Cenubî Garbda Sükût Berkemal… / Marquis d’Istambulin

Meclis-i Mebusan’da bir münakaşadır gidior. Müdafilerin meslekî teşkilatı Baro ne olacak?!

news-details
Deneme

Dersaadet, Temmuz 2020 

 Her gün gelen nümayiş hevadisleri milleti bedbaht, bîzar etmiş. Melmeked dâhilinde mebzul mıktarda jurnalist ve de muharrir tevkif edilmiş vaziyetde. Pandemi bir türlü hitama erdirilemior. Düvel-i Muazzama döviz maniplasyonları ile melmekedi köşeye sıkıştırma, iktisadı göçertme peşinde. İşsizlik almış yürümüş. Darülfünûn imtihanları zor bela derute edilebilior. Akdeniz’de sular kaynior. Kefere illa ki cenk ister. Eşkıya şarkda yol kesior, ekalliyedler alenen kıyam eylior, beşinci kol azmış, muharrirler bir âlem olmuş, ehl-i casusla ülfet edeni de yok değil.

Peki bu ahval ve şerait altında melmekedin münevveri ne edior ne eylior?! Bu mevzuyu şöyle bir muaheze edeyim, bir mercek altına alayım dedim. Ne mümkün aziz kâriler ne mümkün?! Melmekedin münevveri sankim buhar olub uçmuş, sankim sırra kadem basmış; tek bir tanesi ortalıkda yok.

Lailaheilllallah; nerede bu münevveran taifesi acep?!

Bizim Muineddin Efendi’nin kulağı delikdir. Çukurcuma’daki sahaf ve dahi antikacı dükkânına gelen gideni çok olur. Oralarda entelijansiyanın derin münakaşaları yapılır. Bu işi bilse bilse Muineddin Efendi bilir deyüb bir tilifon edeyim dedim. Muineddin Efendi’ye hicapla sordum:

“Muineddin Efendi, Muineddin Efendi; Melmeked yangın yerine dönmüş nerede bu dövletin münevveri, nerede bu milletin makûs talihini yenecek entelijansiyası?! Ne eder ne eyler bu zevat?! Gün bugün değil midir? İlla da bizim ‘kalkın ey ehl-i vetan!’ dememizi mi beklerler?!”

Muineddin Efendi ilk evvel dikkatlice dinledi. Bilahare cehaletime şaşmış bir halde usulca mevzuyu izah etdi: “Azizim Marquis d’Istambulin malumâliniz olsa gerek; nasıl ki ecdadımız Osmanoğulları Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak kullaniorsa; münevverimiz de asri zemanlarda Cihangir’i kışlak, Gümüşlük’ü yaylak olarak kullanmakdadır. Binaenaleyh mevsimlerden yaz dolayısıyla, hepiceğinin Gümüşlük’de olduğunu tahmin etmekdeyim. Filhakika ivedi bir mevzu bahis konusu ise ‘tout suite’(*) oraya intikal etmenizi tavsıyye ederim. Hepiceğini orada derdest vaziyetde bulacağınızdan adım gibi eminim!”

Oh mon dieu!”(**) dedim tilifon ahizesini kapatırkene. Nasıl da bunu akıl edememişidüm?! Melmekedin münevveri vakansı kendine zehir zindan etmiş, Bodrum’un nahiyelerinden Gümüşlük’de istiareye yatmış milletin bekası içün cansiperane çalışmalara gömülmüş solüsyonlar ariordu muhakkak. Derhal melmekedimizin müstesna sayfiyelerinin ekserisinin yer aldığı Cenubî Garb’a intikal ederek vaziyet ve ahvali tetkik etmem gerektiğine kanaat getirdim.

Allah selamet versin yeni nesilden mükemmel yetişmiş, Frengistanda tahsil terbiye görmüş, münevver, ruşen, marifetli bir cins-i latif olan, sizden iyi olmasın hemşirem kadar sevdiğim bir neşriyadcım vardır. Malûmunuz, ism-i âlisi Zuzu’dur. Lakin yakın ahbapları ona Zuzu Kardashian da der. Sakın ola aklınıza bir şübhe düşmeye; meşhur ve de menşur Kim Kardashian ilâ hiçbir hısımlığı, akrabalığı, münasebeti yoktur. Sadece lakap. İşte o Zuzu Kardashian kızımızı aradım. Nasıl gidilir bu Gümüşlük denen sayfiyeye deyu sormak içün? Tilifonda hayretten donakaldı:

Ces’t pas possible!..(***). Size inanamiorum Marquis d’Istambulin. Siz ceridenizde entelijansiya köşesini işgal ediorsunuz lakin entelijansiyanın her sene vakansa nereye, nasıl gitdiğini bilmiorsunuz?! İnkredibıl, inkroyabıl, impasıbıl!… Vakıa ben de şu lahza Gümüşlük’de entelijansiya ilâ beraber uzletdeyim. Derhal size Pegasus Tayyare Kumpanyası’ndan bir tiket ısmarliorum. Gelib sizi havaalanından alicam.” dedi ve kapatdı tilifonu.

Zamane de işte böyle! A be kızım dur bakali romatizmalarım ne diyecek bu kadar uzun bir seyahate, dur bakali enfarktüsüm izin vericek mi tayyareye binmeme. Lumbagolarım, siyatiklerim, tansiyonum beri yandan! Hem “arrogant” kedim Fitnat ne olucek?! Ya narin begonyalarim?! Her ne halt ise; daha ben tilifonu kapatalı yarım saat olmadan kapı çaldı ve tiketim eve kadar geldi. Ne yapalım, Fitnat’ı Müyesser Hatun’a emanet etmekten mütevellit ters nazarlara maruz kalarakdan ve de hekimlere haber vermeden hazırlanub revan olduk yola. İstikamet cenubî garb: Melmekedin güzide sayfiyesi Gümüşlük!

Pegasus Tayyare Kumpanyası da bir âlem. Malûm biz eski nesil, tayyareye alışkın değiliz. Bodrum’a uçarkene tansiyonum çıkmasın mı?! Bir bardak su isteyecek olduk, bir aylık telifimiz de ona gitti. Her ne halt ise; Cenab-ı Hakka şükürler olsun ki, tayyaremiz muvaffakiyetle Bodrum’a indi. Eksik olmasın Zuzu Kardashian kızımız da beni karşılamaya gelmiş. Lakin o da ne; Zuzu bir kıyafette gelmiş ki vallahi de billahi de tillahi hemencenek kendimi tomofilden içeri atdım. Bi gören olur deyu… “Yahu kızım evladım, bu şortlar bu ecnebi kıyafetleri, bu alafranga usuller nedir?! Hafazanallah edep yerlerin ortaya dökülecek neredeyse! İnsan bir kombinezon da mı giymez?!” Diyeceğidüm vallaha; son lahzada dilimi tutdum.

Hulasa Zuzu kızım beni derekap Gümüşlük’e atıverdi. Gümüşlük nahiyesine vasıl olur olmaz bir de ne göreyim; hakikaten de entelijansiya kompletmon orada! Yazarlar, çizerler, mütercimler, şair, şuara, muharrirler, ressamlar, sinemacılar, tiyatoracılar… Aklınıza gelen herkeşler! Placlara sereserpe Havva anamız gibi yayılmış cins-i latifler, etrafta tekneler, şezlonglara uzanmış ahu ceylanlar, yanlarında mey kokteylleri, ben diyeyim ki Cihangir’in yarısı orada siz deyin tamamı.

A be Zuzu kızım melmekedin hal-i pür melâli bu vaziyetteykene bilumum münevveran burada toplaşmış ne edior ne eylior böyle?! Bunlar melmekedde olan bitenden hiç küşüm çekmezler mi deyu soracak oldum. Başladı annatmaya Zuzu kızım. Tabii ki de mübalağa acı çekiorlarmış! Melmekedde olan bitenden dolayı efkârlanmamak mümkün müymüş? Ünlü muharrirlerimizden bilmem kim evine yeni yapılan şöminenin bacası düzgün çekmior deyu bunalıma girmiş, her gün Bodrum’a psikologa gidiormuş, bir sinema sen’atcımız ise köpeğinin testislerinde çıkan beni aldırmak için ameliyat günü almış baytardan, zebbah akşam ağliormuş. Menşur ve de meşhur bir tiyatoracımıza Mimoza restoranda üç gün sonraya rezervasyon vermişler deyu depreyşına girmiş, insan içine çikamiormuş, bir başka menşur artistimiz ise Gümüşlük Kulüp’te kapıda tanınmadı diye Piar kumpanyasına mahkeme açmayı düşünüormuş.

Hepsi bu mu?!

Hâşâ!

Soğan Sarmısak’da yer bulmanın imkânsızlığı, Limon’da park yeri kifayetsiz deyu çekilen acılar, günbatımını en iyi gören yeri kapmak içün verilen mücadeleler, çıkan nizalar,  balık restoranlarındaki fiyat tarifesinin Şanzelize’yi solda sıfır bırakması, selülit problematikleri, sintine salmanın etiği, çiftlik balıklarının deniz ürünlerindeki lezzetleri toptan tebdil etmesi mes’elesi, sit alanlarına villa yapmak için orman yakmanın vicdani mesuliyeti, zeytinyağı kültürünün erdemleri, arkeolocik kazılarda cins-i latiflerin alacağı vazifelerin türü, gay haklarının plajlarda ne şekil müdafaa edileceği, musiki sesinin hangi seviyeye kadar açılabileceğine dair empatik yaklaşımlar, kalamarın pişirilme usulleri hakkındaki ideolocik ayrışmalar, tesettür mayosu ile plajda görülen zevata karşı takınılacak tavır, Gümüşlük sahilini saran yosunların namütenahi inkişafı, Jazz Kafe’deki konserlerin ortasından yaya geçişi olmasının sen’ata verdiği zararlar, Gümüşlük Hotel’in sahile çıkışında Off Gümüşlük lokalini kullanamaması neticesinde husule gelen buhranlar vesaire, vesaire, vesaire…

Zuzu kızım anlattı da anlattı. Tam ağzımı açtım aziz karındaşım Mithat Cemal Kuntay’ın o ünlü vecizesini terennüm edeceğim, “Bu melmeked adam olmaz!” diyeceğim bir de bakdım Zuzu kızım denize girmek içün ortalık yerde, cümle cemil cemiyyet içre şortunu çıkarior. “Eüzübillahimineşşeytanirracim” diye ağzımın içinde yuvarlandı lakırdılar. Kafamı beri tarafa çevirecek oldum. Lakin şeytanın melekleri; nam-ı diğer ecinniler bir mıknatıs gibin aldı gözlerimi sanki onun mâbadına çevirdi.

Yarabbi o ne mâbad?!

İmdi neden Zuzu’ya müstear ilave ilâ Kardashian diyollar onu çat deyu anlayıverdim. Kim Kardashian halt etmiş onun yanında. Benim gibin bir ihtiyarın bile malafatından cereyanlar geçmeye başladığında ise anladım ki cümle entelijansiya gibin Gümüşlük hevasına girmekdeyim.

Ol lahza anladım ki melmekedin hiç değilse bir köşesinde işler yolunda: Cenubî garbda sükût berkemal… 

  • “Tout suite”(*) (Fr.) Şimdi, hemen.
  • “Oh mon dieu!”(**) (Fr.) Aman Allahım!
  •  “Ces’t pas possible!” (***) (Fr.) Olamaz.

Sosyal Medyada Paylaş

author

Gerçek edebiyat

gercekedebiyat.com yazarı,

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..