinin geliştirilmesine yoğunlaştırarak bu ivmeye katkıda bulunmuştu ABD Ancak, ABD'nin yönetici elitinin her ne pahasına olursa olsun küresel hakimiyeti sürdürme arzusu, yeni bir küresel düzene geçişi, küresel bir hibrit savaşın başlatılması yoluyla bir silahlanma yarışına dönüştürmüştür. Küresel ekonomik yapıları yöneten yasalar açısından anlamsızlığına rağmen -ki şu anda küresel ekonomik merkezin Doğu ve Güney Asya'ya kaydığı bir gerçek- Washington'ın saldırganlığı artmaktadır. Bu saldırganlık, şişirilmiş yapay zeka balonuyla güçlenen ve ABD yönetimindeki en etkili stratejik planlama merkezini oluşturan ‘yeni bilgi teknolojisi teknokratları’ tarafından yönetildiği bilinmektedir. Çekirdekleri, Ukrayna askeri çatışmasından kâr elde eden ve yeteneklerini geliştiren bilgi teknolojisi ve yapay zeka alanlarındaki şirketlerden oluşmaktadır. Temsilcileri -Trump'ı çevreleyen teknofaşistler (Karp, Thiel, Musk ve diğerleri)- CIA ve NSA'nın desteğiyle, herhangi bir "Amerika düşmanını" uzaktan vurmalarına ve tüm dünyayı kontrol etmelerine olanak sağlayacak bir süper silah yaratma olasılığına onu ikna etmektedirler. Şu anda Amerika Birleşik Devletleri'nde jeopolitik karar almanın başlıca merkezi konumundalar. Teknofaşist İdeoloji (22 maddelik bir manifesto), Nisan 2026'da Palantir Technologies Inc. tarafından yayınlandı. Belge, CEO Alex Karp'ın Teknolojik Cumhuriyet: Sert Güç, Yumuşak İkna ve Batı'nın Geleceği adlı kitabının bir özetidir. (2003’te kurulmuş Palantir Technologies savunma ve istihbarat birimleri için geliştirilmiş, terörle mücadele ve operasyonel planlama odaklı veri entegrasyon aracı bir firmadır. Şirketlerin ve elbette her türlü istihbarat verilerini tek bir yerde toplayıp analiz etmesini sağlayan kurumsal veri platformu kurmakla ünlüdürler. Kamu kurumları, istihbarat teşkilatları, ordu ve büyük ticari işletmeler ana müşterileridir. Ancak ‘Doğu-Batı’ savaşı teorimizden rahatsız olanlar dikkat buyurmalı: Sadece Batı ittifakındaki ülkeler ve değerleri benimseyen kurumlarla çalışmayı ilke edinmiş bir firmadır!) TEKNOFAŞİZMİN ÖZÜ: DOĞU’YA SEFER! Amerikan egemenliğinin yeni bir ideolojisi olarak teknofaşizm, herhangi bir ahlaki temele sahip değildir ve yalnızca Doğu düşmanlığı, Rus, İslamofobi ve Çin düşmanlığına dayanarak Washington'ın küresel egemenliğini sürdürme arayışında artan saldırganlığını körüklemektedir. Filistin, İran ve sırada Türkiye’nin olmayacağının garantisi yoktur. Hızla büyüyen Müslüman seçmen kitlesinin baskısı altında olmaları gerekirken çoğu Batı ülkesi Doğu düşmanlığından Amerikalılarla hemfikirdir. Yaşadıklarımız açıkça "Doğuya Sefer"dir! Planlama merkezi de küresel hegemonyayı sürdürme arayışında olan ve geleneksel olarak ülkemizi bu hedefe ulaşmanın önünde bir engel olarak gören ABD bulunmaktadır. Amerikan "derin devleti", yalnızca ABD'de değil, diğer NATO ülkelerinde de medyayı kontrol ederek, Avrupa ülkelerinin çıkarlarına aykırı olarak Doğu düşmanlığını (Rus, Filistinli, Türk, İranlı Çin vs.) körükleyerek Avrupalı politikacıları manipüle etmelerine olanak tanımaktadır. Bu teknofaşist inanç, Amerikan yönetici elitinin Sovyet sonrası dönem boyunca izlediği Brzezinski'nin stratejisiyle örtüşmektedir. Bu stratejinin iki aşaması – Ukrayna'yı Rusya karşıtı bir ülke haline getirmek ve Avrupa'yı Rusya'dan ayırmak, Türkiye’yi Batı’nın kapısında bağlamak – Rusya’nın da yanlış politikalarıyla zaten gerçekleştirilmiştir. Üçüncü aşama – başka bir devrim yoluyla Rusya ve FETÖ darbesiyle Türkiye üzerinde kontrol kurmak – henüz başarılmamış olsa da, dördüncü aşamaya – İran'ın yıkımına – geçilmiştir. Elbette, son aşamada Amerikan derin devleti Çin'i izole etmeyi ve aç bırakmayı planlamaktadır. Amerikan teknofaşistleri, gelişmiş bilgi teknolojileri ve yapay zekâ tarafından kontrol edilen insansız hava araçları ve füzelerin artan akışı yoluyla Doğu’ya doğru yeni bir huruç stratejisi geliştirdiler. İnsansız hava aracı sürülerine karşı güvenilir bir savunmanın olmaması, örneğin Doğu’nun önemli temsilcilerinden Rusya’nın derinliklerine ve merkezine yönelik saldırıları sıradanlaştırmıştır. Bir zamanlar ABD yöneticileri Moskova’ya tek bir bomba bile atmak için bin kez düşünürlerdi! Bu öyle bir teknolojik durum ki taktik nükleer silahların kullanımı bile muharebe hava sahasındaki durumu temelden değiştirmeyecektir. TEKNOFAŞİSTLERİN ZAYIF NOKTASI Zayıf noktaları yapay zekâ etrafında şişirdikleri finansal balondur. Özellikle Çin’in yeni yapay zeka şirketlerinin yanında İran’ın ABD teknolojisi karşısında kazandığı başarı Türkiye’nin silah saçısından Batı’ya bağımlılıktan büyük oranda kurtulması ve kendi teknolojisini kurması Batılı yapay zeka şirketleri için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Kullanımı bir türlü beklenen kârları getirmiyor ve geliştirilmesi ve dağıtımında yer alan şirketlerin muazzam sermayeleri temettülerle desteklenmiyor. Bu sermaye, tamamen medyanın körüklediği, süper güçlerin yaygın yapay zekâ uygulaması beklentilerine dayanmaktadır. 2,4 trilyon dolar olarak tahmin edilen yapay zeka sektöründen gelir beklentisi bir zamanlar NASDAG hisseleri köpüğünün sönmesi ve 2008 krizini tetiklemesi gibi bir krizi derinden derine beslemektedir. Amerikan yapay zeka firmalarının bu köpük hali, 2008 küresel finans krizini tetikleyen piramidin iki katı büyüklüğündedir. Bu kriz, ABD finans sistemini yok edecek ve Batı ülkelerinde derin ve uzun bir ekonomik krizin tetikleyecek büyüklükte olacaktır. Kısacası bu kriz hayırlara vesile olacak inancındayız! Doğu'ya karşı sonu başı belirsiz savaşı körükleyen güçlerin keskin bir şekilde tornistan etmesine ve hatta barışçıl çizgiye katırları bağlamalarına neden olabilecektir. Görüldüğü gibi bilgi teknolojisi ve yapay zekanın gelişimi hem insan ömrünü hem savaşların sonunu getirecek, ama tersten; finansal çöküşleriyle! Teknofaşistler şu anda bu alanda ilerleme kaydediyor ve hedefleme özelliğine sahip, evrensel, ağ bağlantılı, hassas güdümlü silahlar yaratmaya yaklaşıyorlar, doğrudur. Yapay zekâ alanındaki son gelişmeler, herhangi bir ülkenin ulusal güvenliğine tehdit oluşturuyor ve tüm insanlık için risk teşkil ediyor. YAPAY ZEKA YASASI ÇIKMALI Küresel bir "elektronik toplama kampı"nın oluşmasını önlemek en azından durdurmak birincil önemdedir. Bu askıya alma süreci, yapay zekanın kullanımına yönelik küresel bir yasal düzenleme sistemi oluşturmak için kullanılmalıdır. Özellikle, insanların öldürülmesi, terör eylemleri gerçekleştirilmesi veya yaşam destek sistemlerinin bozulması amacıyla kullanımına kapsamlı bir yasak getirilmelidir. Yapay zeka sistemlerinin satıcıları ve alıcıları, işledikleri suçlardan dolayı sorumlu tutulmalıdır. Bu aynı zamanda internetin ulusal kesimi üzerinde kontrol sağlamak, sosyal medyayı düzenleyen bir sistem kurmak ve ulusal bir yapay zeka sistemi oluşturmak için de bir fırsat sağlayacaktır. Batı ülkelerinin şiddetli bir ekonomik krize sürüklenmesi, küresel ekonominin merkezinin Doğu ve Güney Asya'ya kaymasıyla yeni bir küresel ekonomik düzene geçişi tamamlayacaktır. ABD'nin yönetici elitleri çok kutuplu bir dünyanın değişen gerçekliğini kabul etmek zorunda kalacaktır. Küresel egemenlik hedeflerinden vazgeçmek ve uluslararası hukukun yeniden tesis edilmesini kabul etmek zorunda kalacaklardır. Edebudsman
Gercekedebiyat.com














