Kâğıtlar / Erdinç Gültekin
Bu ay okuduğun yazarlar sanki hep seni anlattı. Cemil Kavukçu, Ernesto Sabato, Erhan Bener, Aziz Nesin, Kafka... Oysa yıllardır bir gününün yaşam tarafından bin güne bölüştürülmüş olduğunu düşünürdün. Bin gün geçince yaşamında küçük bir değişiklik olur ve yaşam sana aynı günü yaşayacağın bin gün daha sunardı. Bu böyle giderdi. Ot gibi yaşamanın karşılığı tam olarak sendin. Bu ay okuduğun kitaplar, onların anlatıcıları, ya onlar da senin gibi taşlaşan bir dünyadan geliyorlardı ya da sen bir parça dünya görmüş, bir şeyler yaşamıştın. Sahi, yaşamak nedir? Üzerinde gerektiği kadar kafa yormuyor kimse. *** Bir sözcük neden düşman ile işbirliği yapar? Yoksa asıl düşman sözcükler mi? Sözcük, neden gidip en can sıkıcı görüntüyü bulup getirir? Hiç mi güzel bir şey yaşanmadı? Öğrenmelisin bu yeni hastalığın adını. Çözümü nedir bulmalısın. *** Belleği güçsüzdü. Belki, vicdanı su almıştır dedin. Tepkisiz izliyordu ölümleri. Belki de karaya oturmuştu duyguları. Yanlışına evladı gibi sarılıyordu. Bir çocuğu olsaydı, belki... Sonra, bir gün ağlarken gördün onu, bu onu ilk görüşündü aslında. *** Öz kızını satan adam koca koca gülüyordu. Sanki bir çizgi film kahramanıydı o. Buna neden kapkara, gür sakalları mıydı? Bilemedin... En korktuğum ne biliyor musun, dedi, tanıdık biriyle karşılaşmak. Ve gülmesine kaldığı yerden devam etti, öz kızını satan adam. Ama dedin uyanırken, hiçbir çizgi film kahramanı, çocuğunu satmaz ki... Sen bir çizgi film kahramanı olamazsın. Erdinç Gültekin
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR