Sokaklarında şiir biriken şehrimiz / Davut Köksoy
Ali Günay’ın "Cennetten
Kovulmadan Önce Antakya" (Deniz Kültür Sanat Edebiyat
Yayınları Mart 2025) adlı eseri, sadece bir şehri anlatan bir
gezi kitabı ya da sıradan bir yerel tarih anlatısı değil; aksine
kaybolmaya yüz tutmuş (ve ne yazık ki son büyük felaketle
fiziksel olarak da büyük yara almış) bir medeniyetler sofrasına
sunulan bir saygı duruşudur. Kitabı elinize aldığınızda,
yazarın Antakya’ya duyduğu o derin, melankolik ama bir o kadar da
gururlu sevgiyi her satırda hissedebiliyorsunuz. Kitabın arka kapağındaki tanıtım
yazısında : “Kitabım, yaşadıklarımın, gördüklerimin,
duyduklarımın ötesinde bir tür antropolojik kazıdır. Tarihi
binlerce yıla dayanan, çok sayıda değişik kökenden, din ve
mezhepten, farklı geleneklerden insanların örnek olabilecek barış,
hoşgörü ve kaynaşma içinde yüzyıllardır birlikte yaşadığı
Antakya ve Dursunlu köyünde geçmiş bir dönemin anlatısıdır.
Köyümün, ilkokuldan sonra okumayı sürdüren ve üniversite
bitiren az sayıdaki talihli ilkleri arasındayım. Kitap okul
öncesi, ilk ve ortaokul dönemini, bölgenin ve Antakya’nın özgün
yapısını, ruhunu, kutsalları ve inançlarını; Dursunlu köyü
ve çevresinde çocukların yaşamını, yer yer büyükleri de
kapsayarak konu etmektedir”. Diyor Ali Günay. 1. Şehrin Ruhu ve "Cennet"
Metaforu Kitabın ismi olan "Cennetten
Kovulmadan Önce", okuyucuya aslında çok katmanlı bir mesaj
veriyor. Günay, Antakya’yı modern dünyanın kaosundan,
betonlaşmasından ve kültürel sığlığından azade bir "cennet
bahçesi" olarak konumlandırıyor. Yazar, bu şehri anlatırken
nostaljinin tuzağına düşüp sadece eskiyi övmekle kalmıyor; o
eski dokunun içindeki insani sıcaklığı, hoşgörüyü ve bir
arada yaşama sanatını bugüne bir ders olarak sunuyor. 2. Çok Kültürlülüğün
Edebileşmiş Hali Antakya denince akla gelen ilk şey
olan "dinlerin ve dillerin kardeşliği" teması, Ali
Günay’ın kaleminde klişe olmaktan çıkıp ete kemiğe
bürünüyor. Habibi Neccar Camii’nden yükselen
ezan sesiyle, hemen birkaç sokak ötedeki kilise çanının yankısı
arasındaki o görünmez köprüyü yazar büyük bir ustalıkla
kuruyor. Kitapta sadece binalar değil, o
binaların içindeki yaşanmışlıklar, Ermeni, Arap, Türk ve
Yahudi komşuların paylaştığı bir fincan kahvenin hatırı
anlatılıyor. 3. Gastronomi ve Sokak Kültürü Ali Günay, Antakya mutfağını sadece
bir yemek listesi gibi sunmuyor. O yemeklerin hazırlanışındaki
ritüelleri, çarşıdaki baharat kokularını ve fırınların
önündeki o telaşlı ama keyifli bekleyişleri betimliyor. Künefe'nin şerbetinden ziyade, o
künefenin etrafında toplanan insanların sohbetine odaklanıyor. Uzun Çarşı'nın labirent gibi
sokaklarında dolaşırken, okuyucu yazarın rehberliğinde adeta o
taş sokakların serinliğini ve taze zahter kokusunu duyumsuyor. 4. Dil ve Üslup Günay’ın dili oldukça akıcı, yer
yer şiirsel ve son derece samimi. Bir akademisyen titizliğiyle
bilgi verirken, bir hikayeci edasıyla okuyucuyu elinden tutup sokak
sokak gezdiriyor. Teknik bilgiler (mimari yapılar, tarihsel
tarihler) metnin içinde öyle güzel eritilmiş ki, okurken bir
tarih kitabı okuyormuş hissine kapılmıyorsunuz; daha çok kadim
bir dostun anılarını dinliyor gibisiniz. 5. Güncel Bağlamda Kitabın Değeri Özellikle 2023 depremi sonrası bu
kitabı okumak, okuyucu için çok daha duygusal bir deneyim haline
geldi. Ali Günay’ın bu eseri, şu an belki de sadece hafızalarda
ve bu tür kıymetli sayfalarda yaşayan o eski Antakya’nın bir
"kültürel envanteri" niteliğini taşıyor. Kitap,
fiziksel olarak yıkılan yerlerin ruhunun nasıl ayakta
tutulabileceğine dair bir rehber niteliğinde. Sonuç: Kimler Okumalı? "Cennetten Kovulmadan Önce
Antakya", sadece yolu oraya düşenlerin değil, bu
topraklardaki bir arada yaşama kültürüne inancını tazelemek
isteyen herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser. Ali
Günay, bize taşın, toprağın ve insanın nasıl birleşip bir
"ruh" oluşturduğunu kanıtlıyor. "Antakya bir şehir değildir; o
bir duygudur, bir duruştur ve hepsinden öte, insanın kendine dönme
çabasıdır." Bu inceleme, kitabın sadece yüzeyine
bir bakış atıyor; asıl hazine ise Günay'ın o her cümlesine
sindirdiği Antakya sevgisinde gizli. Davut Köksoy
Gercekedebiyat.com














