zafer-carsisi-nadir-avsar-20260226011136223.jpg


Müdürüm

 

1924 yılında hazırlanan ve

Loreher Planı olarak anılan

Ankara Planı’nda bugün hala varlığını

Sürdüren Zafer Meydanı bulunur.

Bu meydanın merkezinde

Yani Atatürk Bulvarı üzerinde

İtalyan heykeltraş Pietro Canonica’nın

“Mareşal Atatürk Anıtı”, diğer ismiyle

“Zafer Alanı Anıtı” yer alır.

Atatürk Bulvarının sağında ve solunda

İki parkın olması tasarlanır.

Bu parklardan biri Orduevi’nin

Yan tarafında kalan alandadır.

Yolun diğer yanında ise

Zafer II Parkı bulunmaktadır.

Günümüzde burada Zafer Çarşısı yer alır.

 

Bu parkın arazisi

Kadın basketboluna sporcu olarak

Büyük katkıl sağlamış ve aynı zamanda

Mimar olan Gülseren Gönül’e aittir.

Gönül’ün dedesinin devlete

Park yapılması şartıyla bağışladığı

Bu arsaya asla bir şey inşa edilmeyecektir.

İşte bu nedenle Zafer Çarşısı yeryüzüne değil

Vasiyet gereği yerin altına inşa edilir

 

Müdürüm

 

Zafer Çarşısı benim için

80’lerin başında teksir kağıdı demekti.

Öğrenciliğimin vazgeçilmezi

BİC tükenmez kalem ve teksir kağıdı

Zafer Çarşısından alınırdı.

Dersleri teksir kağıdına çalışmak

Problemleri çözünce o kağıdı

Buruşturup gururla çöpe atmak

O yılların vazgeçilmeziydi.

 

Zafer Çarşısı, Ankara'da gayrı resmi

Yakın tarihin önemli mekanlarındandı.

 

1970’li yılların sonu ve

1980’lerin başlarından bahsediyorum.

Zafer Meydanı da o zamanlar küçük

Bir kent meydancığı havasındaydı

ve neredeyse, isyanın

Kızılay’daki adreslerinden

Biri olduğu bile söylenebilirdi.

Özellikle devrimci öğrenciler,

O meydanda durmadan

İzinli/izinsiz mitingler düzenlerlerdi.

Genellikle Cumartesileri gidilirdi.

Önce o merdivenlerden inilir

Yeraltının sakinliği ve sessizliği

Merdivenlerin solunda Çarşının

Sanat galerisi, resimler, heykeller

Merdivenlerin sağında ise

Işıl ışıl vitriniyle Samatya Oyuncakçısı

Raylarda giden trenler, hareketli robotlar

Küçük yarış arabaları, pelüş bebekler

 

Çarşının tam ortasında bir çay ocağı vardı

Sürekli videodan Kemal Sunal filmleri oynatırdı

Çay ocağını geçince yukarı çıkan merdivenler

Oradaki merdivenlerinde pipo içen ve

Resim, karikatür çizen bir ressam vardı.

Sağ taraf silme kırtasiye ve kitapçı olurdu

İkinci el yabancı kitap piyasasının kalbiydi

İngilizce hikaye-romanlar da buradan edinilirdi.

Sonra şiir kitapları, UNİCEF kartpostalları

Grup Yorum’un yeni çıkmış kasetleri

Kartlara basılmış Ahmet Arif şiirleri

Neredeyse bir metre uzunluğunda

Brooke Shields, Natassia Kinski posterleri

70-80'li yıllarda Ankara’da kitap denince

Akla gelecek tek mekandı.

Sadece kitap satışı değil,

Aynı zamanda buluşma,

Sohbet, halleşme mekanıydı da.

12 Eylül darbesinden sonra

Ankara’nın "göze batan" mahalleleri

Nasıl talan edilip ıssızlaştırıldıysa,

Burası da o kıyımdan nasibini aldı.

Birçok kitabevi kapandı.

Kapanmadan önce de sahipleri

ve çalışanları içeri tıkıldı.

Devamında çarşı sıradan

Bir alışveriş mekanına döndü.

 

70-80’lerde çarşıya giren insanı

Önce bir koku karşılardı:

Yeni basılmış kitapların,

Plastik kaplı defterlerin,

Kaset kapaklarının,

Hafif nemli betonun kokusu.

Vitrinlerde dönemin renkleri vardı

Dükkânların camlarında yazılar

İçeride sabırla bekleyen esnaf,

Raflara dizilmiş dergiler…

 

Çarşı, gençliğin uğrak yeriydi.

Üniversite öğrencileri, ceplerinde

Sınırlı parayla uzun uzun bakar,

Satın almaktan çok oyalanırlardı.

Çünkü Zafer Çarşısı biraz da

Oyalanma sanatının mekânıydı.

Bir köşede plaklar, kasetler…

Arabeskle Anadolu Rock’un

Yan yana durduğu raflar.

Kulaklık yoktu belki ama merak vardı

Kapaklara bakarak hayal kurma alışkanlığı vardı.

Başka bir dükkânda fotokopi makinelerinin

Başında bekleyen öğrenciler,

Sararmış notlar, çoğaltılmış metinler.

 

Zafer Çarşısı, Ankara’nın ortasında

Zamanı sessizce biriktiren bir geçit gibiydi.

Dışarıda Kızılay’ın aceleci adımları,

Telaşlı yüzleri, bitmeyen gürültüsü

Akıp giderken; içeri adım atan herkes

Fark etmeden başka bir ritme kapılır.

Kapıdan girildiği anda şehrin uğultusu

Sanki kalın bir camın ardında kalır,

Sesler yumuşar, ışıklar bile ağırlaşırdı.

 

Koridorlarında dolaşırken insan,

Yalnızca dükkân vitrinlerine değil,

Yılların bıraktığı izlere de bakardı.

Duvarlarda görünmeyen bir hafıza vardı

Eskimiş tabelaların, solmuş renkleri,

Defalarca açılıp kapanmış kepenklerin hafızası.

Her köşede geçmişten sızan bir fısıltı dolaşır

Bir zamanlar burada oyalanan gençler,

Aceleyle geçen memurlar,

Vitrinin önünde dalgınlaşan âşıklar…

Hepsi bu mekânın, Zafer Çarşısı’nın

Görünmez kalabalığını oluştururdu.

 

Dergiler, kitaplar, kasetler bitti

Kitapçılar ders kitabından başka şey satmaz oldu.

Sonra her yer telefoncu ve elektronikçi doldu

Öğrenciliğimden sonra gençliğim de kayboldu

……

Biz büyüdük ve kirlendi dünya!

 

Nadir Avşaroğlu

Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ YAZI

Benzer İçerikler