Moğollarin Gi̇zli̇ Tari̇hi̇ / Halit Payza
Viyana fetihten iki imparatorluk, bir han naibi ve bir sultandan kurtulmuştu. İlki Moğol, ikincisi Osmanlı İmparatorluğundan; İlkinde Cengiz Han’ın Naibi Töregene’den, ikincisinde Kanuni Sultan Süleyman’dan.
Viyana’ya Moğol ordularıyla gelen Cengiz Han değil, ölümünden sonra gelen Naibi Töregene’dir. Cengiz’in kurduğu ve geliştirdiği Moğol İmparatorluğu Çin, Moğolistan, Kore, Rusya, Ukrayna, İran, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Irak, Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan, Macaristan, Polonya, Tacikistan, Afganistan, Türkmenistan, Moldova, Kuveyt’i ele geçirmiş, Sırbistan, Hindistan, Bulgaristan’a büyük zarar vermiş. 1242’de Viyana’ya doğru yapılan sefer sırasında Cengiz’in Naibi Töregene ölünce, Moğollar gelenekleri uyarınca yeni bir han seçmek için Viyana üzerine yürümekten vazgeçmiş ve geri çekilmişler, Viyana, Moğolların eline geçmekten kurtulmuştur. Kanuni 1566’da, 73 yaşında çıktığı seferde Macaristan’ın Zigetvar bölgesinde, kuşatmanın görülebileceği, kalenin tam karşısındaki bir tepede çadırında 7 Eylül 1566 gecesi, Zigetvar kalesinin alınmasından bir gün önce dizanteri, anjin ya da felç nedeniyle yaşamını yitirmiş, Veziri Sokullu Mehmet Paşa tarafından ölümü kırk sekiz gün ordudan saklanmıştı. Kanuni’nin iç organları çadırın zeminine gömüldü, cesedi mumyalanarak bir tabut içinde tahtın altında gizlendi. Ne Cengiz Han’ın orduları ne de Kanuni Sultan Süleyman’ın Yeniçerileri Viyana’yı Osmanlı topraklarına katamadı. Cengiz Han’ın gençliğine ilişkin çok az belge var. Yine de nasıl bir çocukluk geçirdiği bilinmez. Cengiz Han’ın yaşam öyküsü hakkında bilinen en önemli ve gerçekçi kaynak Moğolların Gizli Tarihi’dir. Yazarı bilinmeyen kitap 1240 yılında tamamlanabilmişti. Kırgızlar, Orhun-Yenisey’de 840’da Uygurları ortadan kaldırdı. X. Yüzyılda güçlenmeye başlayan Moğol kabileleri, diğer Türk soylu kabilelerin siyasal bir birlik oluşturamamaları, kendileri için ciddi bir tehlike olmamalarına karşın kendileri de aynı gerekçe ile siyasal bir birlik oluşturamadıkları gibi, birbirleriyle de sürekli savaştılar. XII. Yüzyılda en güçlü Moğol kabileleri Orhun-Tula boylarında yaşayan Kerayitler, Baykal gölünün güneyinde yaşayan Merkitler ve Irtis civarındaki Naymanlar’dı. Cengiz Han’ın doğduğu Kiyat soyuna ait kabile küçük bir topluluktu. Kiyat’lar da Onon-Kerülen boylarında dağınık bir biçimde yaşamaktaydı. A. Hakan Bayrakçı Bozkırın Oğlu Cengiz Han’da (Kerasus Kitap, Ocak-2013), Timuçin’in 1155’de elinde bir kan pıhtısı ile dünyaya geldiğini yazar. Yesügey, oğlu doğduğu gün esir aldığı Tatar reisinin adını ona verir; Temuçin. Temuçin’in elindeki bu kan pıhtısı, Şamanik inançlara göre, onun yiğit bir savaşçı, büyük yengiler kazanacak bir lider olacağının işaretidir. Temuçin’in babası Yesügey Bağadır; töre gereği oğlunun evliliği için seçtiği Börte’nin kabilesinden dönerken, Tatarlar tarafından zehirlenerek öldürülür. Yesügey’in ölümü kabilenin dağılması ile sonuçlanır. Temuçin’in karısı Börke, kız kardeşi Temulun; Kiyatlara kin güden Merkitler tarafından kaçırılır. Yesügey Bağadır da eşi Hogelun Hatun’u bir Merkitli’nin elinden kaçırmıştır. Moğol Birliği düşüncesini çocukluğundan beri düşünen Temuçin’in, Cengiz Han’a dönüşmesi; Yesügey’in ölümü ile iki çadıra düşen kabileden, cihan imparatorluğuna dönüşecek olan Moğol İmparatorluğuna giden yolun başlangıcı olacaktı. Temuçin, Kerayit ve Caciratların da yardımıyla Merkitler’i yenilgiye uğrattı, Buirnor Tatarlarını ortadan kaldırdı, Toğrul Han ile birlikte Moğolistan’da imparatorluğa dönüşecek bir birliktelik kuracaktı. Cengiz, bu birlikteliğe karşı çıkan kan kardeşi Camuha ile de savaşacak, Çağan ve Alçi Tararları üzerine yürüyecek, ittifakı bozan Toğrul Han ile de çatışmak zorunda kalacaktı. Aynı yıl doğanın yeniden canlanmaya başladığı ilkbaharda; Türk ve Moğol kabilelerinin katıldığı bir kurultay gerçekleştirilir. Kurultayda Temuçin Cengiz adını alır, en büyük han ilan edilir. 1206’da Cengiz Han’ın yönetiminde birleşik bir Moğol İmparatorluğu oluşur. Şu sözler Cengiz Han’a ait: “Bir çivi kaybolduğu için bir nal kayboldu. / Bir nal kaybolduğu için bir at kayboldu. / Bir at kaybolduğu için bir atlı kayboldu. / Bir atlı kaybolduğu için bir haber kayboldu. / Bir haber kaybolduğu için bir savaş kaybedildi. / Ve bir savaş kaybedildiği için bir krallık yok oldu.” Yalçın Küçük, Cengiz Han ve Moğollar için “Atom bombasından önce atom bombası” tanımını yapar. Cengiz Han öldüğünde, kırk Moğol savaşçısı onu götürüp bilinmeyen bir yere gömer. Onu gömenler, sırrı saklamak için birbirlerini öldürürler. Bu yüzdendir ki, Cengiz Han’ın mezarının nerede olduğu bilinmez. Halit Payza
Gercekedebiyat.com