Terrence Malik ve Gizli Bir Yaşam filmi

Diktatörlük döneminde korku ve çıkar, toplumu kökten dönüştürüyor ve kolektif olarak kötülüğü destekleyen ve sürdüren tehlikeli bir makineya çeviriyor. Toplum, Nazilerden önce yoksul çiftçiyi yok etmeye çalışıyor. Kilise direnişi değil, Nazizme itaat etmeyi istiyor. Köylüler, çiftçi ve ailesine karşı şiddet uygulamaya başlıyor. Aile her yönüyle yalnızlaştırılıyor. Nazizme direnen çiftçi “vatan haini” olarak damgalanıyor.

news-details
Sinema

Terrence Malick’in Gizli Bir Yaşam (A Hidden Life 2019) filmi 2019 yılının izlenmesi gereken en iyi yapıtlarındandır.

Malick, geleneksel politik sinemanın aksine direniş-boyun eğme, kötülük-iyilik, toplum-birey gibi  dikotomileri  politik olmayan bir insan üzerinden analiz ediyor.

Diktatörlük döneminde ahlaki olarak doğru olan nedir? İnsanın sorumluluğu var mı?

Malick, diktatörlük döneminde insanın ahlakilik kapasitesini ölçmeye girişiyor.



SİNEMA TEKNİĞİ BAŞKA

Malick’in sineması bazı Hollywood klişelerini barındırsa da  öykü ve sinema tekniği açısından kendine özgü bir çizgisi vardır. Malick’in sinema tekniği Yunanlı yönetmen Theo Angelopoulos’u hatırlatıyor bana. Angelopoulos filmlerinde kamera hareketleri  bazen öyle yavaşlıyor ki belgesel filmleri hatırlatıyor. Angelopoulos filmlerinde kamera hareketleri yavaştır; Eylem, hareketlilik fazla ve diyalog azdır. Angelopoulos, filmlerindeki şiirselliği yoğun müzikle elde etmeye çalışıyor.

Terrence Malick’in filmlerinde de bunu görüyorsunuz. Kamera hareketliliği yavaştır. Söz ve konuşma eylem ve hareketliliğe göre daha azdır. Malick sineması, Angelopoulos’dan farklı şekilde şiirselliği yakalamaya çalışıyor.

Malick’in filmlerinde  şiirsellik aslında felsefi görüşüyle özdeşleşiyor. Tabiiyet/doğa bütün güzelliği ve çıplaklığıyla kendini gösteriyor. Doğanın sonsuzluğu içinde insan hem önemini hem önemsizliğini anlıyor. İnsanın varoluşu doğada ve huzuru da doğadadır. Malick’in filmlerinde doğa gösterildiğinde fondaki müzik kesiliyor yada bizim doğayla birebir ilişkimize engel olmayacak kadar aza indiriliyor. 

Terrence Malick’in Gizli Bir Yaşam (A Hidden Life 2019) eseri politik sinema açısından başyapıt sayılabilecek bir eser olmakla birlikte bu türde kendine özgü bir konum elde ediyor. Geleneksel politik sinema eserlerinin aksine Gizli Bir Yaşam’ın baş kahramanı politik-ideolojik bir figür değil, Avustralyalı sade bir çiftçidir. Sağ ve sol ideolojik bölünmenin dışındadır ve aslında onlardan da haberdar değildir. 

Malick’in eserinin özgünlüğü ve derinliği de buradan kaynaklanıyor.

Malick’in Gizli Bir Yaşam filmindeki niyeti gündelik politik kavganın aşmakta ve ahlaki bir arayışa dönüktür: diktatörlük döneminde insanın ahlakiliği ve ahlaki kapasitesi. Malick, diktatörlük döneminde ahlaki olarak doğru olanın yanıtını arıyor. Avusturyalı bir çiftçi faşizme ve Hitler’e sadakat yemini etmiyor. Gerekçesi de çok basittir; sadece özgür iradesine sahip çıkmak istediğini söylüyor. Sadakat yemini etmemesinin de büyük bir değişime yol açmayacağının farkındadır. O, sıradan bir çiftçidir; öldürülse bile kimse adını duymayacaktır. 

İşte Malick’in ahlaki sorunsalı da burada yatıyor. Kötülüğe karşı ne yapmak lazım? Kötülüğe karşı direnişin ne zaman yapılması lazım? Sonuca bakarak mı hareket edeceğiz yoksa kötülüğe karşı kategorik yükümlülüğümüzü mü yerine getireceğiz?

Malick, Gizli Bir Yaşam filminde Kant’ın deontolojik etiğini sinema perdesine taşıyor. Malick’in mesajı nettir: diktatörlüğe karşı direnmek ahlaki görevdir; Sonuca bakılmaması gerekir; Kötülüğe ortak olmamak gerekir. 
 
POLİTİK SİNEMANIN EN ÖNEMLİ YAPITI AMA...

Malick’in eseri politik sinemanın en önemli yapıtı olmakla birlikte özü itibariyle anti-politiktir. Politika bir tercih değildir, dışarıdan ve zorunlu bir dayatmadır. Aslında filmin baş kahramanı Nazizme itaat etmemekle politik bir duruş sergilediğini düşünmüyor; insanlara örnek olmak da istemiyor. İnsanları başkaldırıya da davet etmiyor. Sadece kişisel olarak Nazizme ve Hitler’e sadakat yeminini doğru bulmuyor. Bu durum Malick’in anti-politik duruşuyla da çelişkili görünebilir. Çünkü bazen en basit kararımız kendi irademizin dışında büyük bir politik eylem bağlamında anlam kazanabilir.

Malick’in anti-politik duruşu filmin ilk sahnelerinden itibaren kendini gösteriyor: aile fakir ancak mutludur. Bu fakir ve mutlu aile, politikanın devreye girmesiyle felakete sürükleniyor. Malick aslında burada diktatörlüğün temel çelişkisini gösteriyor: Diktatörlük toplumu apolitik yapmaya çalışırken, kendi amacına çelişik olarak toplumun tümünü politikleştiriyor. 


 
Malick, Gizli Bir Yaşam eserinde diktatörlüğün toplumu nasıl dönüştürdüğünü de çok başarılı  bir şekilde  gösteriyor.

Diktatörlük döneminde korku ve çıkar, toplumu kökten dönüştürüyor ve  kolektif olarak kötülüğü destekleyen ve sürdüren tehlikeli bir makineya çeviriyor.

Toplum, Nazilerden önce yoksul çiftçiyi yok etmeye çalışıyor. Kilise direnişi değil, Nazizme itaat etmeyi istiyor. Köylüler, çiftçi ve ailesine karşı  şiddet uygulamaya başlıyor. Aile her yönüyle yalnızlaştırılıyor. Nazizme direnen çiftçi “vatan haini” olarak damgalanıyor.

Diktatörlük, totalitarizm ve benzeri siyasal kötülüklerde toplum hep ortaktır. Diktatörlüğe karşı toplumun büyük bölümü hep boyun eğiyor ve direniş ise dışlanmış azınlığın ihaneti gibi görülüyor. Terrence Malick’in  Gizli Bir Yaşam (A Hidden Life 2019) filmi bütün bu çelişkileri sinema perdesine taşıyor.

Arif Keskin 
GERCEKEDEBİYAT.COM

 

TERRENCE MALİCK KİMDİR?

Terrence Malick Ottawa - İllinois’te doğdu. Waco -Texas ve Oklahoma’da büyüdü. İrene ve bir Jeolog olan Emil A. Malick’in oğludur. Baba tarafından dedesi ve büyükanne’si Suriye ve Lübnan’dan göç etmiş Hristiyanlardır. Ailesi Bartlesville, Oklahoma’da yaşamaktayken kendisi Austin, Texas’ta bulunan “St. Stephen's Episcopal School” okuluna gitti. Malick’in kendisinden küçük iki erkek kardeşi vardı: Chris and Larry.

Bir gitarist olan Larry Malick 1960’ların sonlarında Andrés Segovia ile çalışmak üzere İspanyaya gitti.

1968’de Larry müzikal çalışmaları üzerindeki baskı sebebiyle kasıtlı olarak kendi ellerini kırdı.

Babası Emil, Larry ‘ye yardımcı olabilmek için İspanyaya gitti ama Larry görünüşe göre intihar ederek kısa bir süre sonra ölmüştü.

Malick Harvard Üniversitesinde Stanley Cavell’ın öğrencisi olarak Felsefe okudu. 1965 yılında “summa cum laude” ve “Phi Beta Kappa” ile ödüllendirilerek mezun oldu. Rhodes bursu ile Magdalen College, Oxford’a girdi. Tezinde yer verdiği KierkegaardHeidegger ve Wittgenstein’in dünya kavramı kendisi ile Okutman Gilbert Ryle arasında bir tartışmaya yol açmıştır, Malick Doktorasını almadan Oxford’u bırakmıştır.

1969 yılında Northwestern Üniversitesi Malick tarafından İngilizce’ye çevrilen Heidegger’in “Vom Wesen des Grundes” (İngilizce: The Essence of Reasons) ’denemesini yayınladı.

ABD’ye geri döndüğünde serbest olarak gazetecilik yaptığı sıralarda Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) felsefe dersleri verdi. NewsweekThe New Yorker ve Life’ta makaleler yazdı.

Malick, 1998 yılında yönettiği İnce Kırmızı Hat filmiyle 1998 yılı En İyi Yönetmen Akademi Ödülü'ne aday gösterildi. Aynı filmle 49. Berlin Uluslararası Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazandı. Yönetmen, 2011 yılında ise 64. Cannes Film Festivali'nde The Tree of Life isimli filmiyle Altın Palmiye ödülüne layık görüldü.

Sosyal Medyada Paylaş

author

Arif Keskin

gercekedebiyat.com yazarı,

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..