Çoktan geçtik oradan
Çoktan geçtik oradan dönülmez ufuktayız.
Geçtik işte yabanından, yazısından, yazından,
Sarıkız'ın kazlarından, Hasan boğan suyundan.
Karabiber ağacının kızaran tohumundan,
Sabahların çıldırtan yasemin kokusundan.
Saklanacak yer kalmadı rüzgâr uğuldayınca,
Kış oturdu kalbimize, oysa hazır değildik,
Güzelim gönlümüzü yıktı savrulan boran.
Atılırsa köprüler, yakılırsa gemiler,
Ölmediyse de ölür gördük güzel duygular.
Sözleri sakınmayıp kurşunlar gibi atan,
Bencilliği hak sayıp surlara saklandıysa
Uçmadan sönmez imiş yalan yüklü rüzgârlar.
Yağan yağmurlar silse, karlar örtse kirleri
Yaşanmamışa dönüp unutulmazmış olan.
Olmuyor, biliyoruz, bilmeli tüm insanlar,
Sözleri, sanrıları, öfkeyle saldığında
Yıkılmakla yetinmez kopar kurulan bağlar.
Çünkü biz çok yaşadık ve duyduk kalbimizde,
Tanığıydık, bilinmeli, böyle oldu olanlar.
Bu yüzden geçip gittiydik saatinden, kumundan,
Unutursak yağmur olsun buharlaşıp ağanlar!
Ünsal Çankaya
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR