Türkiye işçi sınıfının fotoğrafı
Yer Zonguldak, tarih 13 Mart 1965, çeken, Milliyet gazetesi muhabiri Özdemir Gürsoy ve tabuttaki kişi 11 Mart 1965 tarihinde Zonguldak Kozlu Grevi sırasında jandarma tarafından öldürülen Mehmet Çavdar. Köyünde defnedilmeye götürülüyor.
Bu
fotoğraf, Türkiye işçi sınıfı tarihinin en önemli
fotoğraflarından birisidir. Yer Zonguldak, tarih 13 Mart 1965,
çeken, Milliyet gazetesi muhabiri Özdemir Gürsoy ve tabuttaki kişi
11 Mart 1965 tarihinde Zonguldak Kozlu Grevi sırasında jandarma
tarafından öldürülen Mehmet Çavdar. Köyünde defnedilmeye
götürülüyor. 1965
Kozlu grevinden günümüze bu fotoğraf kaldı. 16
Mart 1965 günü, Milliyet gazetesinin birinci sayfasında sayfayı
boydan boya kaplayan bir cenaze fotoğrafı. Önde bir tabut, tabutun
ardında siluet biçiminde izleyen kasketliler. Fotoğrafın öyle
bir tenhalık, kimsesizlik görüntüsü vardı ki., “Bir garip
öldü diyeler” dizesini hatırlamamak olanaksız. Bir
işçi hak arayışının ardından ülkemizde vurularak öldürülen
ilk işçiler Satılmış Tepe ve Mehmet Çavdar. Tabutun arkasında
onu defnetmek için köylerine el üstünde götüren işçi
arkadaşları. Hepsi yorgun, hepsi bitkin, hepsi bitap, kasketleri
alınlarına düşmüş başları önde ve ellerinde bir tabut.
Tabutu taşıyanların adım aralıklarına bakılırsa uzun bir
yürüyüşün ardından hayli halsizler. Belli ki köye
yaklaşmışlar, Mehmet’in vefat haberini ailesine nasıl ve kimin
vereceğini düşünüyorlar. Fotoğraf durumu yansıtır gibi
siyah-beyaz ve havada karamsarlığı anlatan kapkara bulutlar. Hava
ağır, hava kurşun gibi ağır ve yorgun, bitkin, halsiz işçiler,
hak arayışı sırasında kaybettikleri Mehmet Çavdar’ın
tabutunu köylerine götürüyorlar. Bu
fotoğraf, uzun yıllar, işçi hareketi ve afişlerde, pankartlarda,
yayın organlarında kullanıldı, bir simge haline geldi.
10
Mart 1965 günü Gelik’te başlayan, 12 Mart günü Kozlu'da maden
işçilerinin hak arayışı için devam ettirdikleri eylem sırasında
çıkan çatışmalarda, işçilerden Mehmet Çavdar ve Satılmış
Tepe yaşamlarını yitirmişti. Satılmış ve Mehmet, Türkiye işçi
sınıfı mücadelesinde vurularak öldürülen ilk işçiler olarak
hafızalarda kaldı. 1965
grevinin gerekçesi; işletme karından dağıtılacağı belirtilen
liyakat zammının yalnızca kıdemli işçilere değil tüm işçilere
eşit olarak verilmesi talebidir. 10 Mart 1965 tarihinde Kozlu’da
başlayıp kentin farklı bölgelerindeki madenlere yayılan greve
işçiler çok yüksek bir katılım göstermişlerdir. Direniş
ertesi gün gündüz vardiyasında Kilimli ve Karadon ocaklarına da
yayıldı. Madenciler, kuyu başlarını tuttular ve grevin kırılması
için trenle getirilen işçileri trenden indirmediler. Gelik
havzasında yakılan direniş ateşi Üzülmez’e bağlı Çaydamar
ocağına da sıçradı. 12 Mart günü Kozlu’ya getirilen askeri
birlikler işçilerin üzerine sürüldü; toplu halde bulunan
işçilerin üzerine ateş açıldı. Bu saldırıda maden işçisi
Satılmış Tepe ve Mehmet Çavdar katledildiler. Jandarmanın
saldırılarına karşı işçiler Kozlu’ya indiler. Çevre
illerden takviye jandarma birlikleri getirildi. İşçilerin
üzerinden jetler uçuruldu ve bildiri dağıttılar. Bildirilere
göre olayların arkasında “dış güçler” vardı! İçişleri
Bakanı, olayları komünistlerin tahrik ettiğini açıkladı;
“Bunları yapanlar komünistlerdir. Burada konuşanlar kimi şahsi
menfaati için, kimi sakat ideolojisi için konuşuyor. Böylelerinin
ağzını tıkayın.”
Kendiliğinden
başlayan harekete çok geçmeden Karadon ve Kilimli, Çaydamar da
katıldı. İş bırakan işçi kitlesi 10.000’e ulaştı.
Kendiliğinden doğan ve gelişen bu grev karşısında sendika
yöneticileri paniklemişti. Onlar işçileri yatıştırmaya ve
dağıtmaya çalışırken, Çaycuma ve Üzülmez de iş bırakmaya
katıldı. Ardından Kozlu’ya Uzunmehmet, İncirhamamı ve İhsaniye
ocaklarına ulaştı grev. Gece köprü kapatıldı ve barikat
kuruldu. Olaylar üzerine toplanan bakanlar kurulunca yaşananlar
grev değil ayaklanma sayıldı. O dönemin hükümetinin Karabük ve
Adapazarı’ndan getirttiği askeri birlikleri ve ağır topçu
taburunu “ayaklanan” maden işçilerinin üzerine salması sonucu
çatışma çıktı.
Bazı
basın organlarında çıkan haberlere göre, çatışma yerinde daha
sonra 2 bin mermi kovanı bulundu, askeri ve jandarma birliklerinin
saldırısı, askeri uçaklar tarafından desteklendi. Zonguldak
Valisi Ereğli’deki Donanma’dan deniz erlerinin bölgeye
sevkini istedi. 100 kadar GMS ile erler bölgeye ulaşınca, işçi
barikatlarının yakınında barikat kurdu. Karşılarında ilerleyen
ve arkadaşlarını soran işçileri gördüler. Silahlarını
doğrulttular, işçiler durmadı. Kitleye doğrudan ateş ederek
gene de geri çekilmeyen işçilerin karşısında geriye çekilmek
zorunda kaldılar. İşçiler erler ile göğüs göğüsse geldiler
ve silahlarını ellerinden almaya çalışarak ilerlediler.
Mürtet’ten kalkan iki jet Zonguldak ve Kozlu üzerinde sindirme
dalışları yaptı.
Vali
ve yetkililer konuşmaya geldiğinde işçilerin sert tepkileriyle
karşılaştı. İşçilerden birini gözaltına almaya kalkınca da
olaylar başladı. İşçi Mehmet Çavdar hemen orada, Satılmış
Tepe isimli işçi ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılırken,
yolda öldü. Çok sayıda işçi ve asker de yaralandı işçiler
alçaktan uçurulan
jetlere karşın teker teker kentte kurulmuş barikatlara doğru geri
çekildiler. 1965
maden işçilerinin grevinde Hükümet
radyodan yayın yasağı getirdi, Çevre
illerden takviye askeri birlikler istendi, Karabük,
Adapazarı ve Ereğli’den getirilen askeri birliklerin
Yanı
sıra bir tuğgeneral komutasındaki
Jandarma
birlikleri şehirde konuşlandırıldı,
Savaş
uçakları Kozlu üzerinde alçak uçuş yaptı, Şehirdeki
bütün resmi daireler kapatıldı, İşçiler
arkadaşlarının naaşını kimseye vermedi, İstanbul
ve Ankara’da yapılması olası
Gösterilerin
şiddetle bastırılması kararı alındı, Ankara’da
“sessiz bir yürüyüş” düzenledi, Türk-İş
yayımladığı bildiride TİP’i suçlu ilan etti, AP
ağırlıklı koalisyon hükümetinin Bakanı İhsan Sabri
Çağlayangil
Kozlu
direnişini küçümseyerek “amele olayları” dedi,
Altı
gün sonra, Merzifon’daki Yeni Çeltek maden ocağında Grizu
patladı, 69 madenci can verdi,
Bildiğimiz
gibi, maden işçilerini öldürmenin
Yaygın
şekli tüfekle vurmak değildi, Sonunda
işçilerin hepsine primleri tam ödendi Yeni
doğan kızını göremeden ölen işçi Mehmet Çavdar’ın
Cenazesi
arkadaşlarının sırtında köyünde toprağa verildi İki
yıl sonra 13 Şubat 1967’de DİSK kuruldu, Tüm
bunlar yaşanırken erik ağaçları da ilk tomurcuklarını
veriyordu. Kozlu
olaylarının bedeli çok ağır olmuş, ordu-devlet el ele vererek
sanki bir yabancı orduyla savaşırmışçasına direnişi kırmaya
çalıştırmıştır. Mehmet Çavdar ve Satılmış Tepe’nin
vurulması toplumsal hafızada büyük bir iz bıraktı. 1970’teki
15-16 Haziran eylemleriyle taçlanacak işçi hareketlerinin ilk
tohumları da böylece atılmıştı. İşçiler ve daha sonra
saflarına katılan öğrenciler tam 6 yıl boyunca sömürüye karşı
büyük bir mücadele verecekti, ta ki bir başka elem dolu 12 Marta
dek. Olaylar
üzerine Fazıl Hüsnü Dağlarca Zonguldak
Ağıdı adlı şiirini yazar. Bir
kömür, bir uzak, bir kara, bir derin, Yıllarca
çalışırsın, gündeliğin on lira, Ko
yamyassı ayakların balçık toprağa girsin, Zonguldak
ölü iki gecede gecede diri bir, Türkiye işçi sınıfının sayısız
bedel ödeyerek yürüttüğü mücadelelerde edindiği birikimi
hatırlamak ve hatırlatmak büyük önem taşımaktadır. Sınıf
mücadelesinden süzülüp gelen birikimlerin, grev ve direniş
deneyimlerinin öğrenilmesi, geçmişin mücadele geleneğinin
bugüne taşınması çok önemlidir. İşçi sınıfının mücadele
tarihine dönüp baktığımızda, karşımıza büyük grevler,
direnişler ve mücadeleler çıkar. İster kazanımla ister
yenilgiyle sonuçlanmış olsun, her biri verilecek daha büyük
mücadeleler için önemli deneyimlerdir.
59
yıl önce güzel bir Mart günü Kozlu grevinde yitirdiğimiz
Satılmış Tepe ile Mehmet Çavdar’ı bugün hala İliç’te
toprak altında kurtarılmayı (!) bekleyen madencileri, grizu
patlamalarında, iş cinayetlerinde yitirdiğimiz maden işçilerini
saygıyla anıyorum. Nadir
Avşaroğlu Maden
Mühendisi
Ellerin, yer altında
yitmiş kocaman ellerin.
Açsın, susar kuyular
bağıra bağıra
Kim yürürse
öldürürler bilirsin.
Zonguldak bir Türkiye, bir aç
Türkiye değil midir?
Tanrı yeryüzünündür, bir pay düşmez
sana,
Sen yer altındasın, Tanrısızsın, anlasana.