Aysel git başımdan / Ahmet Zeki Yeşil
Aysel git başımdan, gölge etme başka ihsan istemem. Ben sana göre büyüğüm, istersen abi istersen amca de bana. İhsan kim, tanımaz bilmezdim. Ta ki seni feysbukta dürtünceye kadar… Seni dürttüğümde önce o hissetti. “Sen de kimsin birader?” diye sordu. “Adım orada yazıyor kör müsün?” dedim. Daha doğrusu tersledim. Sonrasını biliyorsun. Kulağım çınladı, birisi anıyor. Gözüm seğirdi, kulağımı çınlatan kişi mi geliyor? Çayı ocağa koydum, beklemeye başladım. Gele gele İhsan geldi. “Onu benim yerime öp” demişsin gibi sarılıp öptü. “Benim adım İhsan, senin de adın İhsan. Bundan böyle senin adın İhsan Can olsun” dedi. Adıma eklenen ‘Can’ ismi beni birden gençleştirdi. Aynada kendime baktım, saçlarımdaki aklar kaybolmuştu. Demek ki ben, gayriihtiyari ihtiyarlamışım. İhsan bir gün, “Kilo aldım göbek yaptım. Aysel’e sarılamıyorum” dedi. Üşenmedim, bir bardağa gazlı içecek koyup İhsan’a gösterdim. “Çocukça sevdiysen hiçbir dokunuş günah değildir, seviş gitsin” dedim. Keşke, böyle demeseydim. İhsan, bardağın dolu tarafını gördükten sonra gaza geldi. “Aysel’i benim için babasından ister misin?” diye tutturdu. Ona “Hayır” diyemedim. İhsan’ın kırmızı arabasıyla güle oynaya yola çıktık. Bizi çok güzel karşıladınız. Kalabalıktınız. Kim kimdir anlamadık ama olsun. Sohbet de güzeldi. O, gaz kokusuna kadar… Herkes birbirinin yüzüne, “Valla ben yapmadım” der gibi baktı durdu. Ben, İhsan’dan şüphelendim. Nefesimizi tutmaktan neredeyse boğulacaktık. “Allah’ın emri, peygamberin kavliyle...” diyerekten isteme faslına girmiştim ki, kapı çalındı. Kapıda bir polis, “Binayı boşaltın, doğalgaz kaçağı var!” diye seslendi. Topluca dışarıya çıkmak zorunda kaldık. Ortalık ana baba günü… Doğalgaz şirketi çalışanları, itfaiye ekipleri ve sağlık görevlileri sağa sola koşuşturuyordu. İçlerinden birine, “Beyefendi, kız istemeye gelmiştik ama yarım kaldı. Burada deprem toplanma alanı yok mu? Orada toplanalım, aksi halde bir patlama olursa hepimiz rahmetli oluruz” diye seslendim. Görevli, “İstanbul’da yaşadığını unuttun galiba. En yakın deprem toplanma alanı Edirne’de…” demesin mi? İhsan’ın arabası çok yakar, Edirne’ye gidemezdik. “İhsan” dedim, “Eşeğin aklına karpuz kabuğu getirdin. Aysel’i sana değil kendime isteyeceğim.” İhsan’ın siniri tavan yaptı, suratıma bir yumruk çaktı. Gaz kaçağı yüzünden dışarıda bekleyen kalabalık da ne olduğunu anlamadan kavgaya karıştı. Sonunda yaralılar hastaneye, sağlam olanlar karakola… Karakolda,“Allah belanı versin Sebahat Abla!” şeklinde bağırıyordun. Meğerse Sebahat, sizin üst katınızda oturuyormuş. Kocasıyla kavga etmiş. Apartman boşluğunda birbirlerine biber gazı sıkmışlar! Şimdi, halime şükrediyorum. Düşünsene, o gece bizi, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefetten içeriye tıkmaları işten bile değildi… (Kara Yılkı Edebiyat Dergisi- Aralık 2019) Ahmet Zeki Yeşil Gercekedebiyat.com
YORUMLAR