Toplumun çelişkileriyle barışık bir edebiyatçı olabilir mi? / Prof. Dr. Gülümser Heper
Ruhsal tatmin için edebiyatçıları, maddesel tatmin için politikacıları ve bilim adamlarını kullanır. Sonuçta toplumsal beklentiler edebiyatçıları melankoliye sürüklerken politikacıları ise besler.
Popüler kültür bizlere şairlerin depresif, fen bilimleri alanındaki yaratıcıların ise çılgın olduğunu empoze etmiştir. Aslında yaratıcılıkla zihinsel hastalıklar arası ilişki olduğu düşüncesi Aristo zamanına kadar örneklendirilebilir. Aristo, bilinen birçok filozofun, politikacının, şair ve ressamın melankoli temayülü olduğunu vurgulamıştır. Gerçekten de yaratıcı birçok değerin dehalarının zemininde bilinen veya şüphelenilen zihinsel hastalıklar olduğu bilinmekte. Yazar Virginia Woolf, ressam Vincent Van Gogh, besteci Robert Schumann gibi ünlü birçok yaratıcı bu yargıya örnek olarak verilebilir. Bazı çalışmalar bu kavramı destekler niteliktedir ve “yazar ressam gibi yaratıcı zekaya sahip insanlardan oluşan bir popülasyonda zihinsel hastalık tespiti daha muhtemeldir” der. Aynı zamanda depresyon ve duygu durum bozukluğu olan kişilerin de yaratıcı temayüllerinin fazla olduğunu iddia eder. Yine bazı çalışmalar yaratıcı kişilerin zihinsel sağlık yönünden hafifçe riskli olduğunu söylemekle birlikte bazı çalışmalar ise bu kişilerde %30’a varan oranda bipolar bozukluk olduğunun iddia eder. Örneğin yaratıcılık zihinsel hastalığa neden midir? Harvard Tıp Fakültesinden psikiyatrist Albert Rothenberg Nobel adayları ve Pulitzer ödülü kazananlar ve diğer yaratıcı bireyler arasında yaptığı çalışmalarda tam tersi iddialarda bulunmuştur. Aksine anksiyete ve düşünce içeriği bozukluğu gibi durumların algı ve duygusal süreçleri bozduğunu, oysa yaratıcılık için bu duyuların şart olduğunu söylemiştir. Rothenberg yaratıcılık ve delilik adlı kitabında yaratıcı insanların zihinsel hastalıkları tedavi edildiğinde daha iyi üretim yaptıklarını da savlamıştır. “Bu yaratıcı insanlarda zihinsel hastalık olmadığı anlamına gelmez” demiştir. Ayrıca “onların bulundukları alan yaratıcılıktan ziyade daha çok zihinsel sağlık gerektirir” demiştir. Peki yaratıcılığın şekli ne ölçüde etkilidir? Dr. Arnold M Ludwig “Yaratıcılığın Bedeli” adlı kitabında artistik alanlardaki yaratıcılarda artistik olmayan bilim, iş gibi alanlardakilerden daha çok zihinsel hastalık olduğunu söylemektedir. Dr. James Kaufman, 1629 yazar üzerinde yaptığı yeni bir çalışmasında şairlerin özelikle de kadın şairlerin gerçekçi yazarlardan, gerçeküstü yazarlardan ve oyun yazarlarından daha yüksek oranda zihinsel hastalıkları olduğunu, intihar girişimlerinin ve psikiyatrik nedenle hastaneye yatış sayısının daha çok olduğunu vurgulamıştır. Kaufman, 520 tanınmış Amerikalı kadın yazar üzerinde yaptığı bir başka analizde şairlerin, tanınmış gazeteciler, görsel sanatçılar, politikacılar ve aktrislerden daha çok zihinsel hastalığı ve daha çok kişisel trajedi yaşadığı tespitinde bulunmuştur. Yaratıcı insanların dürtüleri bir faktör müdür? Kaufman ve psikolog John Bear’ın Genel Psikoloji alanındaki bir derlemelerinde yaratıcı insanları özellikle de şairlerin kişisel ilişkilerden daha çok etkilendiğini, maruz kaldığı sıkıntılardan daha hassaslaştığını ve zihinsel hastalıklara temayüllerinin bu süreçte arttığını belirtmiştir. “Dışarıda gelişen olaylardan ve kişisel ilişkilerden etkilenmek şairin zihinsel faaliyetlerine zarar verir çünkü yüksek derecede yaratıcılık için en önemli koşul dışarıya kendini kapatmak, diğer insanların düşüncelerini önemsememektir” demektedir. Bu, seçkin bir yazar daha fazla stres oluşturacak ve bu sebeple de daha yüksek oranda zihinsel hastalığa yakalanacak demektir. Peki, fen bilimleri, edebiyat, politika gibi birbirinden tamamen farklı sosyolojik önemi olan alanlardaki yaratıcı insanların zihinsel süreçlerinin farklı olmasının bir sebebi algılarının farklı olması olabilir mi? Bu insanlar işlerini doğru yapmak adına toplumun beklentilerini algılamak zorunluluğu vardır. Örneğin bir edebiyatçının toplumsal yapının kırıklıklarını çelişkilerini, yargılarını algılamadan toplum adına üretim yapması çoğunlukla mümkün değildir. Mümkün olsa da üretiminin evrensel bir değeri çoğunlukla yoktur. Toplumun çelişkileriyle barışık bir edebiyatçı olabilir mi? Elbette ki olamaz. Oysa toplum yaratıcı dehası olan politikacıdan bu boyutta bir erdem beklemez. Politikacılar sıklıkla toplumun çelişkilerinden, hastalıklarından beslenir ve de toplumsal değerlerle barışıktır. Yani sosyal yapının yargıları ve beklentileri alanlarına göre farklı insanlarda farklı beklentiler oluşturur. Bu da o insanlara farklı boyutta stresler yükler. Edebiyatçı bu stresi özüne tehdit olarak algılarken politikacı bu beklentilerden adeta semirir. Aslında toplum adeta aç bir canavar gibidir. Ruhsal tatmin için edebiyatçıları, maddesel tatmin için politikacıları ve bilim adamlarını kullanır. Sonuçta toplumsal beklentiler edebiyatçıları melankoliye sürüklerken politikacıları ise besler. Bilim adamlarının çılgın olarak addedilmesi onların toplumun beklentileriyle gizli gizli dalga geçmelerinden kaynaklanabilir mi? Çalışmalardan da anlaşılacağı üzere insanların sosyal hayatın içerisindeki yerlerini göz ardı ederek yapılan araştırmaların yani sosyolojik yapıyı değerlendirmeden sadece psikiyatrik durum üzerinden planlanan çalışmalar bazı sonuçlara ulaşsa da genelleme yaptıracak güçte olamayacağı mutlaktır. Gülümser Heper Gerçekedebiyat.com
Bu tip araştırmaların sıklıkla metodolojik problemler içerdiği inkar edilemez. Örneğin seçilen kişilere karşı önyargı olması, karşılaştırılan grup olmaması, zihinsel hastalıkta rolü olan özgeçmişlerinin göz önünde tutulmaması, geriye dönük çalışmalar yapılmış olması ve yaratıcılığın tanımının tam yapılmaması gibi… Tüm çalışmaların yaratıcılık ve zihinsel hastalık arasında kesin bir ilişki gösterilmemekle birlikte Kaliforniya Üniversitesinden Dr.James Kaufman, zihinsel hastalık ve yaratıcılık arasında ilişki tablosu bize zihnimizde birçok soru sordurtur demektedir.
Zihinsel hastalık damgası bir faktör olabilir mi? Rothenberg, sanat, edebiyat ve müzik alanında zihinsel sorunlara karşı toplumun diğer kesiminden daha fazla bir tolerans vardır demektedir. Bu zihinsel hastalıklı kişinin iş hayatının tam tersine şiir sanatının basamaklarında yükselmesine müsaade eder demektedir. Yaratıcı yazın sanatı zihinsel hastalıkla nasıl etkileşir? Teksas Üniversitesinden James Pennbaker yaptığı çalışmalarda pozitif sağlık ve zihinsel sağlığın yazma eylemini olumlu etkilediğini özellikle yazar bir hikaye anlatırken düşünceler ve hisleri arasında bağlantı kurması gerektiği durumlarda olumlu sonuçlar verdiğini ifade eder. Kaufman şairin yazma işinde aynı sağlamlık gerekmez çünkü şiir nadiren öyküsel bir anlatım tarzındadır demektedir. Ayrıca Pennebaker, şiir yazan insanların varlıklarını ve işlerini devam ettirdikleri sürece zihinsel süreçlerinde sağlamlığının bozulabileceğini ifade eder.
YORUMLAR