Zafer Çarşısı / Nadir Avşaroğlu
Müdürüm 1924 yılında hazırlanan ve Loreher Planı olarak anılan Ankara Planı’nda bugün hala varlığını Sürdüren Zafer Meydanı bulunur. Bu meydanın merkezinde Yani Atatürk Bulvarı üzerinde İtalyan heykeltraş Pietro Canonica’nın “Mareşal Atatürk Anıtı”, diğer ismiyle “Zafer Alanı Anıtı” yer alır. Atatürk Bulvarının sağında ve solunda İki parkın olması tasarlanır. Bu parklardan biri Orduevi’nin Yan tarafında kalan alandadır. Yolun diğer yanında ise Zafer II Parkı bulunmaktadır. Günümüzde burada Zafer Çarşısı yer alır. Bu parkın arazisi Kadın basketboluna sporcu olarak Büyük katkıl sağlamış ve aynı zamanda Mimar olan Gülseren Gönül’e aittir. Gönül’ün dedesinin devlete Park yapılması şartıyla bağışladığı Bu arsaya asla bir şey inşa edilmeyecektir. İşte bu nedenle Zafer Çarşısı yeryüzüne değil Vasiyet gereği yerin altına inşa edilir Müdürüm Zafer Çarşısı benim için 80’lerin başında teksir kağıdı demekti. Öğrenciliğimin vazgeçilmezi BİC tükenmez kalem ve teksir kağıdı Zafer Çarşısından alınırdı. Dersleri teksir kağıdına çalışmak Problemleri çözünce o kağıdı Buruşturup gururla çöpe atmak O yılların vazgeçilmeziydi. Zafer Çarşısı, Ankara'da gayrı resmi Yakın tarihin önemli mekanlarındandı. 1970’li yılların sonu ve 1980’lerin başlarından bahsediyorum. Zafer Meydanı da o zamanlar küçük Bir kent meydancığı havasındaydı ve neredeyse, isyanın Kızılay’daki adreslerinden Biri olduğu bile söylenebilirdi. Özellikle devrimci öğrenciler, O meydanda durmadan İzinli/izinsiz mitingler düzenlerlerdi. Genellikle Cumartesileri gidilirdi. Önce o merdivenlerden inilir Yeraltının sakinliği ve sessizliği Merdivenlerin solunda Çarşının Sanat galerisi, resimler, heykeller Merdivenlerin sağında ise Işıl ışıl vitriniyle Samatya Oyuncakçısı Raylarda giden trenler, hareketli robotlar Küçük yarış arabaları, pelüş bebekler Çarşının tam ortasında bir çay ocağı vardı Sürekli videodan Kemal Sunal filmleri oynatırdı Çay ocağını geçince yukarı çıkan merdivenler Oradaki merdivenlerinde pipo içen ve Resim, karikatür çizen bir ressam vardı. Sağ taraf silme kırtasiye ve kitapçı olurdu İkinci el yabancı kitap piyasasının kalbiydi İngilizce hikaye-romanlar da buradan edinilirdi. Sonra şiir kitapları, UNİCEF kartpostalları Grup Yorum’un yeni çıkmış kasetleri Kartlara basılmış Ahmet Arif şiirleri Neredeyse bir metre uzunluğunda Brooke Shields, Natassia Kinski posterleri 70-80'li yıllarda Ankara’da kitap denince Akla gelecek tek mekandı. Sadece kitap satışı değil, Aynı zamanda buluşma, Sohbet, halleşme mekanıydı da. 12 Eylül darbesinden sonra Ankara’nın "göze batan" mahalleleri Nasıl talan edilip ıssızlaştırıldıysa, Burası da o kıyımdan nasibini aldı. Birçok kitabevi kapandı. Kapanmadan önce de sahipleri ve çalışanları içeri tıkıldı. Devamında çarşı sıradan Bir alışveriş mekanına döndü. 70-80’lerde çarşıya giren insanı Önce bir koku karşılardı: Yeni basılmış kitapların, Plastik kaplı defterlerin, Kaset kapaklarının, Hafif nemli betonun kokusu. Vitrinlerde dönemin renkleri vardı Dükkânların camlarında yazılar İçeride sabırla bekleyen esnaf, Raflara dizilmiş dergiler… Çarşı, gençliğin uğrak yeriydi. Üniversite öğrencileri, ceplerinde Sınırlı parayla uzun uzun bakar, Satın almaktan çok oyalanırlardı. Çünkü Zafer Çarşısı biraz da Oyalanma sanatının mekânıydı. Bir köşede plaklar, kasetler… Arabeskle Anadolu Rock’un Yan yana durduğu raflar. Kulaklık yoktu belki ama merak vardı Kapaklara bakarak hayal kurma alışkanlığı vardı. Başka bir dükkânda fotokopi makinelerinin Başında bekleyen öğrenciler, Sararmış notlar, çoğaltılmış metinler. Zafer Çarşısı, Ankara’nın ortasında Zamanı sessizce biriktiren bir geçit gibiydi. Dışarıda Kızılay’ın aceleci adımları, Telaşlı yüzleri, bitmeyen gürültüsü Akıp giderken; içeri adım atan herkes Fark etmeden başka bir ritme kapılır. Kapıdan girildiği anda şehrin uğultusu Sanki kalın bir camın ardında kalır, Sesler yumuşar, ışıklar bile ağırlaşırdı. Koridorlarında dolaşırken insan, Yalnızca dükkân vitrinlerine değil, Yılların bıraktığı izlere de bakardı. Duvarlarda görünmeyen bir hafıza vardı Eskimiş tabelaların, solmuş renkleri, Defalarca açılıp kapanmış kepenklerin hafızası. Her köşede geçmişten sızan bir fısıltı dolaşır Bir zamanlar burada oyalanan gençler, Aceleyle geçen memurlar, Vitrinin önünde dalgınlaşan âşıklar… Hepsi bu mekânın, Zafer Çarşısı’nın Görünmez kalabalığını oluştururdu. Dergiler, kitaplar, kasetler bitti Kitapçılar ders kitabından başka şey satmaz oldu. Sonra her yer telefoncu ve elektronikçi doldu Öğrenciliğimden sonra gençliğim de kayboldu …… Biz büyüdük ve kirlendi dünya! Nadir Avşaroğlu Gercekedebiyat.com














