Uğur Mumcu edebiyat dostuydu / Ahmet Yıldız
Her hafta bir edebiyat eserinden şiirden, romandan söz eden mutlaka bir yazısı olurdu. Edebiyat, Uğur Mumcu gibi yazarların önem vermesiyle toplumsal bir güç olurdu. Bugün köşe yazarları için edebiyat, kıyıda köşedeki bir politikacının değeri kadar değerli değildir ne yazık ki!
Uğur Mumcu ilerici bir gazeteciydi. Emperyalizm, ele geçirmek istediği ülkelerde en gerici en tutucu kesimlerle ittifak yapıyor, etnisite ve mezhep/dincilik gibi feodal güçleri destekliyor. Uğur Mumcu tarihsel olarak hangi safta durduğunu biliyordu. En sağlam bastığı yer bu güçlerin karşısında olmasıydı. Türkiye'de dini kullananların emperyalizmle, "atlantikötesi"yle ittifakının bu ülke için ne kadar yıkıcı bir ittifak olduğunu/olacağını biliyordu. İşte bunun için yaşamı boyunca gerici güçlerin emperyalizmle kesiştikleri karanlık noktalara, ilişkilere, olaylara yöneltti sivri kalemini. Bu tehlikeli işlerin içine korkusuzca daldı. Mustafa Kemal’den, Marksizmi en aşırı biçimde yorumlayan güçlere kadar tüm tarihsel güçleri "ilerici çatı" altında kavrıyor, gazetecilik anlayışını bu genişlikte sürdürüyordu. Uğur Mumcu bir edebiyat dostuydu, bir yazardı. Mustafa Ekmekçi'den, Necati Cumalı'ya, Fakir Baykurt'a önemli yazar ve şairler onun arkadaşları, önemsediği insanlardı. Sanatın her dalı onun için önemliydi. Ruhi Su en iyi dostlarındandı. Her hafta bir edebiyat eserinden şiirden, romandan söz eden mutlaka bir yazısı olurdu. Edebiyat, Uğur Mumcu gibi yazarların önem vermesiyle toplumsal bir güç olurdu. Bugün köşe yazarları için edebiyat, kıyıda köşedeki bir politikacının değeri kadar değerli değildir ne yazık ki! Kendisi bir edebiyat yazarıdır. Köşe yazıları birer edebiyat şaheseridir. “Gözlem” gücü ve Türkçe sözcükleri yerli yerinde en ekonomik olarak kullanmak ounun ustalığıdır. Hepsinden önemlisi bir oyun yazarıdır. Oyun yazarlığı edebiyatın içinde bir yazarlıktır. Shakespeare'i biz edebiyatın dışında tutabilir miyiz? Onu katledenler bugün daha iyi anlıyoruz ki tam onikiden vurdular. Bugün ülkemizin yaşadığı kaosu yaratan hangi eller düğmeye basmışlarsa, Uğur Mumcu'yu, Turan Dursun'u, Bahriye Üçok'u, A. Taner Kışlalı'yı, Muammer Aksoy'u öldürme emrinin düğmesine basan eller aynı ellerdir! Uğur Mumcu yaşıyor olsaydı, isimlerini saydığım dört değerli insan yaşıyor olsaydı, Türk basını böyle olur muydu? Türkiye bu hallere düşer de varolma/yokolma kıyısına gelir miydi? Genç gazetecilerden, Uğur Mumcu'nun, yukarıda saydığım özelliklerini kendilerine örnek edinmelerini, hepsinin birer Uğur Mumcu olmasını ve edebiyatı sanatı önemsemelerini diliyorum. Gerici hakim güçler bu anmaları hiç sevmiyorlar; suçları önlerine geliyor! Gerici güçlere inat alçakça katledilen değerlerimizi ölüm yıldönümlerinde de doğum gününü de kutluyoruz. Ahmet Yıldız Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR