Türk Özbek şiirinin doruğu: Çolpan / Hayati Baki
çolpan, ilerleyen yıllarda genç şairler üzerindeki etkisi büyür, yükselir; siyasal, düşünsel, toplumsal, şiirsel açılardan: aybek, gaffûr gulam, gayretî, şakir süleymân, aydın, elbek, hamid alimcân, zafer diyâr,… gibi şair ve yazarlar üzerindeki etkileri, özellikle 1920’lerden sonra, gelişir; ne ki,...
çolpan: “ey tagları köklerge selâm bérgen zor ölke! “néme uçun başında koyuk bulut kölenge?” 1. türk özbek şiirinin doruk şairlerinden olan çolpan, stalin sosyal faşizminin hışmına uğrayan şairlerin önünde yer alır: “ey dağları göklere selâm veren büyük ülke!/ başındaki koyu bulut gölgesinin sebebi ne?” der ve sorar hep türkistan toprakları içün: başkaldıran, muhalif, aydınörgütçü, yazar ve şair çolpan! asıl adı abdülhamid süleymanoğlu olan çolpan, 1897’de [kimi tespitçilere göre: 1893] andican’da doğdu. sanat ve edebiyatla uğraşan babası süleymankul mulla muhammed yunusoğlu, “resvâ” adını kullanarak şiirler yazdı; bir “dîvân”ı da olan baba, çiftçilik ve ticaretle uğraşır. entelektüel bir aile çevresinde yetişen çolpan, türk özbek şiirinin önder şairleri arasında yer alır; andican ve taşkent medreselerinde öğrenim gördü; arapça ve farsça bilen çolpan, andicân’daki rus okulunda rusça da öğrendi; ilerleyen yıllarda ingilizceyi de öğrendi: rus ve batı edebiyatlarını da büyük bir vukufla bilen bu büyük savaşımcı şair, “kalandar” ve “andican” adlarını da kullanır sanat ve edebiyat çalışmalarında. türkiye türkçesini de öğrenen çolpan, türkiye edebiyatını ve edebiyatçılarını izler, ayrıca: özellikle “türk yurdu” dergisini takip eder; ismail gaspıralı’nın türklük atmosferini şekillendiren düşünceleri, türkistan’da taraf bulunca doğal olarak çolpan da “dilde, fikirde, işte” sistemi içerisinde kendini görevli hisseder ve bu doğrultuda çalışmalarına hız ve yön verir. bu yolla “ceditçiler”, millî hareketin yayılmasında büyük rol oynarlar ve etkin yenilenme ortamını hazırlarlar: münevver kaarî, abdullah evlânî, mahmud hoca behbûdî, ubeydullah salih ile hekimzâde niyâzî, abdullah kadirî, abdurrauf fıtrat, çolpan’ın yetişmesinde, olgunlaşmasında yeni, asrî, fikrî yönden zenginleştirici öznelerdir. özellikle abdurrauf fıtrat’ın 1918 yılında kurduğu “çağatay gürüngü” adını taşıyan yazarlar örgütü, çolpan’ı daha bir olgunlaştırmıştır. 2. çağatay görüngü yazarlar örgütü, ceditçi hareketin dönüştürücü, yenileştirici merkezi olma niteliğiyle türkistan çevreninde entelektüelliği de olmazsa olmaz kılmıştır. çolpan, siyasî planda da kendini göstermeye başlamış ve görevler üstlenmiştir: başkurdistan millî cumhuriyeti reisi’nin genel sekreterliğini de yaptı; 1917 devrimi’yle başlayan sovyetleşme ve sovyetleştirme çizgisinde “millî” düşünceler harekete geçmeye başladılar ve çolpan da kokand’ın kızılorduca topa tutulması sırasında yaralananların tedavisi içün, kızılay hastanesi’nde gönüllü olarak çalışmaya başlar. çolpan, kokand’da toplanan bağımsızlık kurultayı’na da katılır; bu dönemde çolpan, kendini yazmaya vermiş; yoğun olarak düşünsel yazılar üretmeye başlamıştır: başta çağatay görüngü; kızıl bayrak; türkroste; iştirakkiyûn; türkistan; buhara ahbarı; sada-yı türkistan; türkistan vilayetinin gazeti; dekhan; sada-yı fergana gibi gazete ve dergilerde yer almıştır. oyganış [uyanış] şiir kitabında yer alan “küreş” şiiri, 1921 martında yazılmış ve topyekûn türkistan bağımsızlık mücadelesine giden yoldaki sıkıntıları, zorlukları, yoksunlukları ve fakat, inançlı hareket edişin, isyanın ve savaşın kaçınılmazlığına işaret eder “küreş” şiiriyle çolpan’ın duyarlı sesine dikkat edelim: “Küreş” “Bakırguçi, ökirgüçi bir tavuş “Baturlarnıng cân soragan tavşıdır. “Yıkıtguçı agdarguçı kozgalış “Yakındagı zor küreşning başıdır. “Tenteklerdék barar yerin bilamay, “Unda-bunda özni urgan: düşmandır; “Kéng yürekde tura almay, sıgalmay “Taşıp ketken; yoksuldagı îmândır.” “Ulug, kattıg, agdarguçı bir küreş, “Ya bar bolış, ya yok bolış: “—Yok yereş!...” savaş*** [bağıran, haykıran bir ses baturların: yiğitlerin cân alıcı sesidir. yıkıcı, devirici isyan yakındaki çetin savaşın başıdır. [delilerce vardığı yeri bilmeden, ona buna kendi özünü vuran düşmandır; geniş yüreğine sığmadan taşarak giden yoksuldaki inançtır. [ulu, katı, devirici bir savaş, ya var oluş ya yok oluş[tur]: yoktur barış!...] 3. çolpan’ın genç yaşında yarattığı olgunluk şiirlerine adım attığını görürüz: henüz yirmi iki yaşındadır çolpan. “gözel: güzel”; “kalandar ışkı: kalender aşkı”; “zerefşân”; “tabiatke: doğaya”; “portena: fırtına” şiirleri dikkat çekicidir: “özbek yaş şairleri: özbek genç şairleri” antolojisinde yer alan bu şiirler: pastoral ve lirik hislerle klasik biçim ve biçem özellikleri taşırlar. ilk şiiridir “gözel” şiiri ve yazılış tarihi de1919’dur; imdi bu şiire bir göz atalım: “Gözel” “Karangu keçede, kökke köz dikip, “Eng yarug yulduzdan séni soraymen “Ul yulduz uyalıp başını büküp, “Eytedir: ‘Mén unı tüşde köremem.’ “Tüşimde köremen şuncalar gözel, “Bizden de gözeldir aydan da gözel!” “Közimni alamen ay çıkkan yakga, “Başlaymen aydan da séni surmakga “Uçradım tüşimde kömülgen akga! “Akga kömülgende şuncalar gözel “Ménden de gözeldir, künden de gözel!” güzel*** [karanlık gecede göğe göz dikip, en parlak yıldızdan seni soruyorum. o yıldız utanıp başını eğerek yanıtlıyor: “ben onu düşümde görüyorum.” “düşümde görüyorum: o denli güzel ki, “bizden de aydan da güzeldir!” [gözümü çeviriyorum ay doğduğu yöne, aydan da seni sormaya başlıyorum: diyor ki ay: “rastladım düşümde beyazlara gömülen “beyaza gömülen o kadar güzel olan “benden de güzeldir, güneşten de güzel!]” çolpan’ın erken dönem şiirleri 1919-1922’de “özbek yaş şairleri: özbek genç şairleri” antolojisinde yayımlandı: 14 şiirin yer aldığı bu antolojiden sonra, çolpan, bağımsız kitaplar yayımlamaya başlar; bunlar: “oyganış:uyanış” adıyla, arap harf dizgesiyle 1922’de taşkent’te yayımlandı: bu kitapta 19 şiiri vardır çolpan’ın; “bulaklar:pınarlar”, yine arap harfleriyle 1924’te basıldı ve 26 şiirden oluşur; 3. kitabı “tan sırları” da arap harf dizgesiyle 1926’da yayımlandı ve 60 şiirden müteşekkildir: “koşuklarım” adını taşıyan 4. şiir kitabı, ile “saz” şiir kitabı 1935 yılında taşkent’te yayımlanmışlardır. koşuklarım ve saz kitaplarını çolpan, çok zor koşullarda yazmıştır ve stalin’in “temizlik hareketi” zaman diliminin kısıtlayıcı, sosyal faşist zihniyetin baskıcı ortamının izlerini taşır. çolpan, şiirlerinde hece, ikilik, aruz, serbest, dörtlük düzeninde yapılara yer vermiştir. elbette, türk şiir geleneğinin başat şiir yapısı olan hece veznini ağırlıkla kullanmıştır, çolpan; ve biçim ve biçem yönünden ahenk ve ritim; ses ve söz:sözcük uyumu; dil ve söz varlığı bütünselliği; kültür ve atmosfer birlikteliği; us ve duygu dengesi; birey ve toplum dayanışması; yerel ve ulusal hareket fikir tekliği; özgürlük ve bağımsızlık yolunda hemhâl olma;… unsurlarıyla özdeşleşen duyarlıklar örüntüsü egemendir. çolpan’ın özeleştiri bağlamlı şiirler yazdığını da görürüz: “mén kaçmadım” şiirini ‘taşkent’teki ortaklarına: birlikte olduğu fikirdeşlerine adar: Men Kaçmadım (Taşkent’den Ortaklarımga) “Men kaçmadım! –nége meni ‘kaçtı’ dép “Yokga munça şavkun-soran kıldıngız? “Kucagını ‘özlik’ine açdı dép, “Ak eynimge (keyimge) kara zincir ildingiz? “Mén ‘özlik’den köpden beri üzülüp “Köplik’ içre batıp ketken tenemen “U ‘köplik’ning kaygısıda çözülüp “Kolaç atıp, süzüp yürgen yenemen. “Mén mengiler ölkesiden sanagan “Bir kanatnı takıp alıp kozgaldım; “Şul yolımda yaprakları solmagan “Yaş yagaç’nıng sâyeside tohtaldım.” ben kaçmadım*** [ben kaçmadım! neden kaçtı dediniz yok yere, bunca gürültü kopardınız? kucağını nefsine açtı dediniz lekesiz, tertemiz boynuma kara zincir vurdunuz? ben çoktan beri üzülüp benliğimi toplumum içün verdim ve halkımın kaygılarında bir olup kulaç atarak yüzüp giden yine benim. ben bengi ülkeden sayılırım bir kanat takıp isyan ettim; şu yolda, yaprakları solmayan genç ‘ağaç’ın gölgesinde soluklandım. 4. çolpan, ilerleyen yıllarda genç şairler üzerindeki etkisi büyür, yükselir; siyasal, düşünsel, toplumsal, şiirsel açılardan: aybek, gaffûr gulam, gayretî, şakir süleymân, aydın, elbek, hamid alimcân, zafer diyâr,… gibi şair ve yazarlar üzerindeki etkileri, özellikle 1920’lerden sonra, gelişir; ne ki, kimi şair ve yazarlar, prolekült doğrultusunda sistemle uyuşurlar ve öz halklarına yabancılaşırlar. bunlar arasında şair aybek [taşmuhammedoğlu], kızıl özbekistan gazetesinde “şairler nasıl tenkid edilir?” makalesiyle çolpan’ı savunur: yıl, 1927’dir. edward allworth’ın “uzbek literary politics [özbek edebî siyaseti]”nden dr. hüseyin özbay’ın özetleyerek aktardığı ilgili bölümceden bir fikir edinmemiz elzemdir: “ Ruslar ve proleter edebiyatçılar, ideolojisine bakmadan Puşkin’e hayrandır. Çünkü O [çolpan, hb], Rus dilinin harika örneklerini vermiştir. Çolpan da Puşkin gibi çağdaş Özbek edebiyatında yeni şekiller yaratmış, mistik şiirler yerine yeni, hassas, artistik, estetik zevke uygun harika şiirler yazmıştır. Bugünün genç nesli Çolpan’ın üstün tekniğini, sade, dilini harika üslûbunu sevmekte ve bu yolla da duygularını geliştirmektedir.” [ hüseyin özbay, çolpan’ın şiirleri, türk kültürünü araştırma enstitüsü yayınları, ankara, 1993, ss. 15-6]. istanbul’a gelip türkiye türkçesiyle hemhâl olan çolpan, tevfik fikret, mehmet akif ersoy, mehmet emin yurdakul, cenap şahabettin, ziya gökalp gibi yazarlarımızı takip ettiği, okuduğu görülen bu büyük türk şairin rusçadan ve ingilizceden çeviriler yaptığını da biliyoruz: rabindranat tagor’dan “seyahat eden kız”; maksim gorki’den “ana”; carlo gozzi’den “princess turandot”; shakespeare’den “hamlet”; ayrıca rus şairlerden de dağınık şiirler tercüme eden çolpan, sovyet muhalif şairlerinden aleksandre blok’tan arûz vezniyle taşkent’te 1822 ağustos 7’de şu şiiri “mefâ’îlün mefâ’îlün” vezniyle türk özbek türkçesine çevirir: “Köngil “Köngil cimdir, savuk kökde, “Karap unga yanıp turgan “Henüz-hâlâ u yulduzlar. “Bütün etrâf ve her yakda, “Han-altun!’ dép figân kılgan “Talaşçı, galvaçı éller. “U, cim; lékin, figânlarga “Kulak bérgen ve köz tikken “Uzaklarga-yıraklarga…” gönül*** [gönül sâkindir, soğuk gökte, ona bakarak yanıp duran hâlâ o yıldızlardır. bütünüyle her çevre her yön, ‘ekmek-altın!’ deyip ağlayan telaş içinde, kavgacı ülkeler. o, sâkindir; lâkin ağlamalara kulak veren ve göz diken uzaklara-ıraklara…] çolpan, verimli bir türk özbek şairi, yazarı, entelektüelidir; tiyatro eserleri yazar: “halil-i fereng: kurnaz halil”; “yarkın ay”; “muştumzar”; “öldürgüçi”; “çoban sevgisi”; “ortak karşıbayev”; “çorining kozgalışı: askerin isyanı”; “polat”; “zamane hatunu”; “uzun kulaklı baba”; “yana üylenemen: yine evleniyorum ”; tek romanı “keçe ve kündüz: gece ve gündüz”ü 1937’de yazan çolpan’ın hikâyeleri de şunlardır: “doktor muhammedyâr” [bu öyküyü 1914’te kaleme alır]; “elbek” adı altında yayımladığı [kışlak kooperatifi; “moskova-semerkant”; “aydınlık keçelerde”; “kar koynıda lâle”. 5. 1927’den kurşuna dizildiği 1938’e değin, baskılarla, kısıtlamalarla, şiddetle karşılaşan çolpan, ailevî sorunlarla karşılaşır ve ilk eşi saliha hanımdan boşanır; sonraları, moskova’da, rus yekaterina ivanova hadiyeva ile evlenir. “millî burjuvaziye hizmet etmek, milletçilik yapmak ve Sovyet sistemine yüz vermemekle suçlanır.” bu yurtsever, yenilikçi, savaşımcı şair, 1934’te tutuklanır: itirafa zorlanır; manevî baskılara uğrar; istediğini elde edemeyen sovyet ideolojik aygıtları sistemi, çolpan’ı serbest bırakır; lâkin, 1937’de yeniden tutuklanır: “millî ittihad” örgütüne üye olmakla suçlanır; tutuklama evrak tutanağına göre şu suç unsurlarına el koyarlar: mektuplar; yazmakta olduğu bir roman ve şiirler; türkçe sözlük; kahire’de yayımlanan bir dergi; pasaportu; kitaplar; on bir defter; on üç gramofon plakları…” [özbay, age, ss. 18-9] “uzun boylu, geniş omuzlu, açık ve feyizli yüzüyle bu büyük şair”, haysiyetli, ödün vermez, kurtuluş mücadeleci, boyun eğmeyen tavrıyla; iftiralarla; uydurma suçlarla; entrikalarla sisteme uymaya, hizmet etmeye, rejim lehine yazılar, şiirler yazmaya zorlanan çolpan, “basmacılık hareketine [osman batur beğ, bu hareketin önemli önderidir.] katılmak; türkistan mes’elesiyle uğraşmak; haricî ‘işbirlikçi’ türkistancılarla birlik oluşturmak; Sovyet mahkûmu türklerin durumuyla ilgilenmek; yoğun nüfuslu bir türkistan vatanı kurmak; şiirlerinde 1917 aleyhtarlığı yapmak; gençlere milliyetçilik ruhu aşılamak; türkçülük yapmak; [bu bağlamda: feyzullah hocayev ve turar rıskulov’a yardım etmek!]… ekim 4, 1938’de kurşuna dizilerek öldürülen çolpan’ın mezarı gizlenir, bilinmez: 1957’de sscb yüksek mahkemesi, 4 ekim 1938’deki kararı resmen kaldırır ve çolpan’ın ‘itibarı’ teslim edilir. “bitdi: bitti” şiiriyle bu derin hüznü, bu çileli ömrü, bu yasla geçen hayatı anmış, hatırlamış olalım, yeniden “Bitdi” “Bér kolıngnı şu titregen kolım bilen song def’a “Bir kısayın, songra artık u kollarga tegmek yok. “Közlerigni song metebe tüşür bir közimge; “Kökregimge kirpiklering song mertebe atsun ok.” bitti*** ver elini, şu titreyen ellerim ile tutayım son kez daha da değmem kollarına, sıkmam artık, gözlerini son kez düşür gözlerime; kirpiklerin, son defa bağrıma ok atsın. _________________ * bu yazıyı yazarken [dr. hüseyin özbay, çolpan’ın şiirleri: metin-aktarma-inceleme, türk kültürünü araştırma enstitüsü, ankara, 1993] yararlanılmıştır. hüseyin özbay beye teşekkürler ediyorum. [hb]. **çeviri yazıda belli başlı imleri teknik olarak gösteremediğimden [özellikle, nazal ‘n’yi: ng biçiminde kullandım.] *** türkiye türkçesine özbekçeden dilici uyarlama: hayati baki. (Şair ve Hakikat, Yazılı Kâğıt Yayınları, Ankara, 2015)
YORUMLAR