Günümüz şiirini teslim alan ne'dir? / Veysel Çolak
Şairin eğlendirici bir özne haline getirilmesi, şiirin bir oyun olarak algılanması reddedilmelidir.
Günümüzde insanlar nesne ve doğa yani yaşamın tümü, tüketim dünyasının değerler sistemi içerisinde anlamlandırılmaktadır. Artık iyice belirleyici olan bu durum günümüzde cinsellik, korku, şiddet, arabesk, ‘kiç’leşen süslemeler, masalsılık, mitoloji, kutsal kelam formları vb. ile şairi ve şiiri teslim almaktadır. * Küresel kapitalizmin kültür emperyalizmi depolitizasyon ve tüketim ütopyaları ile şairin kendisinde etkili olmuş ve ‘tarafsızlık’ kimliği, üstün bir değer haline gelmiştir. ‘Tarafsızlık’ yalanı, mevcudun sür-gitliğine hizmet eden bir taraflılığı örgütlerken, şiirin yıkıcılığı, başkaldırırken gelişen estetiği aşınmıştır. İnsanın düş görme yeteneğini kaybettiği bir dünyada şiir, insanı yeniden düş görmeye çağırmalıdır! * Şair, şiirinin önüne geçirilmiştir. ‘Yükselen’ değer olarak yapıtının önünde durmakta ve bu duruşunun rantını talep etmektedir. Amaç, şairlerin kendileri olmuştur, yapıtları değil... Şiir, günümüzde sorunludur, çünkü şair sorunludur, çünkü insan sorunludur. Çünkü sistem sorunludur. * Şairin eğlendirici bir özne haline getirilmesi, şiirin bir oyun olarak algılanması reddedilmelidir. * Şiirin kaybolan iklimi yeniden yaratılmalıdır. Şiirin düş gördüren bir yaratı olduğu anımsanmalı; bir gelecek tasarımı ve önerisi ortaya koyan şiirler yazılmalıdır. * Türk şiirinin izlek yoksunu olduğu görülmeli ve hayatın bütün izlekleri şairlerin gündeminde yerini almalıdır. Çocuk, genç, yaşlı ayrımı yapmadan bütün toplumsal alanların şiiri yeniden tasarlanmalı ve karşılanmalıdır. * Teknolojinin yönetimine giren insanı sarsacak, onu kendine, insana yöneltecek şiirlere gereksinme vardır. Şiir, düzenlenmiş dünyayı yıkma hazırlıklarına hemen başlamalıdır. Şiir yazanın bu hazırlıklara katılma dışında başka bir seçeneği yoktur. Şiir, yeniden insanı keşfetmeli ve yüzünü bütünüyle ona döndürmelidir. Şiir insana gitmelidir. Şiirin öznesi ve nesnesi sorunu düşünülmeli, insanla örtüşmesi sağlanmalıdır. İnsanın şiirle buluşmasını engelleyen ekonomik, toplumsal ve siyasal tüm olumsuzluklar aşılmalıdır. * Şiir, iktidar ilişkileri içerisinde düştüğü uzlaşmanın dışına çıkmalıdır. Yoksa yazılan şiir hep geçersiz olacaktır. Yaşanan ve belirleyici olan illüzyon kırılmalıdır. Günümüz şairinin oluşturduğu güvensizlik giderilmelidir. * Türk şiiri yapı bakımından sorunludur. Omurgadan yoksunluk, kalıcılık bakımından yoksunluğa dönüşmüştür Yazılan şiir, bir boşluğu doldurmayı amaçlarken, başka bir boşluğa dönüşmüştür. Fark edilip giderilmesi gereken budur. Şair, genel-geçer olanın dışına çıkmalıdır. Bu durumda, verili gerçekliği yıkmak, ‘zamanın gürültüsünü’ duymak ve karşıtını oluşturmak, şair için bir zorunluluktur. * Şair, var olandan sıkılarak ve onu sorgulayarak yeniden işe koyulmalıdır. Bu ona, yazdığı her şiirle yeni bir yaşam tasarımı önerme olanağı sunacaktır. Şiirin yaşamsal bir gereksinme oluşunun kitlelerce benimsenmesi sağlanmalı, bunun olanakları araştırılmalı ve istenen gerçekleştirmelidir. Özellikle şiir dergileri, bu bağlamda ortaklaşa bir tavır geliştirmeyi organize edip yaşama geçirebilmelidir. Dergi editörleri, en azından iyi bir şiir okuru olmakla yetinmeyip bir şiir eleştirmeni olabilecek yetkinlikte davranmalı, dergileri şiir kirliliğinden kurtarabilmek için gereken özeni göstermelidir. * Günümüz şiirinin bir anlam sorunu vardır. Bunun giderilmesi gerekir. Yoksa, şiirin aşkınlaşmasını gerçekleştirmek olanaksızlaşacaktır. * Şiir, bazen bir yalnızlık biçimidir; ama şimdilerde şiir, hep bir yalnızlık biçimi olarak yaşanmaktadır. Giderilmesi gereken de bu olmalıdır. * Her neden, bir sonuçtur aslında. Bu durumda, sonuçlardan nedenlere gitmek ve Türk şiirini yeniden yaşanır kılmak gerekmektedir. * Uzun süreli ve ciddi kuramsal açılımlar yapmayı hedefleyen çevrelerin oluşturulması yolları denenmelidir. Bu bağlamda şiiri ve şiirin sorunlarını her yönüyle ele alan sempozyum, kurultay... gibi etkinlikler desteklenmelidir. * Elbette, bu olumsuzlukları aşan şairlere gereksinme vardır. Veysel Çolak Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR