nadiravsaroglu-turkiye-is-1132024181818.jpg


Bu fotoğraf, Türkiye işçi sınıfı tarihinin en önemli fotoğraflarından birisidir. Yer Zonguldak, tarih 13 Mart 1965, çeken, Milliyet gazetesi muhabiri Özdemir Gürsoy ve tabuttaki kişi 11 Mart 1965 tarihinde Zonguldak Kozlu Grevi sırasında jandarma tarafından öldürülen Mehmet Çavdar. Köyünde defnedilmeye götürülüyor.

 

 1965 Kozlu grevinden günümüze bu fotoğraf kaldı. 16 Mart 1965 günü, Milliyet gazetesinin birinci sayfasında sayfayı boydan boya kaplayan bir cenaze fotoğrafı. Önde bir tabut, tabutun ardında siluet biçiminde izleyen kasketliler. Fotoğrafın öyle bir tenhalık, kimsesizlik görüntüsü vardı ki., “Bir garip öldü diyeler” dizesini hatırlamamak olanaksız.


Bir işçi hak arayışının ardından ülkemizde vurularak öldürülen ilk işçiler Satılmış Tepe ve Mehmet Çavdar. Tabutun arkasında onu defnetmek için köylerine el üstünde götüren işçi arkadaşları. Hepsi yorgun, hepsi bitkin, hepsi bitap, kasketleri alınlarına düşmüş başları önde ve ellerinde bir tabut. Tabutu taşıyanların adım aralıklarına bakılırsa uzun bir yürüyüşün ardından hayli halsizler. Belli ki köye yaklaşmışlar, Mehmet’in vefat haberini ailesine nasıl ve kimin vereceğini düşünüyorlar. Fotoğraf durumu yansıtır gibi siyah-beyaz ve havada karamsarlığı anlatan kapkara bulutlar. Hava ağır, hava kurşun gibi ağır ve yorgun, bitkin, halsiz işçiler, hak arayışı sırasında kaybettikleri Mehmet Çavdar’ın tabutunu köylerine götürüyorlar.


 

Bu fotoğraf, uzun yıllar, işçi hareketi ve afişlerde, pankartlarda, yayın organlarında kullanıldı, bir simge haline geldi.


10 Mart 1965 günü Gelik’te başlayan, 12 Mart günü Kozlu'da maden işçilerinin hak arayışı için devam ettirdikleri eylem sırasında çıkan çatışmalarda, işçilerden Mehmet Çavdar ve Satılmış Tepe yaşamlarını yitirmişti. Satılmış ve Mehmet, Türkiye işçi sınıfı mücadelesinde vurularak öldürülen ilk işçiler olarak hafızalarda kaldı.


1965 grevinin gerekçesi; işletme karından dağıtılacağı belirtilen liyakat zammının yalnızca kıdemli işçilere değil tüm işçilere eşit olarak verilmesi talebidir. 10 Mart 1965 tarihinde Kozlu’da başlayıp kentin farklı bölgelerindeki madenlere yayılan greve işçiler çok yüksek bir katılım göstermişlerdir. Direniş ertesi gün gündüz vardiyasında Kilimli ve Karadon ocaklarına da yayıldı. Madenciler, kuyu başlarını tuttular ve grevin kırılması için trenle getirilen işçileri trenden indirmediler. Gelik havzasında yakılan direniş ateşi Üzülmez’e bağlı Çaydamar ocağına da sıçradı. 12 Mart günü Kozlu’ya getirilen askeri birlikler işçilerin üzerine sürüldü; toplu halde bulunan işçilerin üzerine ateş açıldı. Bu saldırıda maden işçisi Satılmış Tepe ve Mehmet Çavdar katledildiler.


Jandarmanın saldırılarına karşı işçiler Kozlu’ya indiler. Çevre illerden takviye jandarma birlikleri getirildi. İşçilerin üzerinden jetler uçuruldu ve bildiri dağıttılar. Bildirilere göre olayların arkasında “dış güçler” vardı! İçişleri Bakanı, olayları komünistlerin tahrik ettiğini açıkladı; “Bunları yapanlar komünistlerdir. Burada konuşanlar kimi şahsi menfaati için, kimi sakat ideolojisi için konuşuyor. Böylelerinin ağzını tıkayın.”


Kendiliğinden başlayan harekete çok geçmeden Karadon ve Kilimli, Çaydamar da  katıldı. İş bırakan işçi kitlesi 10.000’e ulaştı. Kendiliğinden doğan ve gelişen bu grev karşısında sendika yöneticileri paniklemişti. Onlar işçileri yatıştırmaya ve dağıtmaya çalışırken, Çaycuma ve Üzülmez de iş bırakmaya katıldı. Ardından Kozlu’ya Uzunmehmet, İncirhamamı ve İhsaniye ocaklarına ulaştı grev. Gece köprü kapatıldı ve barikat kuruldu. Olaylar üzerine toplanan bakanlar kurulunca yaşananlar grev değil ayaklanma sayıldı. O dönemin hükümetinin Karabük ve Adapazarı’ndan getirttiği askeri birlikleri ve ağır topçu taburunu “ayaklanan” maden işçilerinin üzerine salması sonucu çatışma çıktı.


Bazı basın organlarında çıkan haberlere göre, çatışma yerinde daha sonra 2 bin mermi kovanı bulundu, askeri ve jandarma birliklerinin saldırısı, askeri uçaklar tarafından desteklendi. Zonguldak Valisi  Ereğli’deki Donanma’dan deniz erlerinin bölgeye sevkini istedi. 100 kadar GMS ile erler bölgeye ulaşınca, işçi barikatlarının yakınında barikat kurdu. Karşılarında ilerleyen ve arkadaşlarını soran işçileri gördüler. Silahlarını doğrulttular, işçiler durmadı. Kitleye doğrudan ateş ederek gene de geri çekilmeyen işçilerin karşısında geriye çekilmek zorunda kaldılar. İşçiler erler ile göğüs göğüsse geldiler ve silahlarını ellerinden almaya çalışarak ilerlediler. Mürtet’ten kalkan iki jet Zonguldak ve Kozlu üzerinde sindirme dalışları yaptı.


Vali ve yetkililer konuşmaya geldiğinde işçilerin sert tepkileriyle karşılaştı. İşçilerden birini gözaltına almaya kalkınca da olaylar başladı. İşçi Mehmet Çavdar hemen orada, Satılmış Tepe isimli işçi ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılırken, yolda öldü. Çok sayıda işçi ve asker de yaralandı işçiler alçaktan uçurulan jetlere karşın teker teker kentte kurulmuş barikatlara doğru geri çekildiler. 

 

 

1965 maden işçilerinin grevinde

Hükümet radyodan yayın yasağı getirdi,

Çevre illerden takviye askeri birlikler istendi,

Karabük, Adapazarı ve Ereğli’den getirilen askeri birliklerin

Yanı sıra bir tuğgeneral komutasındaki

Jandarma birlikleri şehirde konuşlandırıldı,

Savaş uçakları Kozlu üzerinde alçak uçuş yaptı,

Şehirdeki bütün resmi daireler kapatıldı,

İşçiler arkadaşlarının naaşını kimseye vermedi,

İstanbul ve Ankara’da yapılması olası

Gösterilerin şiddetle bastırılması kararı alındı,

Ankara’da “sessiz bir yürüyüş” düzenledi,

Türk-İş yayımladığı bildiride TİP’i suçlu ilan etti,

AP ağırlıklı koalisyon hükümetinin Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil

Kozlu direnişini küçümseyerek “amele olayları” dedi,

Altı gün sonra, Merzifon’daki Yeni Çeltek maden ocağında

Grizu patladı, 69 madenci can verdi,

Bildiğimiz gibi, maden işçilerini öldürmenin

Yaygın şekli tüfekle vurmak değildi,

Sonunda işçilerin hepsine primleri tam ödendi

Yeni doğan kızını göremeden ölen işçi Mehmet Çavdar’ın

Cenazesi arkadaşlarının sırtında köyünde toprağa verildi

İki yıl sonra 13 Şubat 1967’de DİSK kuruldu,

Tüm bunlar yaşanırken erik ağaçları da ilk tomurcuklarını veriyordu.


Kozlu olaylarının bedeli çok ağır olmuş, ordu-devlet el ele vererek sanki bir yabancı orduyla savaşırmışçasına direnişi kırmaya çalıştırmıştır. Mehmet Çavdar ve Satılmış Tepe’nin vurulması toplumsal hafızada büyük bir iz bıraktı. 1970’teki 15-16 Haziran eylemleriyle taçlanacak işçi hareketlerinin ilk tohumları da böylece atılmıştı. İşçiler ve daha sonra saflarına katılan öğrenciler tam 6 yıl boyunca sömürüye karşı büyük bir mücadele verecekti, ta ki bir başka elem dolu 12 Marta dek.


Olaylar üzerine Fazıl Hüsnü Dağlarca Zonguldak Ağıdı adlı şiirini yazar.


Bir kömür, bir uzak, bir kara, bir derin,
Ellerin, yer altında yitmiş kocaman ellerin.

Yıllarca çalışırsın, gündeliğin on lira,
Açsın, susar kuyular bağıra bağıra

Ko yamyassı ayakların balçık toprağa girsin,
Kim yürürse öldürürler bilirsin.

Zonguldak ölü iki gecede gecede diri bir,
Zonguldak bir Türkiye, bir aç Türkiye değil midir?
Tanrı yeryüzünündür, bir pay düşmez sana,
Sen yer altındasın, Tanrısızsın, anlasana.

 

Türkiye işçi sınıfının sayısız bedel ödeyerek yürüttüğü mücadelelerde edindiği birikimi hatırlamak ve hatırlatmak büyük önem taşımaktadır. Sınıf mücadelesinden süzülüp gelen birikimlerin, grev ve direniş deneyimlerinin öğrenilmesi, geçmişin mücadele geleneğinin bugüne taşınması çok önemlidir. İşçi sınıfının mücadele tarihine dönüp baktığımızda, karşımıza büyük grevler, direnişler ve mücadeleler çıkar. İster kazanımla ister yenilgiyle sonuçlanmış olsun, her biri verilecek daha büyük mücadeleler için önemli deneyimlerdir.


59 yıl önce güzel bir Mart günü Kozlu grevinde yitirdiğimiz Satılmış Tepe ile Mehmet Çavdar’ı bugün hala İliç’te toprak altında kurtarılmayı (!) bekleyen madencileri, grizu patlamalarında, iş cinayetlerinde yitirdiğimiz maden işçilerini saygıyla anıyorum.


Nadir Avşaroğlu

Maden Mühendisi


ÖNCEKİ YAZI

Benzer İçerikler