Melâmi Neşesi / Ümit Sarıaslan
Gel de binme öfke atına
Kanlı şarabını içme kavga tanrısının
Denge diye sayıklıyor dengesizlik
Üç kupona onur beş kupona erdem
Zehir katılmış ekmek çeşmesine
Bezirgânbaşı mayın döşüyor
Emeğin bahçelerine
Gölgemize demirlemeye bizi
Sel önünden kütük kapmaya
İki yanı iki keskin bıçak
Doğrar durur ellerimizi
Şahdamarımızı keser kendi gurbetimiz
Yeni yalnızlık ormanları çekilir
Damladığı yerden günün kanının
Ölüm bileyler bıçağını gürültüyle
Söz eskir kararır güneşin gülü
Hem altında hem üstünde toprağımızın
Teyel tutar mı söz kanı ve acıyı anlatırken
İşte kör ve sağır varsa insanın ruhu
Kimse farkında değil kendi kanını içtiğinin
Olup bitiyor her şey herkesin gözü önünde
Nerde sırtını yaslayacağı duvar şiirin
Yüreği koparılırken erdemin
Rüzgârını anlatan dize
Acılıktan çıkan acının
Bu yüzden mi kanar yaraları
Yalnızlığın kıyılarına çarptıkça sözün teni
Haksız mı büyük kavganın altın saçlı şairi
Sudan çabuk kirleniyor insan
Bir saniye sürmüyor yırtılması
Sonsuz el değmemişliği okyanusların
Savrulur fırtınanın kaftanı
Kırılır kristali yüreklerin
Hangi sözün kabuğunda uyuklar
Beklediği rüzgâr kanatlarımızın
Yüreğine koymalıyım bütün rüzgârları şiirin
Ateş tanrısı yüzsün menevişlenen sularında
Yüreğimin ortasına kursun ocağını
Kanımın ateşinde dövsün demirini
Çifte su vermeye sözün çeliğine
Varsın yitirsin büyüsünü imgeler
Alnının ortasından vuramayım tekini bile
Acemi avcı kalayım bu konuda da sonsuza değin
Yarayacaksa tek dizem bir gün bir yerde
Aklın ve yüreğin kardeşliğine
Yarayacaksa yağmur yüklü bulutları
Bekleyen topraklara su taşımaya şiirim
Varsın anlam yüzeyde kalsın derinlik sıfır olsun
Ama denizkızlarının şarkısı kadar büyüsü olsun
Kabaran toprak terleyen tomurcuk
Göverip kabarmalı haklı öfkesi de
İnsan soyunun şöyle domur domur
Bütün şiirini yüklenip bütün karşı komaların
Kuşanıp tüm yetim öfkeleri güzel öfkeleri
Patlamalı bir bahar gözünü gözüne
Soluğunu soluğuna katıp badem dallarının
Ulaşmalı çiçekli ellerine erdemli bir barışın
Ülkemin ve dünyanın tüm denizlerinin
Üzerinden geçmeli onurun kayalıklarından
İnsanın bütün haklı lokmalarının rüzgârı
Güneşler taşımalı yaralı dallarına umudun
Kanayan çıplak ayaklarına
Uyanık yüreklerin fırtınası
Kelebek kanadı bekleyişin
Eser yeniden esmeli bir gün
İnsanın bütün haklı lokmalarının rüzgârı
Kentlerden kasabalardan geçmeli
Fabrikalardan okullardan kulelerden kubbelerden
Uydudan antenlerden boyalıcamdan
Yorgun göğsünden kitapların
Uyanık yüreklerin fırtınası
Kelebek kanadı bekleyişin
Maden ocaklarından ateşi kucaklayan
Güneşe açılan güneşe kapanan kapılardan
Sessiz gecesinden yıldızların
Güneşte uyuyan tarlalardan
Zorbanın zulmün karanlık dostlarının
Kırımın kıyımın gök ekin biçicilerinin
Kar gülü yaz gülü güz gülü
Kangüllerinden yurdumun
Sinlerden serviliklerden çocuk bahçelerinden
Gidenlerin ve geleceklerin üstünden
Acıyla kanayan gözden sevinç gözyaşlarımızdan
Gülüşünden gülüşümüzden geçmeli
Üstüne titrediğimiz şeylerden
Tiksinip utandıklarımızdan
Kırlangıç kanadından
Karanfilin kırıldığı yerden
Kiraz çiçeğinden cansuyundan fidenin
Dağlarından ovalarından ülkemin
Çınarlarından kavaklarından
Mut’tan Karaman Sivas’tan
Yunus Karac’oğlan Pir Sultan avazından
Kızılırmak Fırat Sakarya’dan
Bedreddin esininden Nâzım’ın sesinden
Kargışlı düşlerinden düşlemlerinden dilimizin
Kanayan yüreğinden esmeli
Uyanık yüreklerin fırtınası
Kelebek kanadı bekleyişin
Yeniden söylemeye hep bir ağızdan
Sevinçli türküsünü insanın
Erdemin bayrağını dikmeye onurun gönderine
Belki o zaman herkesle birlikte
Arınır öfkesinden şair de
Kirlenmemiş subaşlarına iner
Yeni bir umutla ölmeye
(Melami Neşesi, Ağustos 2000 - Ocak 2017)
GERCEKEDEBİYAT.COM
YORUMLAR