Soğuk Deri romanı Albert Sanchez Pinol ve yeni İspanyol edebiyatı
80’li yıllarda dünyayı saran Latin Edebiyatı dalgasının yenisi yeşeriyor. Enrique Vila-Matas, Jorge Baron Biza, Albert Sanchez Pinol bu dalganın öncülerinden.
80’li yıllarda tüm dünyayı saran kasıp kavuran Latin Edebiyatı dalgasını anımsayanlar el kaldırabilirler mi? İspanyolca yazan yazarların, darbeli, cuntalı, silahlı, külahlı, işkenceli, katliamlı, o acımasız yıllarda estirdiği rüzgârın etkisi bugün bile kaybolmuş değil. Mario Vargas Llosa (Peru), Gabriel Garcia Marquez (Kolombiya), Julio Cortazar (Arjantin), Borges (Arjantin), Luis Sepulveda (Şili) Carlos Fuentes (Meksika) ve daha niceleri… Jorge Amado ve Jose Vasconcelos gibi Portekizce yazan Brezilyalıları saymıyorum bile. Nice Nobelist, nice best-seller, nice kült yazar çıkmıştı bu Latin dalgasından. Her biri muhteşem edebi tatlar bırakmıştı hafızalarımızda. O dalgayı anımsayan, edebiyatın edebiyat olduğu o eşsiz zamanları hüzünle yâd eden ve de şimdi el kaldıran dostlar hazır olsunlar; yarım yüzyıl sonra Jaguar Yayınevi bu dalganın bir başka versiyonunu “bir başına” Türkçemize taşıyıp duruyor ve kimseciklerin de haberi olmuyor. Enrique Vila-Matas’ın Montano Hastalığı, Jorge Baron Biza’nın Çöl ve Tohumu ve son olarak okuduğum Albert Sanchez Pinol’un Soğuk Deri’si bize özlemini duyduğumuz o eski ve güçlü edebiyatın güncel örneklerini sunuyorlar. Her biri yüksek edebiyatın derin dalgalarınnda sörf yaptırıp bizi bir zirvelere uçuruyor, bir dibe vurduruyor. Söz konusu bu genç yazar kuşağının- güncel Norveç Edebiyatını saymazsak - derin uykuya gömülmüş Avrupa edebiyatından ve popülarite bataklığında aleladeleşmiş Amerikan edebiyatından birkaç gömlek daha üstün olduğunu söylemek abartı sayılmamalıdır. Bu dalgaya dikkatlerinizi çekmek isterim. SOĞUK DERİ ROMANININ KONUSU En son ele aldığım Soğuk Deri elden bırakamadan nefes nefese okunan bir roman. Absürd bir gerçeklikten yola çıkarak insan ruhunun ve varoluşunun çıkmazlarını ve sorunsallarını kompakt bir metin içinde kısa ve öz olarak tartışabiliyor. Absürd dediğimiz konu şu şekilde: Birinci Dünya Savaşı öncesinde İrlanda’nın bağımsızlığı için savaşmış bir militan insanların olmadığı bir devrana kapağı atmak ister ve Güney Atlantik’teki ıssız bir fener adasına Meteoroloji Uzmanı olarak atanmayı kabul eder. İhtiyaç duyacağı erzak ve cephane ile bu yeni “kurban”ı küçücük adaya bırakan denizciler kaybolduktan sonra işin kötü tarafları ortaya çıkmaya başlar. Adada kafa dinlemek bir yana hayatta kalmak bile bir mucizedir. Çünkü gece olunca denizden çıkan Citauca adlı “Kurbağa Suratlı” tuhaf canlılar meteoroloji uzmanının kaldığı yeri basarak onu öldürmeye çalışmaktadır. Bu canlıların ne olduğu, neye benzediği ayrıntılı bir şekilde anlatılmıyor romanda. Bu müphem durum verilmek istenen alegorinin da ipucu aynı zamanda. İlk günlerde şans eseri hayatta kalan kahramanımız adadaki fenerde yaşayan bir başka görevlinin de hayatta kalma uğraşısı içinde olduğunu fark eder. Karakterleri taban tabana zıt bu iki karakter her gece denizden çıkıp gelen yüzlerce yaratığın saldırısına birlikte karşı koymaya çalışırlar. Fakat attıkları her adımda çatışma halindedirler. Almanca konuşan Avusturyalı Caffo, hayatta kalma ve toplumsallığı yadsıma serüveni esnasında hoyrat, sapkın, acımasız ve hedonist biri olup çıkmıştır. Hatta Citauca’ların dişi bir tanesini tutsak edip kendine “kadın etmiş”, fırsat buldukça onla hayvanî dürtülerini gidermektedir. Denizden gelen vahşilere karşı koyuşun şiddete dayalı olması ikisini de vahşileştirmiştir. Fakat cephanelerinin ve erzaklarının tükenmeye yüz tuttuğu bir sırada İrlandalı kahramanımız düşmanlarının aslında şiddet peşinde olmadıklarını fark eder, barış yolunu denemek hayatta kalmanın tek yolu olduğu bir sırada bile bunu ortağına kabul ettiremez. Kısacık bir metin içinde tüm bunlar olup biterken ortaya konan edebi göndermeleri, performansı ve alegorileri bir bir sayıp dökmek mümkün değil. Açıkçası asıl derdim de bu değil. Çünkü gerçek edebiyatın uzun eleştirel metinlerle tariflenemeyeceğini; ancak tadını bilenler tarafından tanınan çok farklı bir duygusal boyut olduğunu kabullenmiş biriyim. O yüzden sadece ve sadece bu yeni İspanyol edebi dalgasına dikkatlerinizi çekmek istedim. Soğuk Deri Hikmet Temel Akarsu
Albert Sanchez Pinol
Jaguar Kitap
İstanbul, 4 Nisan 2024
Gercekedebiyat.com