10 Mayıs 2020 Pazar, saat 19.30'da, yıllardan beri Türkiye hakkında hep olumsuz yayınlar yapan, kültürle, sanatla, edebiyatla, kitaplarla Türklerin adını pek yan yana getirmeyen bir Alman televizyonunda ilk kez böyle olumlu bir program izlemek biz göçmen Türkleri çok şaşırttı, gururlandırdı, sevindirdi..

''GEO- Reportage'' progamı bu kez tam 45 dakikasını (Ankaras Gerettete Bücher) ''Ankara'nın Kurtarılan Kitapları'' adlı programa ayırdı. Çekimler, söyleşiler ve Ankara'nın gökten çekilen manzaraları çok profesyonelceydi. Ayrıca içerik bakımından da dolu doluydu.

Yalnız çöpten kurtarılan ve temzlik işçilerinin elleriyle dinlenme salonunda oluşturulan kitaplığın raflarında yeniden can bulan kitaplar değil, aynı zamanda kenar semtlerde oturan temizlik işçilerinden güvercin yetiştiriciliği de yapanların kurduğu güvercinseveneler dernekleri tanıtıldı programda. Ankara göğüne ağmış beyaz bulutlar altında takla atan bu özel yetiştirilmiş cins güvercinlerin gösterildiği  program, yine güvercin yetiştirenlerin toplantılarını, alım satımlarını, en güzel uçan güvercinlerin yarıştırıldığı anları ekranlarına taşıdı...

Yine Kızılay'ın işlek caddelerindeki kafe ve restoran çalışanlarının, hatta müşterilerin sokak kedilerine ve köpeklerine ayrılan köşelere her gün yiyecek bırakışları çekimlerle  anlatıldı. Kedilerin, kafelerin, restoranların damlarında, tentelerin üstünde, sundurmalarda, özgürce dolaşışlarını, halkla iç içeliğini gösteren sahneler, programın en güzel sahnelerindendi. 

Ayrıca temizlik işçilerinin çöplüğe bırakılan kitapları molalarda okudukça, okuma alışkanlığı kazanışları, kitapların yaşamlarını, davranışlarını, insanlarla olan ilişkilerini nasıl değiştirdiği de, yine onların ağzından güzel çevirilerle Alman ve Fransız izleyicilere aktarıldı...

Güvercin sevenler derneğine üye olan ve Ankara'ya yakın bir köyünde onlarca güvercin besleyen bir temizlik işçisinin yaşamından kesitlerin de verildiği proğram, Ankara'nın ve Çankaya'nın  bahar güneşi vuran manzaralarıyla ve Anıtkabir'in, Kocatepe camisinin tepeden çekimleriyle devam etti...

Çankaya Belediyesi'ne iş yapan temizlik şirketinin şantiye şefi, 48 yaşındaki Emir Ali Urtekin'in bu kitaplığın oluşmasındaki rolü, çöpten çıkan antik değeri olan eşyaları yeniden kullanılır duruma getirmedeki becerisi ve çalışkanlığı övgüyle anlatıldı...

Ayrıca bir çöp arabasının, temizlik işçilerinin hünerleriyle bir gezici kütüphaneye dönüştürülme aşamaları gösterilirken, gezici kütüphanenin civar köylerde ve kasabalarda dar gelirli insanlara kitap okuma olanağı sunmasını da renkli sahnelerle ekrana taşındı.

Kitap kuyruğunda bekleyip, ödünç kitap alan baş örtülü bir köylü kadının elindeki NUTUK'la görüntülenmesi ve ''Bunu okumayı çok istiyordum.'' demesi, programın en vurucu sahnelerinden biriydi. Gözlerimiz doldu...

Ayrıca, kedilerin ve köpeklerin Ankara'nın bazı üniversite kampüslerinin vazgeçilmezi olduğu ve amfilere, derslere öğrenci gibi özgürce girip dolaştığı, dersliklerin köşesinde sessizce öğrencilerin sunduğu yiyecekleri yiyip,  suyunu içerek profesörlerden ders dinlediği, öğrencilerin mutlu ve güzel anlatımlarıyla gösterildi.

45 dakikalık bir öykü gibi formatlanan programı izlerken, eski alışkanlıkla yüzümüze tokat nereden gelecek, diye bekledik, ama ilk defa Alman Tv'sinden tokat gelmedi...

Bu programın, Alman ve Fransız temizilik işçilerini de topladıkları kitaplarla dinlenme salonlarında bir kitaplık kurduracağından kuşkunuz olmasın! Ne demişler: ''İyi işin alıcısı Bağdat'tan gelir!''

Alman-Fransız ortak Tv kanalı ARTE, aynı anda iki ülkede Fransızca ve Almanca yayın yapıyor. 

Üstelik belgeselin Alen Delon'un filminden önce yayınlanması zaten izleyici oranı çok yüksek olan kanalın izlenme oranını daha da yükseltti.

Program izleme linki: ARTE TV.

Selçuk Ülger

Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)