Karikatürcüler de değişir
Mustafa Bilgin bu hafta -karikatürcüler özelinde- sanatçıların zamanla düşüncelerinin değişebileceğini örnekleyerek anlatıyor. Neşterini, zamanın karikatürcülerinin Garip şiirini şiddetle eleştiren damarına vuruyor.
2001-2002 yıllarında Cemal Nadir Güler üzerine bir belgesel-çizgi film hazırlarken aşağıdaki karikatüre rastlamıştım. Gülümsemekle birlikte üzerinde durmamış, belgeselime almamıştım. Karikatürcü ve değerli araştırmacı Said Coşar iyi ki üzerinde durmuş; “Karikatüristlerin Garip Tepkisi” isimli çok iyi bir araştırma yapmış… Bu kapsamlı araştırma dosyasından öğreniyoruz ki, başta ustalarımızın ustası Cemal Nadir Güler olmak üzere, o dönemin bütün karikatürcüleri ‘Garip Şiiri ve Şairleriyle’ uzun süre alay etmişler. O yıllarda mizah dergilerinin sahipleri ya da yöneticilerinin edebiyat insanı olmaları nedeniyle, dönemin ünlü edebiyatçılarının karikatüre konu oluşları sıradan bir durummuş zaten. Garip şiiri gibi devrim niteliğindeki bir akımın, karikatüre malzeme olmaması düşünülemeyeceği gibi, bu eleştirel ilgi çok da uzun sürmüş. Meslek yaşamlarının başındaki Turhan Selçuk ve Semih Balcıoğlu ustalarımız da doğal olarak bu ortamdan etkilenerek “acımasız” eleştiri kervanına katılmışlar. Oysa 1990 yılından itibaren kendilerini yakın sayılabilecek bir mesafeden izlediğim Turhan hocanın da, Semih hocanın da Garip dönemi şiirlerini severek bu dünyadan ayrıldıklarına yemin edebilirim. Demek fikirler değişebiliyor… Karikatür tarihimizde buna benzer ne çok değişimler, dönüşümler vardır kim bilir… Örneğin ben… Tarihçilere iş çıkmasın; bugün, 1989’da Sokak dergisinde yayınlanan bu karikatürümden 180 derece farklı düşündüğümü itiraf ediyorum! “Vicdani retçi” Dr. Tayfun Gönül’ün o günlerde epeyce gürültü koparan “Zorunlu Askerliğe Hayır” çağrısına destek vermişim… Bugün bile romantik sayılması gereken fikirlerin etkisinde kaldığım bir çalışma olmuş bu karikatürüm… Bal gibi bir yanlış! Yine de bugün mahcup olacağım bir şey varsa; Turhan Selçuk ustamız bahsi geçen karikatürünü çizdiğinde yirmi üç yaşındaymış, Semih Balcıoğlu usta yirmi yaşında bile değilmiş… Ben otuzuma merdiven dayamıştım… “Zorunlu Askerliğe Hayır” önerisini yapanlar özünde iyi insanlar olabilir, zaten kötü niyetliler konumuz değil… Konumuz, “Zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir” de değil! Sosyalist dünyayı alt etmeyi başarmış boyu devrilesi emperyalizm şimdi de bütün dünyada etnik veya mezhepsel farklılıkları kanatıp ulus devletleri parçalama işini tezgâhına almışken böyle romantik öneriler yapmaktır asıl garip olan… Dünyanın bütün ordularının aynı günlerde “tezkere aldığını”, tankların “jilet olmaya” yollandığını görmeden yapılan böylesi çağrılar; şairane sözler olur en fazla… Dünyanın bütün ordularının dağıldığı günlerin hayali ise; insanın damağında tat bırakan bir şiir! Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR