Amerika'yı hem alçaltan hem yücelten film: Irishman

Gerek dönem filmi olmasının getirdiği masraflı set organizasyonları, gerek görkemli kastı, gerekse de üç buçuk saati bulan destansı anlatımıyla bu senenin öne çıkan prodüksiyonlarından.

news-details
Sinema

Netflix’in büyük gürültüyle vizyona soktuğu Irishman, Hollywood’un en çok sevdiği temalara yaslanan iddialı bir film.

Irishman'i hayatımdan bir tam gün feda ederek enine boyuna izledim.

Filmin övülecek de yerilecek de pek çok yanı var. Ama bu seneki Oscar'ları toplayacağına dair nuhusetli kehanetimi iç ferahlığıyla tedavüle sokabilirim.

Film her şeyden önce 20. yüzyıl canlı Amerikan tarihi ve Amerikan idare sisteminin polaroid fotoğrafı ki bu karenin içinde varlığından hoşnut olunamayacak sayısız detayı en net haliyle görebilmek mümkün. Bir Amerikalı yönetmenin bu hicap verici dönemi dürüstçe anlatması ise filmin en büyük artısı.

Yani Amerika’yı hem yükselten de düşüren özellikler bu filmde bir arada. Mafya kontrolüne girmiş sendikalar, başkanlık sistemini rehin alan mafyöz organizasyonlar, kuşku veren bir hukuk sistemi ve medyanın elinde oyuncak olmuş tuhaf bir kamuoyu bir yanda; her türlü eleştiriyi cesaretle dile getiren bir sinemasal sanat ortamı diğer yanda…

Irishman hiç de yabancısı olmadığımız bir konudan söz ediyor aslında. Godfather üçlemesinin adeta bir “dejavü”sü. Godfather’den üstün yanı ise reel politik meselelere getirdiği eleştirel bakış açısı.

Kuvvetli bir dramatik yapıyı flash-back’lerle başarıyla veren filmde Hollywood'un mafya aşkının yeniden depreşmiş olması, mafyayı mistifiye etme gayreti; bir de bunlara ek olarak finalde yönetmenin Dostoyevskiyen İncil vaazları çekmesi tenakuza düşmek olarak değerlendirilmiyorsa eğer zekâmızla alay mahiyetinde görülmeli tabiatıyla.

Ama yine de Amerikan sinemasının sarı sendikaları, Kennedy suikastını, mafia-siyaset birlikteliğini bu tonlamada ele alması takdire şayan bir durum.

Martin Scorsese’nin gedikli oyuncu kadrosunun bu filmde mesleklerinin zirvesinde döktürdüklerini Robert de Nero, Al Pacino ve Harvey Keitel ve Joe Pesci’nin harikalar yarattığını da eklemeden geçmeyelim.

Mafyadan ve cinayetten ne tür bir destansılık olur ona izleyici kendi karar versin ama "epik" anlatı ve uzun film meraklısı Akademi'nin bu filmde aradıklarını fazlasıyla bulabileceğini söyleyebilirim.

Benim için ise Irishman kesinlikle vakit kaybı değildi. Bilhassa Amerika'da sendikacılık, idare sistemi, mafya ve hukuk uygulamalarına dair ayrıntılara vakıf olmak gerçekten öğretici.

 

Hikmet Temel  Akarsu

GERCEKEDEBİYAT.COM

Sosyal Medyada Paylaş

author

Gerçek Edebiyat

gercekedebiyat.com yazarı, info@gercekedebiyat.com

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..