Türk gençliğini Amerikanlaştıran film: Batı Yakasının Hikayesi
Batı Yakasının Hikayesi sadece gençliğin kalbini fethetmiyor, 10 dalda kazandığı Oscar ödülleriyle de sinema tarihine damgasını vuruyor. Ve… Bu film Türk gençliğini Amerikalılaştırıyor.
1962 Yılı… Büyük Sinemada West Side Story / Batı Yakasının Hikâyesi filmi kapalı gişe oynuyor. Sinema tıklım tıklım... Film, iki genç arasındaki yasak aşkı ve farklı etnik kökenlere sahip iki sokak çetesi arasındaki rekabeti konu alıyor. Tony, “Jetler” ve “Köpekbalıkları” adındaki iki çetenin çekişmesi arasında kalan bir genç. Kalbini rakibinin kız kardeşi Maria’ya kaptırıyor. Çeteler arasındaki bölge savaşı gün geçtikçe daha da gelişiyor ve bu ortamda Tony ve Maria’nın aşkı yeşeriyor. İlişkileri, çeteler arasındaki gerginliğin daha da artmasına neden oluyor. Tony’i Richard Beymer, Maria’yı Natalie Wood’un canlandırdığı filmde. James Dean’e yetişemeyen kuşaklar için bir anlamda “asi gençlik” anlatılıyor. Filmi önemli kılan bir başka öge de “Maria” şarkısı... Batı Yakasının Hikayesi sadece gençliğin kalbini fethetmiyor, 10 dalda kazandığı Oscar ödülleriyle de sinema tarihine damgasını vuruyor. Ve… Bu film Türk gençliğini Amerikalılaştırıyor. İlk kez gördükleri, giderek yaşamlarına girecek “şey”lerle karşılaşıyor gençlerimiz. Blue jeanler, ince fitilli kadife kotlar, küçük yakalı, yakası düğmeli ekose, kareli gömlekler, henüz adı konulmamış sweat shirt’ler, askerî parkalar, omuzdan askılı bez çantalar, sırt çantaları, montlar, botlar, Converse, Sneaker, Loafer ayakkabılar, metal tokalı, geniş deri kemerler gençlerin giyimine yansımaya başlıyor. Poşetlerdeki toz meyve suları, “Amerikan kahvesi”, Coca Cola ve gazozlar, çikolatalar, kutu kutu sakızlar, ketçap ve hardal gençliği yeni tatlarla tanıştırıyor. Berberler kalabalıklaşıyor. Erkekler Amerikan tıraşı olmak için sırada... Tıraş yanlar ve ense kısa, üstler biraz daha uzun bırakılarak yapılıyor. Yüz hatları belirginleşiyor, oval ya da kare yüz ortaya çıkıyor. Üst düzey Ankaralıların yaşadığı Bahçelievler, İsrail Evleri ve Mebus Evleri’ne Amerikalılar yerleşmeye başlıyor. “Amerikan Üssü” olarak anılan Tuslog, Jusmat gibi yerlerde çalışan Amerikalılar, Bahçelievler’e yoğun ilgi gösteriyor. İzmir Caddesi’nin Sıhhiye’ye uzandığı köşedeki “Amerikan Pazarı”, bu “yeni hayat”ın ana alışveriş merkezi oluyor. Başta askerî bez çantalar, parkalar, botlar olmak üzere giyim eşyaları, Hergelen Meydanı’ndaki Bit Pazarı’nda da satılıyor. Kısaca… “Amerikan düşleri”ne seyahat başlıyor. O günlerin deyişiyle “station / steyşın” Chevrolet, Buick, Plymouth, Dodge marka Amerikan otomobilleri Bahçelievler/Emek-Beşevler-Maltepe-Kızılay-Kurtuluş hattında boy gösteriyor. Farklı dolmuşlar da var, ama gençler, diğer markalara “rağbet” etmiyor, Amerikan dolmuşlarını bekliyor. Çünkü onların 45’lik pikabı da var... Batı Yakasının Hikayesinden esinlenilmiş olmalı ki, mahallelerde “ıslıklı parolalar”la arkadaşları sokağa çağırmak, deri ceket giymek, cepte sustalı çakı taşımak yaygınlaşıyor. Bahçelievler’de motosikletli “Atmacalar” gurubu oluşuyor. Merkez üssü 42. Sokak’ta Kaptan Konfeksiyon ile komşu “Cino Kıraathanesi”... Liderleri geçirdiği motosiklet kazası nedeniyle beline platin yerleştirilen Tanju… Dönemin tek Harley Davidson sahibi de o. Amerikalıların Türkiye’den ayrılırken sattıkları buzdolapları, çamaşır makineleri, radyolar, pilli pikaplar, makaralı teypler, koltuklar, formika masalar, payreks tabaklar da evlerde başköşelerde yerini alıyor. Amerikalı komşuları olan çocuklar da hiç görmedikleri, hatta hayal bile edemedikleri “Made in USA” oyuncaklarla yepyeni düşlere dalıyorlar. İmkânsız düşlere… Selim Esen
Gercekedebiyat.com













