Şehrin karanlığı
Müdürüm Düşünmek lazım Bir şehrin karanlığı olur mu? Çoğu zaman olur. Ama bu karanlık, yalnızca güneşin Batmasıyla gelen fiziksel bir eksiklik değildir. Şehrin karanlığı ışıkların yandığı anda başlar. Gece çöktüğünde sokak lambaları parlar, Vitrinler aydınlanır, farlar caddeleri keser. Kent ışığa boğulur. ama yine de bir şey eksiktir. Çünkü şehrin karanlığı, gölgelerde değil, Hissedilen çaresizlikte, boşlukta saklıdır. Gürültünün azaldığı, adımların seyrekleştiği, Pencerelerin birer birer kapandığı o saatlerde Şehir başka bir yüzünü gösterir. Bu karanlık bazen yalnızlıktır. Kalabalık bir meydanda bile İnsanın içine çöken o sessiz mesafe… Yan yana yürüyen binlerce hayatın Birbirine değmeden akıp gitmesi. Işık vardır, koyuluk vardır, hareket vardır Ama hiçbiri tanıdık değildir. Bazen de şehrin karanlığı hafızadadır. Eskiden kahkahalarla dolu bir sokağın Şimdi sakin ve suskun oluşu. Bir zamanlar çocuk sesleri yükselen Bir avlunun yerinde duran beton. Yüzü çizgilerle dolu bir adamın Geçmişinde, hatıralarında kalan sessizlik Kentin ışıkları geçmişi aydınlatamaz Bazı hatıralar karanlıkta kalır. Ama belki en ilginç olanı şudur: Karanlık her zaman olumsuz değildir. Şehir, karanlıkta sakinleşir, dinlenir. Günün telaşını, aceleci nefesini, Bitmeyen uğultusunu geride bırakır. Işıkların çekildiği yerde düşünceler belirir Gece, kentin iç sesidir. Müdürüm Mesela, Ankara En çok karanlığı, geceyi yaşar. Ankara’nın karanlığı, çoğu zaman gecenin Kendisinden değil, şehrin ruhundan sızar. Gündüzleri devletin ciddiyetiyle yürüyen, Geniş caddelerinde bir düzen taşıyan bu şehir, Akşamla birlikte başka bir tona bürünür. Kızılay kalabalığını yavaş yavaş bırakırken, Hani kurşun sıksan geçmez geceden Işıklar yanar ama hareketin içindeki O görünmez gerilim azalır. Şehir susmaz; fakat sesi incelir. Ankara’nın karanlığı biraz mesafedir. İstanbul gibi sarıp sarmalayan değil, Uzaktan bakan bir şehir… İnsanlar arasında her zaman Küçük bir boşluk bırakan bir kent. Geniş bulvarların, ferah meydanların İçinde bile hissedilen o açıklık: Hem nefes aldıran hem ürküten. Gece olduğunda Tunalı Hilmi Caddesi Işıklı vitrinleriyle canlıdır, kafeler doludur. Ama birkaç sokak ötede ses aniden kesilir. Ankara’da kalabalık keskin sınırlar taşır Hayat adeta adacıklar hâlinde akar. Aradaki boşluklar ise şehrin karanlığını büyütür. Bir de hafıza karanlığı vardır Ankara’da. Ulus geceleri başka bir zamana ait gibidir. Cumhuriyet’in ilk yıllarının ağır adımları, Eski taş binaların gölgelerinde dolaşır sanki. Orada karanlık yalnız ışığın azlığı değildir; Geçmişin hâlâ çözülmemiş yankısıdır. Ankara’nın karanlığı biraz da rüzgârdır. Bu şehir sessizliği sever, hatta büyütür. Gece ayazıyla birlikte sokaklar Yalnızlaşmaz sadece, düşüncelere açılır. Ankara insanı bunu bilir. Bu kentte gece, gürültünün çekildiği değil, İç sesin yükseldiği zamandır. Ankara duygularını kolay ele vermez. Işıkları vardır, düzeni vardır, Mesafeli bir asaleti vardır. ve tam da bu yüzden, Karanlığı dramatik değil, derindir. Gürültülü değil, içe dönüktür. Ankara’nın karanlığı, Şehrin suskunluğunda yaşar. Müdürüm Bir şehrin karanlığı olur mu? Bir şehir bizi ışıksız bırakır mı? Somut olarak belki hayır Ama gözlersin Beklersin, izlersin, dinlersin, Ankara bunu yapar …… Hissedersin Nadir Avşaroğlu Gercekedebiyat.com
ve o suskunlukta tuhaf bir huzur da vardır.














