Hitler'i keşfeden ve yaratan kişi bir şairdi: Dietrich Eckart ve son sözleri
Hemen herkesin tanıdığı ve hemfikir olduğu dünyanın 'en felaket insanı' kuşkusuz Adolf Hitler'dir. O zamana dek tüm lider ve yüksek dereceli yöneticileri aristokrat ailelerden gelmiş Almanlar'ın başına sıradan bir halk üyesi Hitler'in nasıl lider (führer) olduğu, hala tartışma konusudur.
Hitler'i lider yapan yolları döşeyen ve onu sosyeteye sokan kişi -maalesef- bir şair-oyun yazarı ve gazeteci Dietrich Eckart adlı kişiydi. Dietrich Eckard, 1. Dünya Savaşı'ndan ezik biçimde ayrılan Almanlar'ın bunu haketmediğini düşünüyordu. Almanlar aslında üstün bir ırktı; içlerindeki Yahudiler parazitlerdi. Bu haksızlığı giderecek hem sağlam düşüncelere hem de bir partiye (Alman İşçi Partisi) sahipti. Ancak bu yeterli değildi. Bu düşünceleri geniş kitlelere anlatma yeteneğinde bir 'mesih'e ihtiyacı vardı! İşte bu kişi Hitler'dir diye sezen ve onu yetiştiren kişi Dietrich Eckard'tır. Johann Dietrich Eckart, 23 Mart 1868'de Bavyera Krallığı'na bağlı Nürnberg'in yaklaşık yirmi mil güneydoğusunda Neumarkt'ta bir kraliyet noteri ve avukat olan Christian Eckart ile dindar bir Katolik olan Anna'nın oğlu olarak dünyaya geldi. Eckart'ın annesi on yaşında öldü. Annesiz büyüdü. 27 yaşındayken de (1895) babası öldü ve ona Eckart'ın kısa sürede harcayıp bitirdiği önemli miktarda para bıraktı. Eckart başlangıçta Erlangen'de hukuk okudu, daha sonra Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi'nde tıp okudu. 1891'de şair, oyun yazarı ve gazeteci olmaya karar verdi. Öğrenci Birlikleri'nin eskrim ve içki içme konusunda lideri sayılırdı. Morfin bağımlılığı teşhisi konulduğunda 1899'da Berlin'e taşındı. Orada, genellikle otobiyografik olan bir dizi oyun yazdı ve Prusya Kraliyet Sanat Yönetmeni Kont Georg von Hülsen-Haeseler'ın (1858–1922) dostu oldu. Bir içki banyosu sonrası yaptığı düellodan sonra Eckart, kısa süre hapsedildi. Bir oyun yazarı olarak Eckart, 1912'de Henrik İbsen uyarlaması Peer Gynt oyunuyla meşhur oldu. Berlin'de adeta kapalı gişe 600 kez oynanan oyunuyla adını duyurdu. Eckard bu oyunla zengin oldu ve daha önemlisi daha sonra Hitler'i düzinelerce kişiyle tanıştırmak için kullandığı sosyal ilişkileri bu oyunla kazandı. Eckart kendini Heinrich Heine, Arthur Schopenhauer ve Angelus Silesius'un geleneğini izlediğini düşünüyordu. Maya doktrini ve illüzyondan da büyülenmişti. Budist oldu ve 1913'te Bad Blankenburg'dan zengin bir dul olan Rose Marx ile evlenerek Münih'e döndü. İbsen'in oyununun beş perdelik versiyonu olan oyun, Gynt'in Yahudi "troller"e karşı mücadele eden üstün Cermen kahramanı temsil ettiği "milliyetçi ve anti-semitik fikirlerin güçlü bir dramatizasyonu"ydu. İbsen'in orijinal oyununda Peer Gynt, Norveç'i "dünyanın kralı" olmak için terk eder, ancak bencil ve aldatıcı eylemleriyle vücudu ve ruhu mahvolur ve utanç içinde memleketine geri döner. Ancak Eckart, Gynt'i Yahudi dünyasına meydan okuyan bir kahraman olarak sundu ve işlediği suçları bu nedenle asil bularak affedilmesi gerektiğini ileri sürdü. Eckart, Hitler'in "führer" olduktan kısa bir süre sonra ona sunduğu oyunun bir kopyasında , [Gynt'in] dünyanın kralı olma fikrinin tam anlamıyla 'Güç İsteği' olarak algılanmaması gerektiğini yazdı. Bunun arkasında saklı olan ruhani bir inanç vardı ve eninde sonunda tüm günahları için affedilecekti. Hitler'in de bir "Alman Mesih" olma yolunda kullanacağı tüm araçlar meşru olacaktı! Eckart her zaman bir Yahudi düşmanı değildi. Örneğin 1898'de Yahudi bir kızın erdemlerini ve güzelliğini yücelten bir şiir yazdı ve yayınladı. Antisemitizme dönüşmeden önce, en çok hayran olduğu iki kişi, ikisi de Yahudi olan şair Heinrich Heine ve Otto Weininger'dı. Bununla birlikte Weininger, Protestanlığa geçmişti ve sonunda Yahudi karşıtı görüşleri benimseyen "kendinden nefret eden bir Yahudi" olmuştu. Eckart'ın Weininger'e olan hayranlığı onun Yahudi düşmanı olmasında rol oynamış olduğu kabul edilmektedir. Aralık 1918'de Eckart, anti-Semitik haftalık Auf gut Deutsch dergisini ("Düz Almanca") kurdu, yayınladı ve editörlüğünü yaptı. 17 Ağustos 1918'de Vier Jahreszeiten Oteli'nde tüm Nazilerin manevi babaları ve başöğretmenleri olarak gördüğü Rudolf von Sebottendorff tarafından kurulan Alman milliyetçi topluluğu Thule Örgütü'nün mali desteğiyle Alfred Rosenberg (1927: Alman Dış Politikasının Gelecekteki Yönü adlı kitabında Polonya ve Rusya'nın fethedilmesini ilk kez savunmuş olan -ki kendisi mimarlık eğitimini Rusya'dan almıştı-Yirminci Yüzyılın Mitosu (1930) adlı kitabın yazarı Nazi ideologu) ile birlikte çalışmaya başladı. Eckard dergisinde, Alman Devrimi ve Weimar Cumhuriyeti'nin sert şekilde eleştiriyordu. Vatana ihanet olarak gördüğü Versailles Antlaşması'na şiddetle karşı çıktı ve sözde sırtından bıçaklanma efsanesinin (Dolchstoßlegende) ateşli bir savunucusu oldu. Eckard'a göre Sosyal Demokratlar ve Yahudiler, Almanya'nın savaştaki yenilgisinden sorumluydu. Eckart'ın anti-Semitizmi, Ekim Devrimi'nden kaçan "beyaz Rus" göçmenler tarafından Almanya'ya getirilen sahte yayın The Protocols of the Elders of Sion'dan etkilendi. Kitap, dünyanın kontrolü için uluslararası Yahudi komplosunu ana hatlarıyla açıklıyordu ve birçok sağcı ve yoksul halk kesimi bunun gerçek bir açıklama olduğuna inanıyordu. Eckart'ın 1913'te Berlin'den Münih'e taşındığında Hitler de Viyana'dan Münih'e taşınmıştı. Eckard, Ocak 1919'da, Anton Drexler ve Karl Harrer'le birlikte nüfusun daha geniş kesimlerine hitap etmesini sağlamak için Deutsche Arbeiterpartei'yi (Alman İşçi Partisi veya DAP) kurdular. Şubat 1920'de ismini Nationalsozialistische Deutsche Arbeiterpartei olarak değiştirdi. (Ulusal Sosyalist Alman İşçi Partisi veya NSDAP; daha doğrusu "Nazi Partisi" olarak bilinir.) Gazete, Völkischer Beobachter olarak yeniden adlandırıldı ve Eckart'ın ilk editörü ve yayıncısı olmasıyla partinin resmi organı oldu. Eckard, daha sonra Nazi sloganı olacak olan Deutschland Erwache'yi ("Uyan Almanya") marşını bu yıllarda yazmıştı. 1921'de ilginç bir olay oldu. Eckart gazetesinde, oğulları Birinci Dünya Savaşı'nda cephede üç haftadan uzun süre savaşmış bir Yahudi aile olduğunu kanıtlayacak herkese 1000 Mark vereceğini vaad etti! Hannoverli bir haham Samuel Freund, 20 Yahudi ailenin adını verdi. Ancak Eckart yalan söylediğini ileri sürerek ödülü vermeyi reddetti. Mahkemeye düştü. Duruşma sırasında Freund, aralarında savaşta üç oğlunu kaybeden ve yedi gazisi olan 50 Yahudi aileyi duruşmaya getirmeyi başarmıştı.. Eckart davayı kaybetti ve parayı ödemek zorunda kaldı. Eckart, gelecekteki diktatörün erken akıl hocalarından biri olarak Adolf Hitler'in kişiliğini yaratmada etkili oldu. "Hitler Efsanesi"nin ilk propagandacılarından biriydi. 1919 kışında Eckard, Münih'in salaş birahanelerinde umutsuz parti toplantılarından birinde kenarda not tutan tanımadığı bir kişiyi görmüş ama önemsememişti. O kişi, Alman Ordusu'nun istihbarat için gönderdiği sivil asker Adolf Hitler'di. Önce tüm konuşmaları not eden Hitler daha sonra not tutmayı bıraktı. Çünkü bu partide konuşmacıların tümü kendi düşüncelerini dile getiriyordu! 1918 devrimi sahte bir devrimdi. Gerçek bir Alman devrimi için önce "ruhsuz Yahudiliğin" üstesinden gelmek gerekiyordu. İkinci toplantıda söz alıp parti üyesi gibi ateşli bir konuşma yapmış ve herkesi büyülemişti. Hitler, parti görüşlerini yaymada iyi bir konuşmacı 'mesih' arayan Eckart'ı hemen etkiledi ve onun hakkında "Tüm varoluş biçiminden kendimi etkilediğimi hissettim ve çok geçmeden onun tam olarak o olduğunu anladım. Genç hareketimiz için doğru adam" diye not defterine yazdı. Eckart'ta, Hitler hakkında "Bu Almanya'nın bir sonraki büyük adamı - bir gün bütün dünya onun hakkında konuşacak." düşüncesi pekişti. Eckart, Almanya'nın I. Dünya Savaşı'ndaki yenilgisinden sonra kurtaracak bir "Alman Mesih"in gelişine inanan gizli bir okültist (gelecek hakkında gerek medyumik yollarla gerekse aktarılagelen ezoterik gelenekler yoluyla edinilmiş derin bilgiler bütünü savunucuları) grubu olan Thule Society ile ilişkiliydi. İşin kötüsü, Hitler de, kendisinin "o kişi" olma olasılığını görmeye başladı! Hitler toplumun alt kesimlerindendi. Hitler'den 21 yaş büyük ve zengin olan Eckart ona takım elbise aldı hatta trençkotunu bile verdi; kravat taktırdı. Sosyeteye götürdü. Kokteyllerde Hitler abuk sabuk konuşuyor, Yahudilerin kötülüğünden patavatsızca söz ediyor ve kokteyl içecek ve pastalarını tıka basa yiyordu. Eckert ona yemek adabını bile öğretmek zorunda kaldı. Kitaplarını verdi. Konuşma ve yazma stilinde düzeltmeler yaptı. Eckert, Völkischer Beobachter'ı editör olarak yönettiği yardımcısı Rosenberg'le birlikte, gazeteyi "Hitler Efsanesi" ni yaymak için bir araç olarak kullanmaya başladı: "Üstün bir varlık, ilahi Alman Mesih olacak bir dahi - seçilmiş kişi!" Gazete, Hitler'den yalnızca Nazi Partisi'nin lideri olarak bahsetmiyordu; o "Almanya'nın lideri"ydi. Bavyera'daki diğer gazeteler de Hitler'e "Bavyera Mussolini'si" adını vermeye başladı. Hitler ve Eckart'ın sanata ve politikaya olan ilgileri de dahil olmak üzere birçok ortak noktası vardı; her ikisi de kendilerini öncelikle sanatçı olarak görüyorlardı. Ayrıca, ilk ortak yanların Yahudiler hakkındaki düşünceleriydi. Ancak Eckart, Hitler'in aksine Yahudilerin ayrı bir ırk olduğuna inanmasa da, ikisi buluştuğunda, Hitler'in hedefi "Yahudilerin tamamen ortadan kaldırılması"ydı. Tüm Yahudilerin bir trene bindirilmesi ve Kızıldeniz'e sürülmesi gerektiğini filan söylüyordu. (Hitler iktidara geldiğinde, bu düşünce, Fransızlardan aldıkları Madagasgar adasına tüm Yahudileri gemilerle gönderme fikrine dönüşecekti.) Ayrıca, Alman bir kadınla evlenen herhangi bir Yahudi'nin üç yıl hapis cezasına çarptırılması ve suçu tekrarlaması halinde idam edilmesi gerektiğini savunuyordu. Paradoksal olarak Eckart, insanlığın varlığının Aryanlar ve Yahudiler arasındaki antiteze bağlı olduğuna, birinin diğeri olmadan var olamayacağına inanıyordu. Eckart 1919'da, "Yahudi halkı ölürse ... tüm zamanların sonu" olacağını bile yazdı. Eckart, Hitler'in Münih sanat hayatına girişini sağladı. Hitler'i ressam Max Zaeper'a ve benzer fikirlere sahip Yahudi karşıtı sanatçılardan oluşan salonunda fotoğrafçı Heinrich Hoffmann'a tanıttı. 1920 ile 1923 arasında Eckart, Rosenberg ve Hitler, partinin hizmetinde sıradan bir militan gibi yorulmadan çalıştılar. Rosenberg aracılığıyla Hitler, Rosenberg'in ilham kaynağı olan ve Avrupa kültüründeki “Âri” unsurun ırksal ve kültürel üstünlüğünü savunan İngiliz asıllı Alman siyaset felsefecisi, yazar ve filozof Houston Stewart Chamberlain'in yazılarıyla tanıştı. Hem Rosenberg hem de Eckart, Rusya konusunda Hitler üzerinde etkili oldu. Rusya hakkında entelektüel düşünce şöyle gelişti: Yahudi Bolşevikler Rusya'yı işgal etmiştir. Bolşeviklerden kurtarılacak bir Rusya Almanya'nın doğal ittifakıdır. 1920'de Berlin'de yapılacak Kapp Darbesi'ne katılmak için Hitler ve Eckart uçağa bindi. Hitler'in yükseklik korkusu olduğu orada anlaşıldı; kustu. Taktığı sahte sakalı düştü. Berlin'e vardıklarında zaten darbe Ruhr Bölgesi işçilerinden oluşmuş 50 bin kişilik Alman kızılordu milisleri tarafından durdurulmuş çökertilmişti. Ne Berlinliler üzerinde olumlu bir izlenim bıraktılar ne de darbeye katkıda bulunabildiler: Bir darbeci yüzbaşının onlara, "Bakış ve konuşma şekliniz - insanlar size gülecek" dediği söylenir. Bu darbe girişimi ve daha sonra yapacakları başarısız Münih darbesinden sonra Hitler, darbelerden vaz geçecek ve iktidara halk desteği ve hukuksal yollarla gelmenin önemiyle hareket edecektir. Ancak Eckart Berlin'de Hitler'i daha önce tanıdığı zengin potansiyel bağışçılarla tanıştırdı. Berlin'de, Pan-Alman Birliği'nin üst düzey yetkilileri de dahil olmak üzere önemli miktarda para topladılar. Birlikte başkente sık sık seyahatler yaptılar. Bunlardan biri sırasında Eckart, Hitler'i gelecekteki görgü kuralları öğretmeni sosyetik Helene Bechstein ile tanıştırdı ve Hitler, onun aracılığıyla Berlin'in üst sınıfları arasında hareket etmeye başladı. Haziran 1921'de Hitler ve Eckart, Berlin'e bağış toplama gezisindeyken, Münih'teki Nazi Partisi içinde bir isyan patlak verdi. Yürütme komitesi üyeleri rakip Alman Sosyalist Partisi (DSP) ile birleşmek istedi. Hitler 11 Temmuz'da Münih'e döndü ve öfkeyle istifasını sundu. Bu tam bir taktik istifaydı; Hitler gitmemiş dış kapıda bekliyordu. Komite üyeleri, önde gelen halk figürlerinin ve konuşmacısının istifasının partinin sonu anlamına geleceğini fark ettiler. Komiteye Hitler'i kaybetmemesi için lobi yapan Eckart'tan parti liderliği adına Hitler'le görüşmesi istendi. Hitler, parti merkezinin Münih'te kalması şartıyla yeniden katılacağını ve parti başkanı olarak Anton Drexler'in yerine partinin "Führer" olma şartını dayattı. Komite kabul etti ve 26 Temmuz 1921'de Hitler yeni bir aşamaya adım attı. Hitler'in kendine güveni arttıkça, Eckart'a akıl hocası olarak daha az ihtiyaç duyuyordu ve ilişkileri giderek soğumaya başladı. Kasım 1922'de Eckart ve partinin Almanya dışındaki ana fon yaratıcısı kişiyle birlikte, ipek endüstrisinde zengin bir girişimci olan Alfred Schwarzenbach'ı görmek için İsviçre'nin Zürih şehrine bir gezi yaptı. Gezi, aile bağlantılarını kullanan Hitler'in yardımcısı Rudolf Hess tarafından düzenlendi. Bu gezi başarılı olmadı. Hitler, Alman göçmenlere, sağcı İsviçreli subaylara ve birkaç düzine İsviçreli işadamına bir konuşma yaptı, ancak bu ve ertesi günkü özel toplantı bir fiyaskoydu. Hitler, yolculuğun başarısız olmasından Eckart'ı suçladı. Eckard, dönemin Almanya Cumhurbaşkanı Friedrich Ebert hakkında iftira niteliğinde bir şiir yayınladıktan sonra aranmaya başlandı. 1923 başlarında Berchtesgaden yakınlarındaki Bavyera Alpleri'ne "Dr. Hoffman" adıyla kaçarak tutuklanmaktan kurtuldu. Nisan ayında Hitler onu Obersalzberg'deki Pension Moritz'de ziyaret etti ve onunla birkaç gün "Herr Wolf" olarak kaldı. Bu, Hitler'in daha sonra dağ sığınağı Berghof'u inşa edeceği bölgeye ilk girişiydi! Hitler'i bir dahi ve mesih olarak tanıtmadaki rolüne rağmen Eckard, Mayıs 1923'te Hitler'in bir diğer akıl hocası Ernst "Putzi" Hanfstaengl'e, Hitler'in "Mesih kompleksi ile Neroizm arasında yarı yolda megalomani" olduğundan şikayet etti. Hitler de Eckart'taki "operasyonel konular" pratiksizliğinden rahatsızdı. Partiyi Eckart'ın yardımı olmadan yönetmeye çalıştı. Hitler, dağınıklığı ve artan içkisi nedeniyle Eckart'ı siyasi bir sorun olarak görmeye başlamıştı. Bununla birlikte, Hitler, yoluna çıkan diğer ilk yoldaşlarda olduğu gibi, onu terk etmedi veya kenara itmedi. Eckart'a entelektüel ve duygusal olarak yakın kaldı ve onu dağlarda ziyaret etmeye devam etti. Eckart, 9 Kasım 1923'te başarısız Beer Hall Darbesi'ne katıldı. Tutuklandı ve Hitler ve diğer parti yetkilileriyle birlikte Landsberg Hapishanesine yerleştirildi, ancak kısa bir süre sonra hastalık nedeniyle serbest bırakıldı. Eckart, 26 Aralık 1923'te alkolizm ve morfin bağımlılığı nedenli kalp krizi sonucu Berchtesgaden'de öldü. Ölmeden önce son sözlerinin "Hitler'e, bu adama dikkat edin!" olduğu söylenir. Berchtesgaden'in eski mezarlığına, Nazi Partisi yetkilisi Hans Lammers ile karısı ve kızının nihai mezarlarından çok da uzak olmayan bir yere gömüldü. Hitler, Mein Kampf'ın ilk cildinde Eckart'tan bahsetmemiş olmasına rağmen, Eckart'ın ölümünden sonra yayınladığı ikinci cildi kendisine adadı. Eckart'ın "hayatını halkımızın uyanışına adayan en iyilerden biri olduğu"nu yazıyordu. 1942'de Eckart'ın akıl hocası ve öğretmeni rolünü kabul etti: "Eckar'ı eskiden tam anlayamıyordum. Şimdi sürekli ilerliyoruz; o bir kutup yıldızıydı!" Hitler daha sonra sekreterlerinden birine Eckart'la olan arkadaşlığı hakkında, "1920'lerde yaşadığı en iyi şeylerden biri" olduğunu ve bir daha asla "düşünme ve duygu uyumu" hissettiği bir arkadaşı olmadığını söylemiştir. Nazi döneminde, Eckart'a birkaç anıt ve heykel yapıldı. Hitler, 1936 Yaz Olimpiyatları için açıldığında, Berlin'deki Olimpiyat Stadı yakınlarındaki arenaya şimdi Waldbühne (Orman Etabı), "Dietrich-Eckart-Bühne" adını verdi. SS-Totenkopfverbände'nin 5. Standarte'sine (alay) Dietrich Eckart onur unvanı verildi. Eckart'ın Neumarkt'da doğduğu sokak resmi olarak "Dietrich-Eckart-Stadt" ekiyle yeniden adlandırıldı. 1934'te Adolf Hitler, şehir parkında onuruna bir anıtın açılışını yaptı. Ki park o zamana kadar, muhtemelen kasabada doğmuş olan Danimarka Kralı Christopher of Bavyera'ya (1416–1448) adanmıştı. Fikirleri ve çalışmalarıyla Eckart, Nazizmin ruhani babası olarak adlandırıldı. Hitler onu manevi kurucu ortağı olarak kabul etti. Eckart, Birinci Dünya Savaşı'nı Almanlar ve Alman olmayanlar arasındaki kutsal bir savaş olarak değil, Aryanlar ve Yahudiler arasında kutsal bir savaş olarak gördü. Ona göre, Rus ve Alman imparatorluklarının düşüşünü Yahudiler planladı. Bu kıyamet mücadelesini tanımlamak için Eckart, Ragnarok efsanelerinden ve Vahiy Kitabı'ndan geniş tasvirleri oyunlarına yansıttı. 1925'te Eckart'ın bitmemiş makalesi Der Bolschewismus von Moses bis Lenin: Zwiegespräch zwischen Hitler und mir ("Musa'dan Lenin'e Bolşevizm: Hitler ve Benim Aramdaki Diyalog") ölümünden sonra yayınlandı. Daha sonra Eckard'ın düşüncelerinin, Sinoplu bir keşişin oğlunun (MS. 140) adıyla anılan ve Eski Ahit'in Tanrısını bir tiran ya da şeytan olarak tasvir eden erken dönem Hıristiyanlığın sapkın tarikatı Markiyonizm'e güçlü bir benzerlik gösterdiği öne sürüldü. Erken Nazi yandaşı Ernst Hanfstaengl, Eckart'ı "deniz aygırı görünümüyle eski moda Bavyera'nın mükemmel bir örneği" olarak değerlendirdi. Eckart, gazeteci Edgar Ansel Mowrer tarafından "garip bir sarhoş dahi" olarak tanımlandı. "Şarabı, kadınları ve bedenin zevklerini" seven bir "dünya adamı" olan "eksantrik entelektüel" ve "aşırı anti-Semit" olarak adlandıranlar oldu. O, kimilerine göre, "Şiddet yanlısı milliyetçi, anti-demokratik ve anti-ruhban" görüşleri olan, İskandinav folkloruna hevesli ve "sarhoşken bile iyi konuşan" ve "Münih'teki herkesi tanıyan" bir ırkçıydı. En acı değerlendirme ise onun "başarısız ırkçı bir şair ve oyun yazarı" olduğuydu! Eckard'ın devrimci hedefleriyse, "gerçek sosyalizmi" teşvik etmek ve ülkeyi "sermaye köleliğinden" kurtarmaktı. Son gelen bilgilere göre 97 yıldır mezarı meçhul kişilerce tertemiz ediliyor ve mezarlığın bağlı bulunduğu belediye Eckard'ın mezarını temizleme işi için kimin para verdiğini açıklamıyor. NOT: Kuşkusuz Eckart'ın da emir aldığı yer olan Thule Cemiyeti ve o cemiyetin başkanı Baron Rudolf von Sebottendorf ayrı bir yazı konusudur. Ahmet YıldızJOHANN DİETRİCH ECKART KİMDİR?
ECKARD HİTLER TANIŞMASI
YAHUDİLER HAKKINDA İLK DÜŞÜNCELER
RUSYA İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİN OLUŞMASI
ECKARD'IN ÖLÜMÜ
MEİN KAMPF
ECKART HAKKINDA SÖYLENENLER
Gerçek Edebiyat
YORUMLAR