'Bilinmeyen Türkler' Kitabı / Selim Esen
Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’i izleyen Amerikalı bir gazetecinin Anadolu’daki yolculuğunu konu alan bir kitap Bilinmeyen Türkler. M. Alper Öztürk çevirisi ile Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları arasından 2011’de yayımlandı. 120 fotoğrafın yer aldığı kitap 270 sayfa. Gazeteci Clarence Kirschmann Streit(1896-1986), kitabı 94 yıl önce kaleme almış.Yayına Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Osmanlı İmparatorluğu tarihçisi Heath W.Lowry hazırlamış. Kitap, Kurtuluş Savaşı’nın bir yabancı gözüyle anlatılması açısından ilginç ve önemli bir yapıt. Streit, Philadelphia’da çıkan Public Ledger gazetesinde muhabir olarak çalışıyor. 21 Ocak 1921’de,25.doğum gününde,‘Barker’ (DD.213) isimli bir Amerikan destroyeri ile İstanbul’dan Bulgar limanı Varna’ya, oradan Rumen limanı Constantza’ya (Köstence) ve 24 Ocak’ta da Samsun’a geliyor. Gazetecinin yedi hafta sürecek olan Anadolu yolculuğu Çorum, Yozgat, Ankara, Eskişehir, Antalya illerini kapsayacak, İstanbul’da son erecektir. 26 gün kaldığı Ankara’da,26 Şubat 1921’de Mustafa Kemal’le mülakat yapan ilk yabancı gazeteci Streit… Sorduğu sorular ve aldığı yanıtlar, Kurtuluş Savaşı liderinin gelecekle ilgili planları ve kararlılığı üzerine çok önemli bilgiler veriyor. Mustafa Kemal’i başarılarından dolayı “Türk George Washington”u olarak tanımlıyor Amerikalı. 28 Mart 1921’de PublicLedger’de yayımlanan mülakatın Türkiye’de bugüne dek hiç bilinmediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bilinmeyen Türkler kitabı Amerikalı Gazeteci’ nin Samsun’daki izlenimleriyle başlıyor. Bir Rum aileyi ziyaret ediyor, Bolşevik bir diplomatla görüşüyor. Attığı her adımı, yaptığı her konuşmayı fotoğraf makinesiyle belgeliyor. Çektiği fotoğraflar arasında Samsunlu nişanlı bir Türk çiftin mutluluk görüntüsü de yeralıyor. Zorlu kış koşullarında, üstü açık yaylı bir arabayla Anadolu yollarına koyuluyor. Uğradığı köyleri, gelenekleri görenekleri ve söyleşileriyle kitabına taşıyor. Ankara’ya ulaştığında bir Han’a yerleşiyor. Gelişini Anadolu Ajansı, 14 Şubat 1921 tarihli bülteninde “Ankara’da bir Amerikalı gazeteci” başlığıyla duyuruyor. Streit kitabında, Ankara’da tanıştıklarıyla ilgili bilgiler veriyor. Birbirleriyle savaş halinde olan Sovyetler Birliği temsilcisi Boudou Midvani (1877-1937) ile o sırada bağımsız bir cumhuriyet olan Gürcistan’ın temsilcisi, kardeşi Simon Midvani (1876-1937) ile ayrı ayrı görüşüyor. O sıralarda Ankara’da temsil edilmekte olan, Kamil Rıza’nın (Othello Kamil, 1887-1934) başrolü oynadığı, Hamlet'i izliyor. İngilizlerin dost görülmediği bir dönemde Shakespeare’in Ankara’da sahnelenmesine şaşırıyor; “Türkler sanatın milli sınırları olmadığına beni inandırdı” değerlendirmesini yapıyor. Kitabın en çarpıcı sayfaları kuşkusuz, Streit’in, “Yaşları 12, 13, 13; Üç Türk Gerilla Gaziyle Görüştüm ve Etkileri Altında Kaldım” başlığını taşıyan satırları. Çocuk yaştaki savaşçılar, Osman, Tevfik ve Cemal’dir. Tevfik katıldığı Yenişehir muharebesini anlatır. Düşman baskınına uğramışlar ve yalnızca dokuz kişi kurtulmuşlardır. Osman o sırada yaralanmış, ama bir gözünden olmuştur. Edirneli Cemal, annesini Balkan, babasını Birinci Dünya Savaşı’nda kaybetmiştir. İstanbul’da bir yetimhane’ye yerleştirilmiş, işgal sırasında da kaçarak İzmir’e gelmiş, çetecilere katılmıştır. Bir Türk subayının onun iki kez yaralandığını anlatan mektubunu gururla Streit’e gösterir. Mustafa Kemal’le mülakat kitabın can alıcı yeridir… Kendisine, Paşa’nın mülakat yapmaktan hoşlanmadığının söylenmesi üzerine Amerikalı gazeteci, 19 soru hazırlayarak Mustafa Kemal’e gönderir. Yanıtlar, 9 daktilo sayfası olarak döner. Ardından gayriresmi olarak Mustafa Kemal’le buluşur. İki saat süren söyleşi Streit’i çok etkiler: “Çok az insan, beni bu Türk Washington’unun etkilediği gibi etkilemiştir. Hangi ülkede olursa olsun izbırakırdı: Kendine çabucak güven aşılama yeteneği olan nadir insanlardan biri. İnsanların onun uğruna ölmek isteyeceği tipte bir adam. Fiziksel açıdan yakışıklı, yapılı bir adam, kırk yaşında. Bir entelektüelin sahip olabileceği yükseklikte alnı var, eylem adamlarının ağız ve çene yapısına sahip, yani bir savaşçı. Yüzünde, bilhassa gözlerinde idealistçe bir şey var, bir hayalpereste has ama hayallerini gerçekleştiren bir hayalperest. Her yönüyle tam bir centilmen, nazik, kültürlü, ince ve hep şık giyimli. Batı’da herhangi bir salonda otururken göze çarpmayacak kadar Avrupalı görünüyor. Onunla Fransızca konuştum,akıcı konuşuyor.” (s.95) Dini konularda sorular da yöneltir Streit…Mustafa Kemal’in din ve devlet işlerini ayırmak istediği izlenimini alır. Paşa, Panislamizm ve Pantürkizm’e sıcak bakmamakta ve bunların “İngiltere emperyalistlerinin, kendi milletlerini bize karşı daimi bir Haçlı seferine sürüklemeyi temin amacıyla uydurduklarını” düşünmektedir. Streit, Ankara’da iki ünlü hatip ve yazarla da tanışır, konuşur. Bunlar Müfide Ferit (Tek,1892-1971) ve Halide Edip(Adıvar, 1884-1964)dir. Halide, o sırada Genelkurmay Başkanlığı’nda Askeri İstihbarat Bölümü’nün bürosunda görevlidir. Amerikalıya çarpıcı bir açıklama yapar: “Eğer Türkiye’de on yıl barış sürerse, Türk kadınlarının oy kullandığını göreceksiniz.” Amerikan Koleji mezunu Halide’den çok etkilenir Streit… Halide Edip’in Streit’in isteği üzerine yazdığı “Türk Kadın Hareketlerinin Kısa Tarihi”ne de kitapta yer verilmiş. ClarenceStreit, 1921,1950 ClarenceStreit, “Ankara’da kadınların günlük gazete yazılarına katkıda bulunduğunu” gördüğünü, İstanbul’da Kadınlar Dünyası gibi isimleri olan, tamamen Türk kadınlarının ilgi alanlarına adanmış ve düzeltisinide tamamen Türkkadınlarının yaptığı Türk mecmuaları aldığını belirtiyor. “Ümid gibi, Türk erkeklerinin düzeltisini yaptığı edebiyat mecmualarında Türk kadınlarının resimleri, kadın yayınlarında olduğundan daha da serbestçe gösteriliyordu,” diyor. Streit’ in, Türk-Sovyet ilişkileriyle ilgili de oldukça yerinde gözlemlerivar. Ankara’dan ayrılmadan önce İsmet (İnönü, 1884-1973) ile de tanışıyor. Ona candan ve mütevazı davranan İsmet Bey, komuta ettiği Eskişehir’deki birliklerin kendisine gösterilmesi için emir vereceğini söylüyor. Ve Streit, trenle Eskişehir’e doğru yola çıkıyor… “Yol üstünde bir istasyonda Türk ordusunun savaşan bir kurum olarak bu kadar iyi olmasının sebebini daha iyi anladığım bir örnekle karşılaştım. Kasabadaki bir Türk subayı trenimizi bir başka görev için terk ediyordu. Erler ona veda etmek için çevresinde toplanmıştı. Her biri, subayın elini ilk önce çenelerine sonra alınlarına değdirerek, Türk usulü selamladı ve sonra elini sıkıp öptüler. Tren kalktığında bazılarının gözlerinde yaş vardı. Türk subayları ve askerleri arasında başka güzel hissiyat örneklerine de rastlamıştım, ama bu duygu seliyle hiçbiri yarışamazdı.” Streit’i Eskişehir’de gezdirmek ve rahat ettirmekle görevli bir komite karşılar. Ordu İstihbarat Bölümü’nden bir teğmen, yerel gazete İstiklal’in editörü, sonraki yıllarda Eskişehir Belediye Başkanı olan Hasan Basri Bey ile Kemal Bey... Kemal Bey Robert Kolej mezunudur, beş dil konuşmaktadır. Cephenin telefon hatları sorumlusudur. Eskişehir’de bir ilkokulu da ziyaret eder Streit. Kız ve erkek öğrencilerin beraber eğitim gördüğü bu okulda müzik ve dans eğitimi de verilmektedir. Eskişehir’den ayrılmadan önce, 25 Mart 1921’de gazetesine gönderdiği haberde Streit, “Zavallı Yunanlılar bu harbi kaybettiler” öngörüsüne yer veriyor. Amerikalı gazeteci, Eskişehir’den Antalya’ya oradan da vapurla İstanbul’a döner. Kitabının son sayfalarındaki satırlar, yolculuğunun özeti gibidir: “Türkiye’ye, Türklere karşı önyargıyla gelmiştim; Türkleri yakından tanımak için onlarla yaşayan birçok kişi gibi, ülkeyi onların dost ve hayranı olarak terk ediyorum.” Streit, yolculuğu sonrasında Paris’e dönerek Bilinmeyen Türkler adını verdiği, deneyimlerini ayrıntılı şekilde anlattığı bir kitap taslağı oluşturur. Ne ki, kitap İngiltere ve ABD’deki yayınevleri tarafından basılmaz. Nedeni ise Streit’ın Mustafa Kemal’i başarılarından dolayı “Türk George Washington” u olarak tanımlaması, tarihteki ilk Türk Cumhuriyeti’nin kurulacağını iddia etmesidir. Streit’in notları ve çektiği fotoğraflar ancak 90 yıl sonra gün ışığına çıkar, Bilinmeyen Türkler adıyla okuyucuyla buluşur. Lakin Bahçeşehir Üniversitesi’nin bu yayımı kısa sürede tükenir, bir başka baskısı yapılmaz. Şimdi üniversiteye düşen görev, bu eseri tüm cumhuriyetçilerle buluşturmasıdır. Selim Esen Gercekedebiyat.comMüfide Ferit, 1921
YORUMLAR