Her tutkulu okuyucu kendi kütüphanesine aşıktır
Kitap sürüden kopartır. Ayırır. Çarkın dişlerini kırar. Yabancılaştırır. Uyumsuzlaştırır. Tuhaflaştırır. Delileştirir. Bizim de bir cennet hayalimiz var demek ki: İstediğimizde bütün yazılmış kitapları okuyabileceğimiz -biraz- zaman!
29-Kitap biriktirmek de kitap okumak kadar bir kitap kurdunun kaçınamayacağı bir eylem. Bir tür bağımlılık ilişkisi olarak nitelendirmek yanlış olmaz. Ya da bir tür hastalık. Ben kişisel olarak bu tür yakıştırmalardan alınmıyorum. 30-Sanırım pek çok kitapsever bir gün okurum umuduyla kitapları evlerine taşıyıp istiflemekten dolayı kendilerine yöneltilen eleştirilere alışıktır. Evet, yapılabilecek bir şey yok; bir kitap sever, bir kitap kurdu, bir bibliyofil, her ne derseniz, bir anlamda kitaplarla ilişkisi sıradışı bir bağlılık haline gelmiş bir kişidir. o yüzden.
31-Bu insanlar için en büyük hayat problemlerinden biri bir yerden bir yere giderken hangi kitaplardan ayrılacağımız, hangilerini yanımıza alacağımız olur. Bir de taşınmak gerektiğinde bavullar, kutular, kütüphaneyi eksiksiz, hırpalamadan korumak için seferber olur. Her gittiğimiz yere kütüphanemizi de taşımak isteriz. Evet bir tür bağımlılıktır bu. Ama bu bağımlılığın sigara, alkol ya da uyuşturucu gibi zararı olmaz pek. Tek zarar kesemizedir. Çoğu kez kalan paramızı zihnimizde kitapa dönüştürürüz: Ne kadar daha kitap alabiliriz? Ekmek arası bir şey mi atıştırsam, şu kaçırılmaması gereken filmi mi izlesem, yoksa şu çoktandır almayı düşündüğüm kitabı mı alsam? Bu tür soruları vardır kitap tutkunlarının. Çoğunlukla da kitabı seçerler.
Eve aç ve yürüyerek dönmeyi tercih etmişler çoktur!
Bu tuhaf bulunur diğer insanlarca. Dolayısıyla kitaplarla dostluk da diğer bağımlılık türleri gibi aynı yolun yolcusu olanları birbirine yaklaştırır.
32-Bu benzerlik yüzünden bir gün kitapların üzerinde de “kitap sağlığa sararlıdır” gibi etiketler görebilir miyiz yoksa? İnsanlık tarihi neleri görmedi ki?
Bir gün kitapların da özel yasaları olabilir mi?
Kentte bazı bölgelerin kitap okumaya yasaklandığı, bazı bölgelerin kitap okuyan insanlara özel olarak ayrıldığını görsek ne hissederiz? Dikkat: kitap bölgesi! Bu tür levhalar karşımıza çıkabilir mi?
Ya da ormanlık bölgelerdeki yollarda rastladığımız türden bir levha: Koltuğunun altında kitap olan bir adam işareti: Yavaş gidiniz, her an kitap okuyarak yolu geçmeye çalışan dalgın bir adamı ezebilirsiniz. Yurt dışındayken benzer bir sahne görmüştüm. Arabalar bekliyor ve bir sincap sakin sakin caddeyi geçiyordu.
Kitap okuyanların bu tür önlemlerle korunmaya çalışılması çağımızın bir kaçınılmazı olabilir mi? Geçenlerde bir zeki çocuk “evet kitap okumam” diyordu. Bilgisayar ve internet her şeye yetiyor. Bu bir bilinçaltı meselesi aynı zamanda: Kitap okuma, yoksa toplumda yükselemezsin!
Tersinden de söylenir: Kitap okumadan da en iyi yerlere gelebilirsin. Gelebilir misin? Gelebilirsin. Eğitim sistemimizi ve toplumsal yaşamımızı kuşatan bir bilinç halidir bu.
34-Kitap sürüden kopartır. Ayırır. Çarkın dişlerini kırar. Yabancılaştırır. Uyumsuzlaştırır. Tuhaflaştırır. Delileştirir. Mutsuzlaştırır. Örgürleşme, yaratıcılık, özgünlük, birey olma, eleştirel bakma, bir karşıt değerlendirmeler matriksi olarak bir avuntu yaratır sadece.
35-Aslında en erken düzenlenen bağımlılık ilişkisi kitaba ilişkin olandır. Vardır böyle alanlarımız. Evde kitapların olduğu bir odamız, kentte kitapçılar ve kütüphaneler böyle özel bölgelerdir. Kapısından girdiğimiz andan başlayarak başka bir kimliğimiz olur: Kitap okuru. Yaklaşma: Her an bir bibliyofille karşılaşabilirsin!
Karşıt tabela da bir yerlerde asılıdır nasıl olsa: Kitapla Yaklaşma!
Soru işareti yaratabilir, efendi-köle ilişkisini kırabilirsin. Alan razı satan razı ya da sömüren razı, sömürülen uykuda durumunu bozabilirsin. Kitap tehlikelidir. Çomağın kendisidir. Bu yüzden birileri onu tu kaka yapıp ara sıra yakarken ve yasaklarken bir kısmı da onu toplar, diğerleriyle yan yana koyar, onlarla zaman geçirir. Birbirine zıt iki dünyadır.
Bu iki dünyayı birbirine yaklaştıran alan kitapçılardır işte. Hem egemen bir düzenin, kurulu ikdisadi ilişkilerin bir nesnesi, bir tür metadır kitap, üretilir, pazara sunulur, reklamı yapılır ve satın alınır, hem de o düzen için ayakbağı olan insanlar üretir.
36-Kitap okumak bir ihtiyaç olduğu ölçüde sürekli zaman çalmaya eğilimlidir. Bazen daha ileri bir toplumsal düzen aşamasında her kitabı, yanında onu okuyacak zamanla birlikte satın alabileceğimiz bir düzeneği hayal ediyorum. Zorunlu ilişkilerimizden yasal bir biçimde kopartılacak, kitapların evde birikmesine neden olan zamansızlıktan bizi kurtaracak bir “okuma zamanı” ekli kitap projesi yani. Bir tür doğum izni gibi. Her kitap, onu aldığımız anda onu okuyacak zamanı da yaşamımıza katıyor olacak. O gün bir saat eksik çalışabileceğiz. Ya da bu zaman kuponlarını biriktirip yılda bir ay okuma tatili yapabileceğiz. Tek sorun kurulu düzende her an karşımıza çıkan güven sorunu. Bunun üzerinde düşünüyorum. İmza, güvensizlik üzerine kurulu düzenin tek koruyucu meleği. Her zaman ve her ilişkide kanıt isteyen kurulu düzen için satın aldığımız kitapla birlikte verilen zamanı okumak için harcadığımıza ilişkin bir kanıt üretebilseydik ya da okuma eyleminin somut kanıtı olan bir imza bulabilseydik sorun olmazdı. Evet bu kitabı okudum. Öyle mi? Okuduğunu kanıtla bakalım? Sorun bu. Güzel bir hayal. Yazılan kitapların sonsuzluğu karşısında hepsine yetişememe duygusunun yol açtığı acı, bu tür hayallere yol açıyor. Kitapçı dükkanından her girişimizde bu tür bir ezikliği duymaz mıyız? Hangisini okumalı, hangisini satın almalı?
Neden daha çok zamanımız yok?
37-Bizim de bir cennet hayalimiz var demek ki: İstediğimizde bütün yazılmış kitapları okuyabileceğimiz -biraz- zaman!
Sonsuza kadar beste yapmayı sürdüren eşsiz bestecilerin o güzel melodileri eşliğinde sonsuza kadar bizim için yazabilecek yazarların eserlerini okumak. Mozart’ın 1116. Senfonisinin dinlerken Bukowski’nin 108. şiir kitabını bitirip Paul Aster’in 98. romanına başlamak.
Cennet değil mi, neden olmasın?
Kitapların dünyasında sürekli uzaklaşıp yaklaştığım hayalim bu benim. Doygunluğun olmadığı tutku.
Evet 13’ün 3 katı olan 39 sayısına gelmeden burada, 37. maddede bırakmak en iyisi.
Ali Ulvi Özdemir Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR