Turgenyev ve Herzen’in Belinski betimlemesi
Turgenyev, Belinski'yi şöyle anımsıyor: "Orta boylu, ilk bakışta göze epeyce çirkin, hatta çarpık çurpuk görünen bir adamdı. Göğsü çökük, bedeni kum bir dal gibiydi. Başı hep öne eğik dururdu... Veremin bütün belirtilerini taşıyan biri olduğunu anlamak için hekim-olmaya gerek yoktu... Tabloyu tamamlayan bitmez tükenmez öksürüklerini de unutmamak gerek... Gür, sarı saçları, dar ama nedense benim gözüme bembeyaz ve çok hoş görünen alnına tutam tutam dökülürdü. Ömrümde Belinski’ninkinden daha güzel gözleri olan birini görmedim. Derinlerinde altınsı kıvılcımların tutuştuğu ve genellikle hep uzun kirpiklerle yarı örtülü duran bu masmavi gözler, yalnız, heyecanlı anlarda kor gibi yanmaya başlar, neşeli anlarda ise, katışıksız bir mutluluğu ve aydınlık bir sevecenliği yansıtırlardı. Alçak sesle konuşurdu Belinski; hafif kısık ama hoş bir sesi vardı... Gülüşü içtendi, çocuksuydu... Onu yolda gören herhangi birinin, onun hakkında doğru ya da doğruya yakın bir fikir edinmesi güçtü: sırtında eski bir kürk palto, başında bir kasket, ayaklarında giyilmekten çarpılmış galoşlar bulunan, hep duvar boyunca, çabuk çabuk ama sarsakça yürüyen, çevresine, sinirli insanlara özgü gergin, sert ama aynı zamanda da ürkek bakışlar fırlatan biri... Sokağa çıkıp insanlar arasına karıştı mı, Belinski ürkekleşir, ne yapacağını şaşırırdı..." Yakın arkadaşı Herzen ise ünlü eleştirmeni şöyle anlatıyor: "Utangaç hallerinin ve cılız bedeninin altında tam bir gladyatör kişiliği yatardı. Evet, tam bir savaş adamıydı o! Vaaz vermez, akıl hocalığı hiç etmezdi; tartışırdı yalnızca. Sinirlenmediği, kendisine kimsenin karşı çıkmadığı zamanlarda konuşması hiç çekici değildi; ama kendisine, değer verdiği inançlarına söz dokundurulduğunu hissetmeye görsün, çene kasları durmamacasına titremeye, sesi kopuk kopuk çıkmaya başlardı; bir pars gibi atılırdı düşmanının üzerine; düşünceleri hemen o anda, benzersiz bir şiir gibi, inanılmaz bir güçle çoğalır, düşmanının üzerine taşar, onu ezer, parçalar, gülünç eder, herkesin içinde acınacak hale düşürürdü. Tartışma çoğu kez kanla biterdi: ağzından burnundan kanlar fışkırırdı Belinski'nin. -Yüzü kireç gibi, soluğu tutulmuş, gözleri konuştuğu kişinin üzerinde, titreyen elleriyle mendilini ağzına götürür, bedensel zayıflığından dolayı kahrolmuş bir şekilde kalakalırdı. Böyle anlarda onu nasıl sever, ona nasıl acırdım. Fanatik, ekstrem bir tip; ama her zaman açık, içten, güçlü, enerjik. Ya seversin onu, ya da ondan nefret edersin; orta yol yok. Ben bütün içtenliğimle seviyorum kendisini. Bu tipler hep birer Robespierre’dir. İnsan onlar için hiçbirşeydir, inançlarsa herşey.) (Vissarion Grigoryeviç Belinski, Yazılar, Yön Yayınları, Çev. Mazlum Beyhan) VİSSARİON GRİGORYEVİÇ BELİNSKİ (1811-1848) KİMDİR? Vissarion Grigoryeviç Belinski, Batılılaşmaya eğilimli, milliyetçi Rus yazar ve edebiyat eleştirmenidir. Doğum tarihi: 11 Haziran 1811, Suomenlinna, Helsinki, Finlandiya Ölüm tarihi ve yeri: 7 Haziran 1848, St. Petersburg, Rusya Defnedildiği yer: Literatorskiye Mostki - Muzeynyy Nekropol', St. Petersburg, Rusya Edebî akım: Batıcılık (zapadnik) Kitaplar: Gogol'e Mektup Eğitim: Moskova Devlet Üniversitesi “Estetik eleştiri olmadan tarihsel eleştiri ve tarihsel eleştiri olmadan estetik eleştiri tek yanlı ve dolayısıyla yanıltıcıdır.” Sözü ünlüdür. Gerçekedebiyat.com
Dostoyevski'nin ünlü romanı Karamazov Kardeşler’deki Kolya’nın Belinski olduğu söylenir.
YORUMLAR