"Dün akşamüstü Missouri yakınlarındaki Kansas City Bankası soyuldu. Saat dört civarında gerçekleşen olayda neyse ki kimsenin kılına zarar gelmedi. Görgü tanıkları kapıdan girenlerin kalabalık olduğunu bildirdi. Veznedar etkisiz hale getirildikten sonra kasaya dört el ateş edildi. Bankada bulunan yetmiş altı yaşındaki Miss. Appleton rehin alındı. Zavallı kadın korkudan sessiz kaldı. Haydutlar, şerif müdahale edemeden kaçmayı başardı. Karşıdaki barın sahibi Mr. Adams, bu kişilerin efsanevi Dalton Kardeşler olduğunu iddia ediyor. Kasaba terör içinde. Bu bölgede yaşanan altıncı soygun. Yetkililerin bir an önce olaya müdahale etmesi gerekmektedir. 'Artık bu salakları hapse atmaktan sıkılmış' olduğunu açıklayan Red Kit nerede? insanların katledilmesine seyirci mi kalacak? Kendi gölgesinden hızlı silah çeken kovboyu görevinin başına bekliyoruz!"

Jack, gazeteyi masaya bıraktı.

”Bizi arıyorlarmış" dedi. "O geri zekâlı kovboya çağrı gönderiyorlar. Uzun zamandır karşılaşmamıştık. Artık icabına bakmak gerek."

Jo, oturduğu yerden sinir içerisinde ayağa kalktı.

“O kovboyu öldürmeliyiz. Bugün, hemen, şimdi. Yakınlarda bir yerde. Hissedebiliyorum. Sakince oturmuş bizim panikle bir şeyler yapmamızı bekliyor. Ama bu sefer akıllıca davranacağız, Hiç beklemediğı bir anda sinsice arkasından yaklaşıp ensesine silahı dayayacağım. Anlıyor musunuz? Bu sefer tamam.

Babamın ölüsü üzerine yemin ederim, bu defa onun işini bitireceğim.”

“Sinirlenme kuzucuğum. Hadi yemeğini bitir. önce gücünü toplaman lazım" diyerek konuyu kapattı Dalton Ana. Gözlerinde biriken gurur yaşlarını önlüğünün kenarıyla sildi.

***

Jo, haksız değildi. Red Kit çok da uzakta olmayan bir yerlerde aynı gazeteyi okumuş, silahını parlatmakla meşguldü.

“Bu kaçıncı? Geri zekâlı adamlar ben olmadan hiçbir şey yapamıyorlar. 'Daltonlar kaçtı. Red Kit'i bulun!’; 'Jesse James soygunda. Red Kit nerede?; 'Calamity Jane terör estiriyor, Red Kit’in yapacak daha iyi işleri var anlaşılan.’

Gazete başlıklarına bak! Adamları bu kaçıncı kodese tıkışımız olacak? Her seferinde iki üç kaşık bulup yine kırlarda dolanmaya başlıyorlar. Ya hapishaneyi havaya uçurdukları zamana ne demeli? Arkansas! Vahşi Batı'nın en iyi korunan yeriymiş! Çocuk mu kandırıyor bunlar?

Bu son Düldül! Bundan sonrakinde gemiye binip Avrupa'ya QidiYOruz. Belki oradaki haydutlar biraz daha akıllıdır."

***

Jo, önündeki haritada yeni bir yerler işaretlemekle meşguldü. Kırmızı çizgilerle karman çorman olmuş kağıt üzerinde altı banka, yedi çiftlik, bir cezaevi binası dikkat çekiyordu.

Hep aynı yerde faka basıyoruz. Sırayla hareket ediyoruz. Kasabalarda birinden diğerine geçtiğimiz için yolumuzun üzerinde bizi bekleyen salak kovboya yakalanıyoruz. Bu sefer zekice davranıp ondan bir adım öne geçeceğiz. Şimdi hepiniz beni iyi dinleyin.

Avarel, sen de elindeki tavuk budunu bırakıp buraya gel. Bize beyin dağıtılırken bu adam nerdeymiş?"

***

Red Kit uzun bir aradan sonra Düldül'ün üzerine atladı. Sabahın ilk ışıklarında tatil sona eriyordu.

"Uzun zaman olmuştu Red Kit, burada keyfin yerinde sanıyorduk."

"Daltonlar yine ortalıkta, çocukları okula geri götürmem gerek."

***

Vahşi Batı'nın dört azılı haydutu Jo, WiIIiam, Jack, Avarel. Atlarının başında toprak yollarda ilerlemekte. İçlerinden en akıllısı Jo, kardeşlerine liderlik yapıyor. Jack ve William sessizce abilerini takip ederken, Avarel, kuşlar ve ağaçlar arasında salınmakta. Haydut olmak hiç de umurunda değil.

"Bakın bu sefer hiçbir sorun istemiyorum. William! Sen Avarel’e göz kulak olacaksın. Jack! Sen de benim arkamı kollamak zorundasın. Bir çete gibi hareket etmeliyiz. Biz dehşet saçan Daltonlarız, Red Kit'in oyuncağı değil.”

"Peki Jo, neden hep biz  kodese giriyoruz?"

"Çünkü o kovboydan nefret ediyorum. Ben onun sırıtan suratını görünce sinirden hata yapıyorum, William ve sen beceriksizsiniz, Avarel ise ahmağın teki."

"Ama Jo annem hep nefret çok kötü der. AI biraz çikolatalı kek ye. Sinirlerini yatıştırır.”

 

Billy The Kid, Calamity Jane, Jesse James gibi pek çok belalı soyguncuyu kodese tıkmış, vahşi batının en hızlı kovboyu, güneşe karşı yol almaktaydı.

"Onlar gibi düşünmeliyiz Düldül. Sen Jo Dalton olsaydın ve hayatta para kazanmaktan bile daha çok istediğin şey, beni öldürmek olsaydı nasıl bir plan kurardın?"

"Sakin ol kovboy. Arada bozuşuyor olabiliriz ama senden kurtulmaya niyetim yok."

"Ama Jo'nun var. Ve uzun zamandır bu hırsla yaşıyor. Artık bu velet benim sinirlerimi iyice bozmaya başladı. Yerin altında bir hücre yapıp oraya tıkılmalarını sağlamalıyız."

"O zaman nasıl eğleneceğiz kovboy?”

"En son görüldükleri yer Metropolis Kasabası. Oraya gidip izleri takip etmeye başlayalım. Nasılsa Hansel bizim için bir kaç kurşun kovanı bırakmıştır."

”Şu uyuşuk köpek peşimizden ayrılsa ben daha mutlu olacağım."

”Öyle deme Düldül, biliyorsun Avarel'i bulmak konusunda özel yetenekleri var. Hadi Rin Tin Tin yerleri kokla ve bizi arkadaşına götür.”  

***

Bu sırada Daltonlar, kasabalarda dehşet saçmaya, halkın hayranlığını ve ilgisini kazanmaya, kadınları kendilerine âşık etmeye, köpeklerin ağzından kemiklerini çalmaya, bankaları boşaltmaya ve arkalarında havaya karışan bir duman yığını bırakmaya devam etmekteydiler.

Halk arasında fısıldaşmalar bitmek tükenmek bilmiyordu.

"Bu sefer iyi iş çıkardık çocuklar. Red Kit’in ilgisini çekecek kadar patırtı kopardık Şimdi planın ikinci aşamasına geçebiliriz.

Ayrılıyoruz. Siz, Ashtown'dan. ben tek başıma Batesville’den yolumuza devam edeceğiz. Siz yağmalamayı sürdürün. Bütün yıkım gece yapılacak böylece kimse üç kişi olduğunuzu anlamayacak. Tam iki gün sonra Twintown’da buluşacağız. Ben önceden oraya kılık değiştirip varmış olacağım. Baronlar gibi giyineceğim."

“Baron ne Jo?"

"Bu gerzek beni kanser edecek sonunda!"

"Avarel. Baron zengin. Cebinde saat taşıyan, uzun şapka İngilizlere denir. Kelimeleri uzatarak konuşurlar ve hep çay içerler."

"Tamam yeter. Bir salakla vakit kaybetmeyelim. Şimdi hepiniz planın sonunu iyi dinleyin. Twintown'da, Red Kit'i barın oraya çekmeniz gerekiyor. Ben kapıya en yakın masada sıradan bir müşteri gibi oturuyor olacağım. Sakın bana bakmayın. Kapıdan girer girmez bara doğru ilerleyeceksiniz. Red Kit sizi takip edecek. Ve işte tam o anda, ben elimde silahla onu bekliyor olacağım. Arkasını döndüğünde Bummm! Red Kit'e veda edin. Anladınız mı?”

***

"Kasabanın haline bak Düldül. Çocuklar oyuncaklarını kırmış toplamam için bana bırakmışlar. Hadi şerifle konuşalım bakalım neler dönüyor bizim bilmediğimiz."  

Red Kit Şerifin talan edilmiş barakasına ilerlerken, kasaba halkı saklandıkları deliklerden birer ikişer çıkmakta, hayatlarını kurtarmaya gelmiş kovboya saygılarını belirtmekteydi.

***

Bu sırada atının üstünde bir yabancı Twintown sınırına girmişti. Otele kaydını Baron Dasny olarak yaptırdıktan sonra görevliye barın yerini sordu, vakit kaybetmeden yola koyuldu. Tahta kapıdan geçtikten sonra, gölgede kalan masalardan birine oturdu ve bir çay siparişi verdi.

Hiç kimse onun azılı Jo Dalton olduğundan şüphelenmedi.

***

Aynı günün akşamı kasabaya yeni bir yabancı girdi. Atının üzerinde sigarasını tüttürmekte olan Red Kit'ten başkası değildi.

***

Gece şehre indikten sonra üç atlı silahlarından çıkan kurşunlarla havayı deldi. Kasaba halkı sessiz bir gece hayallerini öldürmek zorunda kaldı. Vahşi batının ortasında tüm zamanların en azılı çetesi Red Kit'i öldürmek için pusu kurmuştu.

Bardan içeri önce William girdi, emin adımlarla ilerledikten sonra bir bira ısmarladı. Kardeşi Jack onu takip etti. Üçüncü giren beklentilerin aksine Avarel değil, Red Kit oldu.

”Eller yukarı Jack! William sana da aynısını tavsiye ederim. Şimdi beni diğerlerinin yanına götürürseniz bu macera da uzamadan biter. "

Bu sırada Red Kit arkasından doğrulmuş silahı göremezdi. Namlunun ucuna hedef olan kafasını dağıtmak için Jo doğru zamanı bekledi. Kovboyun acı çekerek ölmesini istiyordu, tetiği çekenin kim olduğunu bilerek. Sabırsızlığı bir kez daha ona büyük bir yanlış yaptırdı.

"Hiç sanmıyorum ahbap."

Red Kit arkasına döndüğünde komik kılığıyla kapının yanında duran Jo’yu gördü.

"Ne oldu Jo, soygunculuk yaramadı soytarılığa mı başladın?"

"Kes sesini kovboy, birazdan öleceksin ve hâlâ ukalalık yapıyorsun. Jack, William siz geride durun, silahlarınızı yerine sokun, bu adamı tek başıma haklayacağım."

William ve Jack masada bekleyen biralarına döndükleri anda, kapıdan başka bir adam girdi. Red Kit'i kurtaracak bu beklenmedik gelişme oldu.

"Jo, seni ne kadar özlemişim. Bütün kasabada sordum. Sonunda çay içen adamın burada olduğunu söylediler. Gel buraya kardeşin Avarel sana bi sarılsın."

Ve tam o anda gölgesinde nbile hızlı silah çeken kahraman, altıpatlarına sarıldı. Merminin ucunda bu kez Jo vardı.

"Avarel ! Seni görmek ne güzel!"

Sinirden köpürmüş Jo, Avarel'i yumruklarken, Red Kit şaşkınlıkla silahlarına davranan diğer iki kardeşi de yakaladı.

"Allah senin belanı versin Avarel. Bir kere doğru düzgün bir iş yapamaz mısın? Başımıza ne geliyorsa senin aptallığından geliyor!"

"Sakin olun çocuklar, daha burada kavga etmeye başlarsanız, önünüzdeki yirmi bir bin üç yüz kırk güne ne kalacak!"

”Seni öldüreceğim kovboy! Belki bugün değil ama çok az vaktin kaldı!"

”Sütünü içmeyi unutma Jo! Sonra annen kızar.”

Ve bir macera daha beklendiği gibi sona erdi. Daltonlar kodesten kaçma planlarını yaparken, Red Kit atının üzerinde şarkısını mırıldanmaktaydı.

"Ben yalnız bir kovboyum. İki metredir boyum...."

Düldül kovboya yolculuğunda eşlik etti. 

RED KİT'TE (LUCKY YUKE) KİM KİMDİR? RED KİT'İN KAHRAMANLARI

RED KİT'DEKİ KARAKTERLER

RED KİT KİMDİR?

Vahşi Batı’nın gölgesinden bile hızlı silah çeken, yakışıklı kovboyu. Gerçek ismi Lucky Luke'tur. Türkçe'ye nasıl Red Kit olarak geçtiğinin sırrı hâlâ çözülememiştlr.

RED KİT NE YAPAR?

Katilleri yakalar, dolandırıcıları enseler. haddini bilmeyen soygunculara gününü gösterir. Atının üzerinde uyur, yemek yer, tıraş olur. Zaman zaman kadınlar yüzünden kızardığı, kafasında aşk balonlarının dolaştığı görülmüştür. Vaktinin çoğunu barlarda, çöllerde ve posta arabaları arkasında geçirir. Günbatımına doğru ilerlemekten, revü kızlarına iltifat etmekten sirk gösterilerinden, otel odalarında yaşamaktan zevk alır.

RED KİT'İN VAZGEÇEMEDİKLERİ

Ukala at Düldül (asıl ismiyle Jolly Jumper), peşine yapışan uyuşuk köpek Rin Tin Tin, gölgesi, kot pantalon, kırmızı fular. Satranç tahtası, tren rayları, arka camdan atlamak.

RED KİT'İN KÖTÜ ALIŞKANLIKLARI

Kart oyunları, altıpatlar, asabiyet, küfür, bira fıçıları. barlar.

RED KİT'İN DÜŞMANLARI

Daltonlar, kumarbazlar, Jesse James, apaçi okları, Calamity Jane, konuşan tel, Billy The Kid, akbabalar, senatörler, katran, Pat Poker, zaman zaman denizciler, Joss Jamon,  Buffalo Bill, kaktüsler, kumpanya, sihirbazlar, John Doe, sallanan ip, rus ruleti.  

Hazal Yılmaz
Gerçek Edebiyat

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)