Türk dizilerinin Dünyayı saran başarıları ve yabancıların övgüleri hangi ülkelerde...
"Sinema sektörü"nde sonlarda yer alıyoruz, edebiyatımız sahte sunta ihracatı gibi ama dizi sektöründe dünya ikincisiyiz ve ABD'nin en büyük rakibiyiz. Balkanlar'dan Arap ülkelerine, Çin'den Rusya'ya, Endonezya'dan İsveç'e, Afrika ülkelerinden Güney Amerika ülkelerine kadar onlarca ülkede Türk dizileri yayınlanmaya devam ediyor. Türkiye’de "Brezilya dizisi" olarak anılan 80’li, 90'lı yıllardaki "pembe dizi" karakterleri pek çokları için ailenin bir ferdi haline gelmişti. Kendi komşusunu tanımayan Türk insanı elin Brezilyalısının, Amerikan orta sınıfının derdini dert bilmiş, bunalımlarını, psikolojisini ezberler olmuştu.
Şimdi ise Türk dizi karakterleri dünyanın dört bir yanında hanelere konuk oluyor, milyonlarca kişiyi ekran başına çekiyor. Bir zamanlar Güney Amerika ülkelerinin Rosalinda, Vahşi Güzel gibi dizileriyle yatıp kalkarken şimdi onlar bizim dizilerimizle yatıp kalkıyorlar.
Türkiye, yaklaşık 100 ülkeye satılan "prodüksiyonlar"la dünyanın önde gelen dizi ihracatçıları arasına girdi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Türkiye, dizi satışlarında ABD’nin ardından dünyada ikinciliğe yükselmiş durumda.
Artık Türk insanının sevinçleri, aşkları, dertleri dünyanın dört bir tarafında yüz milyonlar tarafından biliniyor!
Türk dizilerinin dünyaya yayılışı, Muhteşem Yüzyıl dizisiyle başladı. Kanuni Sultan Süleyman’ın yaşam hikayesi, önce Ortadoğu’da ün kazandı. Şimdi ise dünyada yaklaşık 70 ülkede satılıyor.
Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Aslı Tunç, Türkiye‘nin Latin Amerikalılar için egzotik bir ülke olduğuna dikkat çekerek, Türk dizilerinin bu bölgedeki televizyonlara taze bir hava getirdiğini belirtiyor.
Türk dizilerinin gerek Ortadoğu, gerekse Balkanlar ve son olarak Latin Amerika'da fenomen olduğunu belirten Tunç, “Her kültürde insanlar içinde kendilerinden bir şeyler bulabiliyor“ diyor.
Özellikle Arap dünyasında büyük başarı elde eden Aşk-ı Memnu, Fatmagül’ün Suçu Ne gibi dizilerin senaristi Ece Yörenç, Türk dizilerinin Suudi Arabistan dahil olmak üzere Arap ülkelerinde kadınların hak mücadelesine katkı sağladığına işaret ediyor. Yörenç, “Türk dizileri neredeyse kadınlar için bir Arap Baharı yarattı“ diyor. Örneğin Yunanlar eski İstanbul dizilerinde nostalji yaşayıp, ailenin önemi gibi 70’li yıllardaki kendi değerlerini hatırlarken, aynı diziler Araplar için özellikle de kadın hakları konusunda bir devrim niteliğinde.
Dünyanın en büyük "hayal" fabrikalarından biri İstanbul’dan bir saat uzaklıkta, Kocaeli’de bulunuyor.
Kocaeli’den 10 bin kilometre uzaklıkta Kolombiya’nın Karayip kıyılarındaki Cartagena'da televizyon ekranında Gümüş dizisi oynuyor.
Arjantin, Peru, Şili, Uruguay, Paraguay gibi ülkelerde prime time ya da gündüz kuşağı fark etmeksizin Türk dizileri ekranlarda gösteriliyor ve reyting rekorları kırıyor.
Aşçılık yapan 51 yaşındaki Àngela Amador Ramos, Türk dizilerinintek bir bölümünü bile kaçırmadığını anlatıyor.
Türk dizilerinin Brezilya dizilerine göre daha heyecanlı olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Dizilerin merkezinde sadece aşk hikayeleri yer almıyor, Türk kültürü de var. Türklerin gündelik hayatına büyük ilgi duyuyorum.“
Türk dizisi hayranlarının bir hayli fazla olduğu Şili'de yaşayan bir kadının Türk dizileri hakkındaki görüşü şöyle mesela:
"Türk dizilerinde Amerikan dizilerindeki klişeler yok. Dizilere daha kolay bağlanılıyor ve seks fazla abartılmıyor."
Perulu bir üniversite öğrencisinin yorumu ise şu şekilde: "Arkadaşlarımla toplanıp Türk dizileri geceleri düzenliyoruz. Senaryolar zekice, aktörler çok yakışıklı. Hepimizin birer favorisi var." (BBC'nin haberinden alıntıdır.)
Uruguay'da El Sultan adıyla yayınlanan Muhteşem Yüzyıl, reytinglerde ikinci sırada. Peru'daki dublajlı versiyon ve "Yenebilirsin Hürrem!" diyen bir izleyici:
La derrota de Hurrem! #ElSultan #Firuze 5/5 pic.twitter.com/tHe7nJfdv7
— El Sultan - Perú (@ElSultanPeru) 28 Ağustos 2016
Arjantin, Şili, Uruguay gibi ülkeler seksin abartılı kullanılmadığını düşünseler de Arap ülkeleri aynı fikirde değil.
Bu yüzden Türk dizilerinin en çok tuttuğu Arap ülkelere gençlik dizileri yerine daha çok ağır dram içeren diziler pazarlanıyor. Gençlik dizisi satma girişimlerinde, "Evin kızı hamile kalıyor, annesine söylüyor, sonra da babasına söylememesi gerektiği tembih ediliyor. Bu sizce gerçekten normal mi?" cümleleriyle karşılaşılıyormuş. Üstelik bunu söyleyenler sıradan halk değil Arap TV yapımcılarının ta kendisi.
Türk dizilerini dünyaya pazarlamada büyük etkisi olan İzzet Pinto, Al Jazeera Turk'e verdiği demeçte şöyle diyor:
"Son 5 yılda Türkiye’ye Orta Doğu’dan gelen turist sayısında %350 artış olmuş. Bunun tek sebebi diziler, ikinci bir sebebi yok. Şöyle düşünün, 400 milyon kişi her gece Türkiye’yi izliyor, boğazı izliyor. Bundan daha iyi bir reklam olamaz."
İzlenen ülkelerde Muhteşem Yüzyıl'daki karakterler gibi giyinip partilere gidiyorlar. Pastaneler Muhteşem Yüzyıl pastaları yapıp satıyor.
Ülke gündemi bu kadar ürkütmese turizm konusundaki etkisi hissedilir derecede olabilirdi.
Hep deriz ya, "O Ses Türkiye, Survivor gibi formatları hep dışarıdan alıyoruz." diye; aslında biz de satıyormuşuz. Kanal D’de yayınlanan Bana Her Şey Yakışır programı, Shopping Monsters, Shopping Queens gibi adlarla yurt dışına pazarlanıyor.
Gelinim Olur musun? da pazarlanan programlar arasında.
Yaşam tarzlarını öve öve bitiremediğimiz Kuzey Avrupa ülkeleri de dizilerimize bayılıyorlar.
20 Dakika dizisi İsveç'in devlet televizyonu SVT'de yayınlanmıştı, hem de prime time'da. Başarılı olunca bir de Paramparça dizisini satın aldılar. İsveçli izleyicilerler ise dizileri beğendiklerini, sadece oyunculukların daha iyi olması gerektiğini belirtiyorlar.
Sizin belki de ilk defa gördüğünüz dizileri onlar çok daha iyi biliyor ve takip ediyorlar.
Ülkelerinde yayınlanmayan dizileri de alt yazılarıyla birlikte rahatlıkla bulabiliyorlar.
Hatta sadece izlemekle yetinmiyorlar, magazin gündemini de takip ediyorlar.
Buna ilgi duyulduğu bilindiği için de farklı ülkelerin dergilerinde bizim ünlüleri görmek şaşırtıcı olmuyor. Diziler oralarda bu kadar popüler olunca oyuncularımızı kendi ülkelerine davet ediyorlar. Binbir Gece, Sırbistan'ı etkileyince Bergüzar Korel ve Halit Ergenç bir programa konuk oluyorlar.
Biz Brad Pitt'i çağırsak gelmez ama bizimkiler alçak gönüllü tabii ki, kıramazlar.
Arap dünyasında ise Hollywood yıldızları yerine Türk yıldızların yer aldığı reklamları sıkça görebilirsiniz.
Yunanistan'daki televizyon ve gençlik dergilerinde ağırlıklı olarak Türk dizilerine ve Türk oyuncuların özel hayatlarına yer veriliyor.
Yunan dizi sektörü çoktan ikinci planda kalmış durumda. Prime time'da yayınlanan Türk dizileri her zaman ilk 3'te kendine yer bulabiliyormuş.
Yunanistan'da çılgınlık seviyesine gelince Kilise yetkilileri bile olaya müdahil olmak istemişler ve "Türk dizileri yasaklanmalı." şeklinde açıklama yapmışlardı.
Yunanistan hakkında bir detay daha: Diğer ülkelerde olduğu gibi dublaj olarak izlemiyorlar. Alt yazılı izliyorlar, bunun nedeni ise doğal sesin daha gerçekçi olması haricinde Türkçe'nin kulağa hoş gelen bir tınısı olduğunu belirtmeleri. Türk dizileri hakkında yapılan bir belgeselde Yunan kadının sözleri: "Bir gün karşıma bir Türk dizisi çıktı ve ekrandaki adamın çok yakışıklı olduğunu gördüm. Ablama, 'Televizyonda Brad Pitt'e benzeyen bir Türk erkeği var, çabuk gel.' dedim. Ablam da 'Türk erkeği ve Brad Pitt, emin misin?' cevabını verdi. O günden beri Türk erkeklerinin aslında gerçekten yakışıklı olduklarını düşünüyoruz!"
Ancak bu başarının da bir bedeli var ve bu bedeli en ağır ödeyenler, oyuncular ve teknik ekip. Reji asistanı Arda Sarıgün, diziler yurtdışına satılmaya başladıktan sonra bölüm sürelerinin de giderek uzadığına dikkat çekiyor. Bunun nedeni ise bölüm süresi uzadıkça içine daha fazla reklam alınabilmesi.
Sarıgün, dört yıl önce Arka Sokaklar dizisi için çalışırken bir bölümün 90 dakika sürdüğünü, geçen yıl ise haftada 150 dakika çalışmaya başladıklarını, iki ekip olarak haftanın yedi günü montaj bandında gibi çalıştıklarını söylüyor.
Uzunca bir sinema filmi anlamına gelen 150 dakikanın bir hafta içinde çekilmesi gerekiyor. Oyuncular Sendikası’ndan Ersin Gök, şu an haftada 16 ila 18 saat çalıştıklarını belirterek, genelde sigortasız ve güvenlik önlemleri alınmaksızın çalışıldığına dikkat çekiyor. Gök, devlet düzenlemesinin olmadığı bir ortamda, hızla büyüyen sektörde insan emeğinin sömürüldüğünü belirtiyor.
Ama giderek birbirine benzeyen dizilerdeki kalite kaybı, izleyicinin pek umurunda değil gibi görünüyor. Prof. Dr. Aslı Tunç, güvensizliğin arttığı bir dönemde dizilerin izleyicilere bir kaçış olanağı sunduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “İnsanların böyle zor zamanlarda bir masal görmeye ihtiyacı var. Güzel insanlar görmek istiyorlar. Kötülerin cezasını bulduğunu görmek istiyorlar."
Derleyen:Gerçek Edebiyat
MUHTEŞEM YÜZYIL'LA BAŞLADI!
LATİN AMERİKA GELİNİM OLUR MUSUN'U BİLE İZLİYOR!
ARAP ÜLKELERİ
'GELİNİM OLUR MUSUN' BİLE
KUZEY AVRUPA ÜLKELERİ
'MAGAZİN GÜNDEMİ'NDE DE ÖNDEYİZ!
YUNANİSTAN TÜRK DİZİSİ YÜZÜNDEN KARIŞTI
DİZİ EMEKÇİLERİ SÖMÜRÜSÜ
YORUMLAR