Mavi Vatan’ın ilk amiral gemisi Hora / Selim Esen
Yunanistan'la Ege'de yaşadığımız önemli gerilimlerden biri Türkiye'nin bölgede petrol aramaya başlamasıylaydı. Hora gemimiz bu gerilimin simgesi olmuş petrol bulamamış ama Türk insanının sevgisiyle İzmir'de karşılanmıştı. Olaylar sırasında Başbakan Bülent Ecevit'e ABD'de suikast düzenlenmişti.
23 Temmuz 1976… “Yunanistan müdahale ederse, vururuz!” dedik. 1942’de Almanlar tarafından lojistik destek, arama kurtarma ve mayın tarama amacıyla inşa edilmiş, Türkiye’ye hibe edilmiş, 1960 yılında emekliye ayrılarak işçi yatakhanesi olan 55 metre boyunda, 9 metre enindeki gemiyi Ege’ye saldık. “Hora”... Yunanistan Ege Denizi’nde petrol sondajlarına başlayınca. Türkiye de benzer bir faaliyette bulunmak istemiş, ancak Deniz Kuvvetleri dahil hiçbir kurumda amaca uygun bir gemi olmayınca, uyuşamadığımız sularda petrol aramak için önce bir Norveç gemisi kiralamıştık. Ne var ki Yunanistan Norveç’i korkutmuş, gemi kaçmıştı. İşte o zaman akla “Hora” gelmişti. 23 Temmuz Cuma günü demir aldı. 12’si mürettebat 30 bilim adamıyla Ege’ye açıldı. Geminin ilk seferi, Yunanistan’dan ilk nota gelmesine de neden oldu. İki ülke arasında başlayan kriz tırmandı ve yeni bir savaşın eşiğine geldi. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, “Hora’ya dokunana karşılık veririz” derken, Genelkurmay Genel Sekreteri Güven Ergenç “Hora’nın refakatçileri savaş gemileridir, gemilerimize tecavüz savaş nedenidir” açıklamasını yaptı. Türkiye’nin ilk ve tek siyah-beyaz televizyon kanalı TRT’nin gelmiş geçmiş en yetenekli haber röportaj muhabiri Esen Ünür ise, “Hora”nın pruvasında elinde mikrofon: “İşte Hora… İşte Ege…” diyordu. Bu söylemin ardından Türk ve Yunan orduları teyakkuza geçti. Çatışma an meselesiydi. Kaddafi, Ankara’ya mesaj gönderdi: “Libya’ya ait Mirage savaş uçakları Türk Hava Kuvvetleri’nin emrindedir.” Derken… 29 Temmuz 1976’da ABD Başkanı Gerald Ford, başbakanı değil de Bülent Ecevit’i Beyaz Saray’a davet etti. Kıbrıs Fatih’ini ikna etmeye çalışacak, ağzını burnunu dağıttığımız Yunanistan’ı daha fazla hırpalamamamızı rica edecekti. Diplomatik mesajlar önceden verilmişti zaten... Ford, “Ege’ye çıkmanıza karışmayacağız, Hora’ya kimse dokunmayacak, istediğiniz yerde petrol arayabilirsiniz, yeter ki yeni bir savaş çıkarmaya kalkmayın” dedi. Ecevit dinledi… İlk durağı, New York’tu. Konaklamak için Waldorf Astoria otelini değil de The Westbury’yi tercih etti, yerleşti. Türk iş adamlarının vereceği yemeğe katılacak, ardından Washington’a geçecekti. Kaderin cilvesi… Onuruna verilen yemek, Waldorf Astoria’daydı. Otelin lobisine girdiğinde... Tam yurttaşlarını selamlayacakken birden ortalık karıştı. Yunan asıllı bir kadının İngilizce: “Öldür, öldürrr onu!” diye bağırması üzerine Stavros Psihopedrisdes isimli Kıbrıslı Rum Smith Wesson tabancasını çekti “geberrr…” diye feryat ederek, Ecevit’e doğrulttu. Ölüm, salise kadar yakındı. Hayat, donmuştu. Ecevit’in koruma polisi Mümtaz Karaduman ile Siyah FBI ajanı Bernard Johnson birlikte Stavros’un üstüne atladılar, tetiği çekemeden yere yıktılar. Olay sırasında Stavros’un kolu koptu sanıldı… Oysa, EOKA militanı Stavros, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türk askerine el bombası fırlatmaya çalışırken, elinde patlamış, kolu kopmuş, takma kol kullanıyordu. Ardından… Atina, 28 yaşındaki Stavros’un “CIA ajanı” olduğunu iddia etti. Yapılan soruşturmada ise, Yunan İstihbaratının adamı olduğu ortaya çıktı. Bir ay önce New York’a gelmiş, bir gün önce Park Lane Hotel’de kasiyer olarak işe başlamıştı. Sözüm ona yargılandı... Rum lobisi devreye girdi, hapis cezası almadan, 100 bin dolar kefaletle serbest bırakıldı, yırttı, Ecevit memlekete döndü. İlk işi, Bernard’ı davet etmek oldu. Bernard, ABD Dışişleri Bakanı Kissinger’ın özel izniyle geldi. Önce İstanbul’u gezdi, ardından başkente geçti. Ecevit, hayatını kurtaran Bernard’ın onuruna, Marmara Oteli’nde bir yemek verdi. Bernard uğurlandı... 23 sene sonra, 1999’da... Ecevit, başbakan olarak yine New York’a gittiğinde sevmediği halde Waldorf Astoria otelinde kaldı. Türk Evi’ne konferansa gittiğinde ise, kendisini bir sürpriz bekliyordu. Bernard... Terfi etmiş, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın New York Güvenlik Başkanı olmuş, Ecevit’i ziyarete gelmişti. Sohbet ettiler, korkunç olayı kahkahalarla andılar, ayrıldılar. 7 yıl sonra, 5 Kasım 2006’da Ecevit 81 yaşında hayata veda ettiğinde… Rahşan hanıma gönderilen taziye mesajları arasında, emekliye ayrılmış olan Bernard Johnson’ın şu satırları yer alıyordu: “Büyük bir insanın ölümünü öğrenmekten dolayı derin üzüntü içindeyim, size ve Türk milletine başsağlığı dilerim.” Dönelim 1976’ya… “Hora”, ilk seferini 15 Ağustos 1976’da tamamlayıp geri döndü. İzmir limanında coşkulu gösterilerle karşılandı. Ege’de petrol yatağı bulamamıştı, ama Türk insanının üzerine titrediği bir simge haline gelmişti. Sevinçten havalara uçuyorduk… Bugün 84 yaşında olan Mavi Vatan’ın ilk amiral gemisi “Hora” 2005 yılına kadar Ege’de sismik araştırmalarını sürdürdü. “Jilet” olmasına izin verilmedi ve İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’ne devredildi, öğrenciler için eğitim gemisi oldu. Yaşamını sürdürüyor… Selim Esen

Gercekedebiyat.com














