Söz ola / Tacim Çiçek
Bilirisiniz Ölüler Ülkesi tanrıları Sisifos’u sonsuza dek taş yuvarlamaya mahkûm eder; hedefe her yaklaşmada taş yine aşağı düşer. Bu da hep böyle sürüp gider efsaneye göre. İşte Gültaş ele aldığı her çalışmasını tamamlayıp okuruyla buluşturduğundan bir başka Sisifos’tur.
Bir yazımda, Veysel Gültaş’ın edebiyatçı kimliği kimi zaman hukukçu yanının önüne geçer. Onu ötelemek, bütün zamanına sahip olmak ister. Çünkü yapmak ve yazmak istediği güzelliklere engel olduğunu düşünür. Öte yandan da hukukçu yanının kendisini beslediğini ve zenginleştirdiğini düşünür, haksızlık yapmamak için bu isteklerine engel olur, demiştim onun için. Gerçekten de birçok alanda bıkmadan bir başka Sisifos olarak ele aldığı hukuk ve edebiyatla ilgili çalışmaları sonunda görünür yapar. Bilirisiniz Ölüler Ülkesi tanrıları Sisifos’u sonsuza dek taş yuvarlamaya mahkûm eder; hedefe her yaklaşmada taş yine aşağı düşer. Bu da hep böyle sürüp gider efsaneye göre. İşte Gültaş ele aldığı her çalışmasını tamamlayıp okuruyla buluşturduğundan bir başka Sisifos’tur. Gültaş hem amaca bağlanmış bir ruh, hem birçok şeyi başarmış hem de kendinde her şeyi yapabilecek gücü, birikimi görebildiği için genç hukukçuların önünü açmak, bu yolda doğru ve sağlam kaynaklara başvurmalarını sağlamak için devasa boyutta hukuk kitapları oluştururken; gönül telini titreten asıl edebiyatla ilgili çalışmalar da yapıyor. Daha çok olmamıştı genişletilmiş son baskısı Hukukçu Şairler Antolojisi ve Şadan Gökova Kitapları yayımlananı… Şimdi de kapsamlı ve derinlikli bir kitapla çıkıyor okurun karşısına: SÖZ OLA… Tam 357 sayfa. Söz Ola, dört ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm, Gültaş’ın etle tırnak gibi gördüğü hukuk ile edebiyatı içselleştirdiği ‘yazdıklarım’dan oluşuyor. Bu bölümdeki yazılar da diğer bölümlerdekiler gibi onun aklının özgün ve içtenlikli yongalarıdır. İkinci bölüm ‘hukuk’ üstüne rafine ve birer edebiyat metni tadında yazılar toplamıdır. Hukuk, birey, toplum ve devletin hareketlerini, birbiriyle ilişkilerini; yetkili organlar tarafından usulüne uygun olarak çıkarılan, kamu gücüyle desteklenen, muhatabına genel olarak nasıl davranması yahut nasıl davranmaması gerektiğini gösteren ve bunun için ilgili bütün olasılıkları yürürlükte olan normlarla düzenleyen normatif bir bilimdir. Hukukun olmadığı, olsa da uygulanmadığı ülkelerde olan haksızlıkları, hukuksuzlukları ve sonuçları dile getirir. Üçüncü bölüm, ‘söyleşiler’den oluşuyor. Yine söyleşilerde edebiyat, şiir, hukuk, özgürlük, haklar ve yaşama hakkı gibi temel olmazsa olmaz ilkeler etrafında yoğunlaşmış Veysel Gültaş. Son bölümde de onun şair, insan, hukukçu ve her alanda imzasını attığı kitapları hakkında yazılanlara yer verilmiş. Başından sonuna kadar akıcı, yalın ve derinlikli bir dille yazılan her yazı okunmayı hak ediyor. Son olarak belirtmeliyim ki Veysel denilince benim aklıma üç Veysel gelir: Veysel Karani, Âşık Veysel ve Veysel Gültaş… İnsani duygular etrafında yapıp ettiğini kendilerince görünür yapmaya çalışan üç Veysel’in aynı coğrafyadan olması da bence hiç de tesadüf değil… Yayımlanmadan önce son okumasını yaptığım bu kitabın edebiyatseverler kadar avukatlık mesleğinin başındaki genç avukatların da pek çok konuda yararlanabileceği bu kitabı tavsiye ediyorum. Tacim Çiçek
* Söz Ola/Hukuk ve Edebiyat Yazıları, Veysel Gültaş, Ocak 2024, Bilge Yayınevi, Ankara
Gercekedebiyat.com
YORUMLAR