selim-esen-kadin-basbakan-20260521035505689.jpg


Dünya siyasi tarihine baktığımızda…

Sıra dışı kariyerleri, yönetim tarzları ya da özel hayatlarıyla dikkat çeken bazı kadın liderler görürüz.

Örneğin:

Sirimavo Bandaranaike (Sri Lanka): 1960 yılında seçilerek dünyanın ilk kadın başbakanı olmuştur.

Vigdís Finnbogadóttir (İzlanda): 1980 yılında seçilen, dünyanın ilk boşanmış kadın lideridir.

Benazir Butto (Pakistan): Müslüman bir ülkede seçilen ilk kadın başbakan olma unvanına sahiptir.

Angela Merkel (Almanya): Fizikçi geçmişi ve Doğu Almanya’da büyümesiyle, Avrupa’da en uzun süre başbakanlık yapması (2005-2021) ve “Demir Leydi” olarak anılan bir liderdir.

Jacinda Ardern (Yeni Zelanda): Başbakanlık yaparken doğum yapması ve şeffaf yönetim tarzıyla öne çıkmıştır.

Bu liderler, geleneksel siyasetin dışına çıkarak, toplumsal ve siyasi alanda unutulmaz izler bırakmışlardır.

Örneğin İngiltere’nin ilk kadın Başbakanı olan Margaret Thatcher, ilginç fikirleriyle dünyayı sallamıştı. İngiliz halkının “Süt Hırsızı / Thatcher, Milk Snatcher!” lakabını taktığı Thatcher, Mayıs 1991’de kabineden ayrılışından altı ay sonra yaptığı bir konuşmada, “Eviniz, yapacak daha iyi bir şeyiniz olmadığında gittiğiniz yerdir,” sözüyle siyasi tarihteki yerini sağlamlaştırmıştı.

Peki…

Bizim kadın Başbakanımız yok mu?

Kuşkusuz var…

Önce, Anıtkabir özel defterine yazdıklarıyla akla gelir.

Tansu Çiller

Ne yazmıştı 23 Haziran 1998 günü deftere:

“Yüce önder. Ulu ve büyük Atam! Doğru Yol Partisi’nin 14’üncü yılını idrak ediyoruz (Sonra 14'ün üzerini karalamış, 15 yapmış). Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin ve demokrasinin bekçileri olarak 16’ıncı yılımızda huzurundayız... Davamız yarım asırlık yani 65 yıllık bir davadır. Milliyetçilik ve çağdaşlık yolunda yarım asırdır yani tam kırk yıldır yürüyoruz. Bu ülkenin çimentosu olmanın sevinci içindeyiz. Biz bu ülkenin çimentosuyuz. Bizimle tuğlaları yapıştıracaklar, duvar örecekler, bina yapacaklar, içimize girecekler. İlkelerinin ışığı altında partimizin 17’nci yılını kutluyor saygılar sunuyorum. Görüşmek üzere...”

5 kez Başbakanlık yapmış olan Çiller, 5 kez Atatürk’ün huzuruna çıktı... Beş kez özel deftere yazdı. Dördü hiç okunamamış. Beşincisini okuyucunun dikkatine sunmuş olduk. Sakın aklınıza Bayan Çiller’e karşı özel bir düşmanlığımız olduğunu sanmayınız…

25 Haziran 1993’ten 6 Mart 1996 tarihine kadar 50, 51 ve 52’nci Cumhuriyet hükümetlerinde başbakanlık yapmış olan Tansu Çiller’in akıldan çıkmayan bazı sözlerini de anımsatmadan olmaz:

“Sevgili Zeytinburunlular...” (İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde halka hitap ederken)

“Mesut Yılmaz iktidarsızdır...” (Meclis’te Mesut Yılmaz için “istikrarsızdır” demek istiyor.)

“Gökhun Yazıtları” (Göktürk Yazıtları demek istiyor.)

“Bu hükümet açıkça bir hasülü… halasü... hasüsü... (halüsinasyon demeye çalışıyor.)

“Mubarek kurban şeker bayramınız kutlu olsun.”

“Boğazlanan kaymakam” (Boğazlıyan kaymakamı olamlı.)

“Çekici güç” (Çekiç güç demek istiyor.)

“Merhaba Antalya…” (Samsunlulara hitap ediyor.)

“Trabzon’u Akdeniz’in incisi yapacağım” (Trabzon’da halka hitap ederken.)

“Kırat’ın yemini verecek misiniz?” (DYP’ye oy istiyor.)

“Bu Ramazan sesleri semalarınızdan hiç gitmesin diye bize oy verin!” (Ezan sesi demek istiyor.)

“Merhaba asker” (Postacıları selamlıyor.)

“Türkiye en geç 1998’de AB’ye girecektir.”

Bitti mi? Hayır.

2 Kasım 1995 günü… Başbakanlık özel kalemini arayan ses başbakanla görüşmek isteğini söylüyordu:

“Ben Emekli Orgeneral Necdet Öztorun. Sayın Başbakanla önemli bir konu görüşmek istiyorum, müsait midir?”

Özel Kalem müdürü, “Bakayım efendim” diyerek Başbakan Tansu Çiller’e Paşa’nın aradığını söylüyor. Çiller’in, “bağlayın” demesi üzerine hattaki ses konuşuyor:

“Sayın başbakanım, biz emekli ve muvazzaf bütün subay ve astsubaylar İstanbul’da örgütlendik. Seçimde DYP için çalışacağız ve en az 30 bin oyu ANAP’tan DYP’ye aktaracağız. Böylece ben Özal’ın geçmişte bana attığı kazığın intikamını da almış olacağım. Ancak paramız yok. Kahve toplantıları yapıyoruz. Her hafta 3 milyar gerekiyor. Bize para yardımı yapabilir misiniz?”

Çiller ile Öztorun Paşa birkaç kez görüşmüşlerdi. Başbakan Çiller, Emekli Orgeneral Necdet Öztorun’a örtülü ödenekten para vermeyi kabul etmişti. Bir iki gün sonra da Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Akın İstanbullu, yanına gelen kadına parayı vermişti.

Örtülü ödenek parası Başbakanların namusuna emanet edilmiş, sadece devletin kapalı istihbarat ve kapalı savunma giderleri ile devletin yüksek güvenlik giderleri için kullanılması gereken para. Harcamalar karşılığında herhangi bir kayıt, belge tutulmuyor. Fiş, fatura ya da makbuz alınmıyor. Örtülü ödenek hesabından hiçbir özel harcama da yapılamıyor.

Örtülü ödenekten Necdet Öztorun’a ödenen para Emin Çölaşan’ın 12 Mayıs 1966 günü Hürriyet gazetesinde çıkan yazısından anlaşılacaktı. Şöyle diyordu Emin:

“S.P. isimli bir şahıs Tansu Hanım’ı örtülü ödenekte dolandırdı mı? Mesleği dolandırıcılık olan S.P. 24 Aralık 1995 seçimlerinden birkaç hafta önce ‘Emekli Orgeneral Necdet Öztorun’ ismiyle başbakanı aradı mı? Aralarında çok ilginç konuşmalar geçti mi? S.P.’nin ortağı olan kadına paralar ödendi mi? Karşılığında kadına kasa fişi gibi bir şey imzalatıldı mı?”

Aynı gün Akın İstanbullu, Hürriyet Gazetesi’nin Ankara bürosunu aramış, şu açıklamayı yapmıştı:

“Öztorun Paşa’nın ismini kullanarak Sayın Çiller’i arayan bir kişiye, bir bayan aracılığıyla örtülü ödenekten para verdiğimiz doğrudur. Ancak bunlar parayı seçim öncesinde DYP’ye oy getirmek ve siyasi çalışma yapmak için değil, Öztorun Paşa’nın Atatürkçü çalışmaları için istemişlerdi. Biz merkez binası almaları için para verdik. Ben bunların dolandırıcı olduğunu Emin Çölaşan’ın yazısından öğrendim.”

Büyük bir rezalet yaşanmıştı…

Emin ertesi günkü yazısında ‘S.P.’nin Selçuk Parsadan olduğu açıklamıştı. Dolandırıcıydı Selçuk. Sinema sanatçısı Perihan Savaş’ın adını kullanarak, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i, Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan’ı ve Adnan Polat’ı dolandırmıştı. Ama örtülü ödenekten yaptığı vurgun en büyüğü idi…

Altınoluk’ta yakalandı. Şöyle dedi:

“Biz bu parayı, yani 5,5 milyar lirayı başbakandan iki taksitte aldık. Daha çok alacaktık ama seçim öncesinde örtülü ödenek parası bitmişti! Sağ olsunlar, o kadar verebildiler. Sonra güle güle harcadık.”

1995 yılının aralık ayında Dolar 55 bin liraydı. Parsadan’ın yürüttüğü 5,5 milyar lira yaklaşık 100 bin dolar ediyordu.

Neyse…

Başbakanımız Tansu Çiller de dünya kadın başbakanlar arasında yaşadıkları ve yaşattıklarıyla ön sırada yer almış oldu.

Selim Esen
Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ YAZI

Benzer İçerikler