Hayatın ortasında duran yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar
1932'ye kadar Batı yanlısı bir yaklaşımı benimsediğini, Doğu'yu tamamen reddettiğini ve 1932'den sonra kendi yorumladığı bir Doğu algısıyla yaşadığını belirten Ahmet Hamdi Tanpınar'ın vefatının üzerinden 64 yıl geçti.
Tanpınar, Osmanlı Devleti kadılarından Hüseyin Fikri Efendi ile Nesime Bahriye Hanım'ın oğlu olarak, İstanbul Şehzadebaşı'nda 23 Haziran 1901'de dünyaya geldi. gercekedebiyat.com
Babasının görevi nedeniyle çocukluğundan lise yıllarına kadar Ergani, Sinop, Siirt, Kerkük ve Antalya'da yaşayan yazar, küçük yaşlardan itibaren devleti ve devletin değişik iklim ve coğrafyalarındaki insanları yakından tanıdı.
Şehre Doğu'dan giren adam
Tanpınar, 1918'de geldiği İstanbul'da, üniversite eğitimine bir yıl veterinerlik bölümünde yatılı devam etti. Ertesi yıl kayıt olduğu İstanbul Darülfünun Edebiyat Fakültesindeki eğitimi sırasında, şair Yahya Kemal Beyatlı ile tanıştı.
Beyatlı'ya ilişkin bir monografi kaleme alan Tanpınar hem fikri hem de edebi bağlamda üzerinde büyük etki bırakan şair ile ilk karşılaşmasını şu sözlerle aktarmıştı:
"Yahya Kemal'i tanıdığım zaman, henüz ne yapacağını pek iyi bilmeyen, kudretleriyle ihtirasları arasındaki nispeti ölçme fırsatını bulamamış, kendi dünyasını başkalarında arayan, müspet iş olarak sadece şiiri seçmiş bir üniversite talebesiydim.
Birdenbire kapı açıldı. Orta boylu, toplu, yuvarlak çehreli, güzel, derin bakışlı bir adam içeriye girdi. Evet, hiçbir harikuladeliği yoktu. Belki çehre, vücut, hepsi bozulmak üzere olan bir muvazene ifşa ediyordu. Fakat konuşmaya başlayınca iş değişti. Pek az sonra herhangi bir dersi dinlemediğimizi, daha doğrusu bir düşüncenin solosunu seyrettiğimizi anladık. Yahya Kemal'in düşüncesi, önümüzde bir çeşit Nijinsky olmuş, 'Kurdun Ölümü'nü, daha doğrusu, arkasında bütün bir tarihten ve ıstıraplarımızdan bir fon, İstiklal Mücadelesi'nin acıklı ve şerefli raksını yapıyordu."
Beyatlı ile Mehmed Fuad Köprülü, Cenab Şahabettin, Ömer Ferit Kam ve Babanzade Ahmet Naim'in derslerine devam eden başarılı edebiyatçı, 1923'te Şeyhi'nin "Hüsrev ü Şirin" başlıklı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle edebiyat fakültesinden mezun oldu.
İslam Ansiklopedisi'ne maddeler yazdı
Ahmet Hamdi Tanpınar, 1923'te Erzurum, 1926'da Konya, 1927'de Ankara, 1932'de İstanbul Kadıköy liselerinde, 1930'da ise Ankara Gazi Terbiye Enstitüsünde öğretmenlik görevini üstlendi.
Şiir dışında çeviriler de yapan Tanpınar, 1929'da Ernst Theodor Amadeus Hoffmann'ın "Kremon Kemanı" ile Anatole France'ın "Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı" adlı kitaplarını Türkçe'ye kazandırdı.
Başarılı edebiyatçı, Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde 1933'te Ahmed Haşim'in vefatıyla boşalan estetik mitoloji dersleri vermeye başladı. Tanzimat'ın 100. yılı münasebetiyle 1939'da edebiyat fakültesinde kurulan "XIX. Asır Türk Edebiyatı" kürsüsüne profesör olarak atandı.
Tanzimattan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirilen yazar, İslam Ansiklopedisi'ne de maddeler yazdı.
Tanpınar, 1942'de CHP Kahramanmaraş Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine girdi.
İlk kez 1944'te tefrika halinde yayınlanan "Mahur Beste" eseri 1975'te basılan yazar, romanı Lale Devri'nin ünlü hanende ve bestekarı Eyyübi Ebubekir Ağa'ya ithaf etti.
Başyapıtı "Huzur" önce tefrika olarak neşredildi
Usta edebiyatçının baş yapıtları arasında yer alan ve 1948'de tefrika halinde yayımlanan "Huzur" romanı, 1949'da kitap haline getirilerek okuyucuyla buluştu.
Bir süre Milli Eğitim Müfettişliği de yapan Tanpınar, 1949'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde yeniden görev yapmaya başladı.
Usta edebiyatçının, Türk insanının Doğu ile Batı arasında bocalamasını irdeleyen "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" eseri 1961'de yayımlandı.
"Mahur Beste" ve "Huzur" eserleriyle üçleme oluşturan, Anadolu'da süren Kurtuluş Savaşı ve İstanbul'daki aydınlarla birlikte halkın değişik kesimlerinden insanların farklılaşan hayatları ve bu mücadeleye dahil oluşlarını işleyen "Sahnenin Dışındakiler" kitabı ise 1950'de tefrika edilip, vefatından sonra 1973'te basıldı.
Batılılaşma adı altında geleneğin hiçe sayılmasına yönelik eleştirileriyle öne çıktı
Şair ve yazar Tanpınar, hayatı boyunca edebi eserlerinin halk nezdinde değer görmediğinden yakınsa da vefatının ardından romanları, denemeleri ve hikayeleri büyük ilgi gördü.
Fikir dünyası yenilikçilik ve Batıcılık etrafında şekillenen yazar, 1932'de İstanbul'a döndükten sonra Beyatlı'nın çevresinin etkisinde kalarak Batılılaşma adı altında geleneğin hiçe sayılmasına yönelik eleştirileriyle öne çıktı.
Yenilik ve gelenek çatışmasına dair fikirleri, eserlerinde de yankı bulan Tanpınar, en meşhur romanı "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"nde, Türk insanının Doğu ile Batı arasındaki bocalamasını ele aldı.
Tanpınar, Türk edebiyatında roman ve hikayeleriyle öne çıkmasına rağmen, şair kimliğiyle tanınmayı tercih etti. Unutulmaz edebiyatçının, 100'e yakın şiirinden 37'sini derlediği "Şiirler" adlı kitabı 1961'de yayımlandı.
Geçirdiği kalp krizi nedeniyle 24 Ocak 1962'de İstanbul'da vefat eden Tanpınar, Rumelihisarı Aşiyan Mezarlığı'nda Yahya Kemal’in kabrinin yanı başına defnedildi.
"Sanki varlık ve tarih cevherimizi kaybetmişiz, bir kıymet buhranı içindeyiz"
Roman ve hikayelerinde en önemli temalarından biri zaman olan Tanpınar, edebiyat camiasında "zamanın peşinden giden yazar" olarak anıldı. Tanpınar'ın mezar taşına "Ne İçindeyim Zamanın" şiirinin ilk iki mısrası, "Ne içindeyim zamanın/Ne de büsbütün dışında" sözleri yazıldı.
Eserlerinde, hayatı boyunca tanıklık ettiği dönemleri de değerlendiren yazar, "Mahur Beste" romanında II. Abdülhamid dönemini, "Sahnenin Dışındakiler" romanında II. Meşrutiyet dönemi ve milli mücadele yıllarını, "Aydaki Kadın" romanında ise Demokrat Parti yıllarındaki toplumsal değişimleri eleştirdi.
Ahmet Hamdi Tanpınar, eserlerinde ele aldığı konulara ve kültüre dair fikirlerini, "Bizi değiştirecek şeylere karşı ne bir mukavemet gösterebiliyoruz ne de ona tamamiyle teslim olabiliyoruz. Sanki varlık ve tarih cevherimizi kaybetmişiz, bir kıymet buhranı içindeyiz. Hiçbirini büyük manasında kendimize ilave etmeden, her şeyi kabul ediyor ve her kabul ettiğimizi zihnimizin bir köşesinde adeta kilit altında saklıyoruz." sözleriyle dile getirmişti.
Tanpınar "Mahur Beste", "Huzur", "Sahnenin Dışındakiler", "Saatleri Ayarlama Enstitüsü", "Ay'daki Kadın" romanlarını, "Abdullah Efendi'nin Rüyaları" ve "Yaz Yağmuru" adlı öyküleri kaleme aldı. Ayrıca "Beş Şehir" ve "Yaşadığım Gibi" adlı deneme eserleriyle "Tevfik Fikret", "Namık Kemal", "Edebiyat Üzerine Makaleler", "Yahya Kemal" ve "19. Asır Türk Edebiyat Tarihi" adlı inceleme ve araştırma kitaplarını okuyucuyla buluşturdu.



















YORUMLAR