Sibel Oral’ın araştırmalarına dayanarak hazırlayıp yazdığı ve Doğan Kitap tarafından yeni yayımlanan “İşitiyor musun Memet?” adlı kitabında görüşlerine başvurduğu Gündüz Vassaf’ın Adam Yayınları ve Adam Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeni Memet Fuat ile ilgili iddiaları, önemli bir ahlaki sorumsuzluk örneği.

Adam Yayınları’nda 1990-2005 yılları arasında on beş yıl editör ve AdamÖykü dergisinin Genel Yayın Yönetmeni olarak çalıştım. 2002’de ölümüne kadar da Memet Fuat ile birlikte çalışma fırsatım oldu. Yayınevi’nde Adam Öykü’nün sorumluluğunu almamı da önce Memet Fuat önermişti.

Gündüz Vassaf belli ki hiç bilmediği, içerden tanık olmadığı konularda düpedüz spekülasyon yapıp bazı iddialar öne sürmüş, ne yazık ki o uydurma iddialarla nedense Memet Fuat’a ve Adam Yayınları’na düpedüz çamur atmış.

– Gündüz Vassaf, Memet Fuat’ın Nâzım Hikmet’in oğlu olmadığını büyük bir iddiaymış gibi öne sürüyor, onun için, “Nâzım Hikmet’in oğlu gibi kendini gösteren” diyor. Memet Fuat’ın Nâzım Hikmet’in öz oğlu olmadığını herkes bilir. Memet Fuat da kendini hiçbir zaman “Nâzım’ın oğlu” olarak göstermedi, o, Nâzım’ın evlilikle ve büyük bir aşkla bağlandığı Piraye’nin öz oğludur. Nâzım Hikmet ile Memet Fuat arasındaki ilişki, Gündüz Vassaf’ın iddia ettiği gibi yalnızca iki yıl sürmemiş, bir baba-oğul ilişkisi olarak uzun yıllar yaşanmıştır. Nâzım ayrılacakları zaman bile Piraye’ye, “Çocukların çocuklarımdır” diye yazmıştı. Bu baba-oğul ilişkisini anlamak için Nâzım Hikmet’in Memet Fuat’a yazdığı mektuplardaki sözlerini okumak yeterli olur. Nâzım Hikmet mektuplarında, pek çok sevgi sözünün yanında, “Oğlum, Canım Evladım, Memedim” diye seslenir Memet Fuat’a. Memet Fuat da onun için, “Hayatımda tanıdığım en iyi insandır Nâzım” derdi, bir yerde yazılmış sözlerden değil bu, Adam Yayınları’nda sohbet ederken kendisinden duymuştum.

Bu hikâye burada anlatılamayacak kadar uzundur, bilenler pek çoktur ama demek ki Gündüz Vassaf, Nâzım ile Piraye ve Memet Fuat arasındaki ilişkiyi hiç merak etmemiş.

– Memet Fuat Nâzım Hikmet’in şiirlerini ilk kez sahibi olduğu De Yayınevi’nde yayımlamaya başladı. O yıllarda Nâzım Hikmet’in şiirleri yasaklıydı ve yasal bir varisi bulunmuyordu. Memet Fuat, Nâzım Hikmet’in kitaplarını dönemin tehlikeli yasaklarından birine karşı çıkarak yayımlamaya başladı ama bütün kitaplarını yayımlamadı. Nâzım Hikmet’in Bütün Eserleri neden sonra eksiksiz biçimde Adam Yayınları tarafından yayımlandı. Nasıl mı…

– Nâzım Hikmet’in sağlığında yalnızca 8 kitabı yayımlanmıştı. Bu bilgi önemli. Sonra Memet Fuat, Nâzım Hikmet’in bütün yazdıklarını, eleştirmen Asım Bezirci’nin de değerli katkılarıyla birlikte, bir kuyumcu titizliğiyle derledi. Nâzım Hikmet’in gazetelerde, orada burada yazılıp kalmış yazıları yayımlandıkları yerlerden toplandı. Derlenenler şiirler, romanlar, masallar oyunlar, yazılar gibi türlere göre sınıflandırıldı, bir dizi kitap ortaya çıkarıldı ve yıllar süren bu çalışma sonunda Nâzım Hikmet’in bugün okunan Bütün Eserleri tamamlanmış oldu. Nâzım Hikmet’in sağlığında yayımlanmış 8 kitabı böylece 28 kitaplık Bütün Eserleri’ne ulaştı. Memet Fuat bu çalışmaları karşılığında özel bir telif ücreti almadı. O kendisini Adam Yayınları’nın çalışanı olarak görüyordu ve aldığı ücret onun için yeterliydi. Asım Bezirci de yaptığı editörlük çalışması boyunca Adam Yayınları’ndan düzenli ücret aldı. Bu 28 kitabın nasıl bir titizlikle hazırlanıp çok ciddi bir yayıncılık işi ve kültür hizmeti olarak yayımlandığını yakından biliyorum. Gündüz Vassaf ise bu süreci hiç ama hiç bilmeden tezvirat yapıyor.

– Daha sonraki yıllar içinde Nâzım Hikmet’in yayın hakları Yapı Kredi Yayınları’na geçti. Gündüz Vassaf gene hiçbir şey bilmeden demiş ki: “Bu durum YKY ile değişti çünkü YKY ciddi bir kurumdu, yasadışı bir iş yapmak istemezdi.” Ve Adam Yayınları’nda yapılanlar “kara delik”miş. Bu sözler Adam Yayınları’na atılmış, çirkin bir iftiradır ve düpedüz ahlaki bir suçtur.

Adam Yayınları’nda on beş yıl çalıştım ve orada tek bir kurşun kalemin bile hesabının yapıldığını bilirim. Nâzım Hikmet’in 28 kitaplık Bütün Eserleri’nin telif haklarının, Paris’teki oğlu Mehmet Nâzım’a, avukatı Necla Fertan aracılığıyla eksiksiz biçimde ödendiğini biliyorum.

– Nâzım Hikmet’in 28 kitaplık Bütün Eserleri YKY’ye geçtikten sonra, YKY Memet Fuat ile kitapların basımı için kısa bir süre çalıştı ve kitapların son biçimi için de o sırada hâlâ Adam Yayınları’nda çalışan Memet Fuat’ın onayını aldı. Gündüz Vassaf bunları da bilmiyor olmalı.

– Memet Fuat hayatımda tanıdığım en doğru dürüst insanlardan biriydi, tepeden tırnağa ilkeleriyle yaşayan bir insandı. Kendisi için hiçbir şey istemezdi, parayla bizim gibi bir ilişkisi yoktu, onun için edebiyat yüce bir değerdi, yaptıklarının yararlı oluşu önemliydi, öyle yaşadığı için de karşılıksız katkıları saymakla bitmez. Ondan yazar ve editör olarak çok şey öğrendim.

– Öte yandan, onun yayıncı ve editor olarak yayıncılık dünyamıza yaptığı katkıları da bilenler bilir.

Gündüz Vassaf bilmiyor, Adam Yayınları 1980’den sonra ortaya çıkmış, dönemin en önemli yayıneviydi. Niçin o kadar önemliydi? Çok ama çok önemli yazarların, şairlerin büyük bir bölümünün yayıncısıydı ama önemi bundan gelmiyor. Adam Yayınları, o yıllara kadar pek çok ilke bakımdan bir hercümerç içinde bulunan yayıncılık dünyamıza kalıcı ilkeler getirmiş, o ilkeleri titizlikle uygulamış, onların yaygınlaşmasını sağlamıştı ve kitap –özellikle edebiyat– yayıncılığının niteliğinin ve etik değerlerinin yükselmesine önemli katkılar yapmıştı. Bunda Adam Yayınları’nın sahipleri kadar Memet Fuat’ın da belirleyici bir rolü vardı.

– Yapılanlar Gündüz Vassaf’ın göstermeye çalıştığı gibi değildi. Adam Yayınları yazarların ve çevirmenlerin hakları konusunda o güne dek pek uygulanmayan ilkeler getirdi, o ilkeleri kararlılıkla uyguladı. Yeteince düzgün uygulanamayan telif hakları konusunda nitelikli uygulamalar yaptı. Yazarlar için yüzde 15 telif ücreti belirledi. Bu yüzde 15 telif ücretini genç-yaşlı, eski-yeni ayrımı yapmadan, bütün yazarlar için uyguladı. Ben o sıralarda Adam Yayınları’nda yayımlanan kitaplarımdan yüzde 15 telif ücreti alıyordum ve bir daha o düzeyde telif ücreti görmedim. Telif ücretlerinin yarısının kitap yayımlandıktan bir ay sonra, kalan yarısının üç ay sonra ödenmesi ilkesini getirdi. Aynı ilkeler çevirmenler için de geçerliydi.

– Öte yandan Memet Fuat kitapların yayına hazırlanması sürecinde karşımıza çıkacak bir dizi biçimsel soruna De Yayınevi’nde önemli çözümler getirmiş, getirdiği o çözümleri Adam Yayınları’nda geliştirmişti. Onun çözümleri daha sonraki yıllar içinde pek çok yayınevince benimsenip uygulandı. Ülkedeki editörlük kurumunun oluşmasında Memet Fuat’ın özel bir katkısı vardır ve bana kalırsa bu konudaki en büyük katkı ona aittir.

– Ben burada Gündüz Vassaf’ın başından sonuna gerçek dışı ve dayanaksız iddialarla dolu anlattıklarıyla ilgili önemli bulduğum bazı noktalara açıklık getirmek istedim. Üstelik bu gerçek dışı iddialar bir kitapta yer aldı. Böylece kalıcı mı olacaklar?

Turgay Fişekçi ile de Adam Yayınları’nda on beş yıl birlikte çalıştık. Yan yana iki odada Memet Fuat, Cevat Çapan, Turgay ve ben vardık. Yöneticilerimiz de İnci Asena ile Nazar Büyüm’dü. Onların tanıklıkları da bu bir çuval yalanı düzeltecektir. Meraklılarına, Turgay Fişekçi’nin K24’te bugünlerde yayınlanacak yazısını da özellikle okumalarını öneririm. Orada çok daha ayrıntılı bilgiler görülecektir.

Semih Gümüş
(facebook)
Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)