Tarih boyunca kurban
Kurbanın ortaya çıkışı. Kurban nedir?
Yüz binlerce hayvan bugün boğazı kesilerek öldürüldü. İstanbul boğazı, nehirlerimiz kıpkızıl oldu aktı! Anlaşılıyor ki insanlığın en ilkel dönemlerinden insanla başlayıp hayvana kadar "gelişen!" kurban kesme işi daha epey yüz yıl sürecek. Kendi çıkarımız için diğer canlılara yaptığımız bu canilikten kurtulup, doğada en az bizim kadar yaşama hakkı olan hayvanlara nasıl davranmamız gerektiğini öğrendiğimizde uygarlık düzeyine ulaşmış olacağız düşüncesindeyiz. Bu anlayışla bugünkü ilkelliğimizi anlayabilmek ve tarihin daha neresinde olduğumuzu kavrayabilmek için kurbanın tarihini sizin için derledik. Antik Yahudilerin komşuları olan Babillerin korkunç ilahları Modlek hep canlı çocuk kurban istiyordu ve kurbanlar Modlek'e yakılarak sunuluyordu. Yakma işlemi Geben Hinnom (cehennem ya da Hinnom vadisi) da yapılıyordu. (Daha sonra Geben Hinnom bugünkü anlamda "cehennem"e Modlek ise "Melek"e dönüştü.) Antik Mısır'da en göze çarpan kurban etme eylemlerinden biri de insanların kurban edilmesiydi. Öyle ki, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere insanlar kurban edilmekteydi. Nil nehrine bırakılan insanlarda aranan ortak özellik masumluktu; bu nedenle özellikle kadın ve çocuklar Nil nehrine bırakılarak kurban edilirdi. Kurban edilecekler arasında bakirelik bir öncelik olarak sayılıyordu. Bakireliğin, saflık ve masumluk anlamı taşıması kurban olarak özellikle bakirelerin seçilmesine önemli bir etkendi. Eski Çağ'da (Antik Yunanistan) ölen kişinin eşyalarının yanı sıra eşi ve köleleri de kurban edilir ve onlarla birlikte gömülürdü. Ölülerin mezarlarında hâlâ yaşadıklarına inanılır ve onlara düzenli olarak sunu takdim edilirdi. Örneğin; bir kap içinde kan sunulurdu. Kan, hayat demek olduğu için ruhun kanı içince geçici bir canlılığa kavuşacağı fikri hakim idi. Eğer bu ihmal edilir ise, ölülerin çevreye ölüm ve çeşitli hastalıklar salarak intikam alacağı düşünülürdü. ('Gazze', Dr. Taner Özek ) Mikenlerde, Pylos'ta ele geçen tabletlerde görüldüğü gibi, denizlerin hakimi tanrı Poseidon'a yapılan sunuların listesinde, kurban olarak boğa ve keçinin yanı sıra un, şarap ve bal gibi gıdalarında kullanıldığı bilinmektedir. Diğer tabletlerde ise anlaşıldığı üzere kurbanlar arasında inek, dişi evcil domuz ve yaban domuzları bulunmaktadır; özellikle dişi hayvanlar kurban olarak seçilmişlerdir. Kült merkezlerinde bulunan sunak ve hayvan kemikleri kurban törenlerinin yaygınlığını açıkça ortaya koymaktadır Aztekler ve Mayalar Venüs'ü, sabah yıldızı olarak belirdiği günlerde kurban edilen tutsakların kanıyla besliyorlardı. 1200 yıl önce oldukça gaddar törenler yapıyorlardı. Meksika’da yeşeren bütün büyük uygarlıkların insan kurbanını törenleştirdikleri biliniyor. Ayrıca bu törenlerin yüzyıllar boyunca şiddetini artırarak varlığını sürdürmüştür. şaşırtıcıdır. “Göksel korku” altında yapılan bu törenlerde tapınakların çoğu fiili olarak birer mezbahaya dönüşmüş, rahiplerin ellerindeki taş bıçaklarla kalpler canlı canlı yerinden sökülmüş; kimi zaman da sunaklarda (Orta Amerika piramitleri) larda kafalar kesilmiştir. İnkalar her yıl hasat döneminin sonunda kutlama törenleri yaparlardı. Bu törenlerde güneşe bol hasat için şükranlarını sunarlar veya gelecek sene için daha fazla ürün elde etmeyi dilerlerdi. Bu törenlerde Rahip tamamen beyaz veya siyah bir Lama kurban ederdi. Rahip Tumi adlı bıçağıyla hayvanın göğsünü canlı canlı açar, atan kalbini ve akciğerini çıkararak bunlar aracılığı ile gelecek hakkında kehanetlerde bulunurdu. İspanyol öncesi And ikonografisinde genelde savaş tutsakları olmak üzere kurban edilmiş insanların tasvirleri yer almaktadır. Hatta Peru'da ilk yontulmuş taş kitabelerde, kafaları kesilmiş savaş tutsakları görülür. İnkalarda çocuklar capac hucha adı verilen politik bakımdan önemli bir ayinde kurban edilirlerdi. Türklerde hiç bir zaman insan kurban edildiği saptanmamıştır. Divânü Lûgati't-Türk'te kurban karşılığı olarak "yagış" kelimesi geçmektedir. Kitapta "Yagış", İslam'dan önceki Türklerin adak için, veya "Tanrılara yakın olmak için kestikleri kurban" olarak tanımlanır. Yine aynı eserde "ıdhuk" sözcüğü geçmektedir. Idhuk: Kutlu ve mübarek olan her nesne. Bırakılan her hayvana bu ad verilir. Bu hayvana "yük vurulmaz, sütü sağılmaz, yünü kırkılmaz; sahibinin yaptığı bir adak için saklanır." şeklinde tanımlanmıştır. Eski Mezopotamya'da kurban törenlerinin oldukça sık yapıldığı bilinmektedir. İnsanların, başlarına bir uğursuzluk gelme ihtimaline karşı ve günahlarının temizleneceği inancıyla tedbir olarak hayvanları adak olarak adarlardı. Mezopotamya'da gerek tanrının azabından korkma, gerekse hayvanların tanrının birer besini olarak algılanması dolayısıyla, tanrıyı doyurmak amaçlı kurban kesilmiştir. Bu ve benzeri korkular Mezopotamya'daki kurban kesme ritüelinin daha ciddi bir hâl almasına neden olmuştur. Sümerlerde en değerli kurban olarak görülen kuzunun yanı sıra yabani ve evcil domuz dahil olmak üzere diğer hayvanlar da kurban edilirdi. Sümerlerde, günümüze benzer bir şekilde kurban kesiminden hemen önce kesilecek hayvanın kulağına doğru yaklaşılıp dua okunurdu. ESKİ ANADOLU'DA KURBAN Hititler tanrılara çeşitli hayvanları kurban kesip yalvarır ve karşılığında da tanrıların onları düşmanlardan, hastalıktan koruduğuna inanılırdı. Antik İsrail'de kurbanlar kitaplarda bugüne ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Kurbanlar ya kanlı kurbanlardır (hayvan) ya da kansız sunulardır (tahıl ve şarap). Kanlı kurbanlar, hayvanın tamamının yakıldığı "yakımlık sunular", hayvanın bir kısmının yakıldığı ve bir kısmının rahibe verildiği "kusur sunuları" ve yine sadece hayvanın bir kısmının yakıldığı "barış sunuları" olarak kategorilere ayrılır. Peygamberlerin dile getirdiğine göre, kurban etme eylemine kişinin dahili ahlak ve iyiliği eşlik etmelidir. Tanrı ile insan arasında iletişim kurmanın İsrailoğulları tarafından kurban kesmekten geçtiği düşünülmekteydi. İ.Ö. 21. yüzyıl dolaylarında Kuzey Suriye’den Filistin’e dek uzanan bölge içinde yaşayan Sami kabilerlerde, doğan ilk oğul Tanrı’ya kurban edilir ve yakılırdı. İbrahimle birlikte, İbrani toplumunda bu uygulamaya son verildiği biliniyor. İsrailoğullarının insan kurbanına alışkın olduğu anlatılır ve buna en önemli örnek İbrahum'in oğlu İshak'ı neredeyse kurban etmiştir. İslam'da kurban, Kurban Bayramı'nda fıkıhçılar tarafından tespit edilen belirli nitelikleri taşıyan hayvanlardan birini keserek yapılan bir ibadettir. Kurban kesmek Hanefi mezhebinde vacip, diğer sünni mezheplere göre sünnettir. Geleneksel kurban anlayışında Allah için boğazlama şeklinde kan akıtmanın önemli olduğu kabul edilir. Kurban etinin kesen aile tarafından tüketilebileceği ancak fakirlere de dağıtılmasının önemli bir sevap olacağı ifade edilir. Kurban yalnızca Kurban Bayramı'nda kesilmez. Adak veya şükretmek için de kurban kesilebilir. Adak kurbanının eti birinci dereceden akrabalar tarafından yenilmez. Gerçekedebiyat.comANTİK İSRAİL'DE KURBAN
ANTİK MISIR'DA KURBAN
ANTİK YUNANİSTAN'DA KURBAN
MİKENLERDE KURBAN
ORTA AMERİKA'DA KURBAN
Bu bilim adamları, araştırmalarında, altı ile on yaşında çocukların imparatorluğun dört bir yanındaki köy ve kasabalardan başkente yüzlerce, hatta binlerce kilometre yol yürütülerek getirilirdi. Çocuklar ve kendilerine eşlik edenler yol boyunca köylerden şarkılar söyleyerek geçerlermiş.TÜRKLERDE KURBAN
ESKİ MEZOPOTAMYA'DA KURBAN
SÜMERLERDE KURBAN
YAHUDİLİKTE KURBAN
İSLAMDA KURBAN
YORUMLAR