Siyasal'da önemli tartışmalar: Batı dünyası artık dünyaya bir gelecek vaat etmiyor!
Batı dünyası artık dünyaya bir demokrasi, bir gelecek vaat etmiyor. Yalnızca küreselleşme denen şeyi dayatıyor, zorluyor. Dünyada artık bir kalkınma paradigması yok. Batı dünyasının bu durumu karşısında kendi kabına sığamayan bizim gibi bazı ülkelere dünyaya demokraside örnek olma şansı açılıyor.
Siyasal Bilgiler Fakültesi "Şeref Salonu"nda yapılan "21. Yüzyıl İçin Planlama 2016 Bahar" seminerinde "Kentler ve Kentliler" başlığıyla Türkiye'nin kentleri tartışıldı. SBF'nin "duayen" hocalarından Prof. Dr. Ruşen Keleş, Prof. Dr. Kadir Gürdal (SBF Dekanı), Prof. Dr. Cevat Geray, Prof. Dr. Doğan Kuban, Prof. Dr. Cemal Taluğ, Prof. Dr. Kemal Kartal, Prof. Dr. Çağatay Keskinok gibi "duayen"lerin de olduğu seminere Türkiye'nin değişik üniversitelerinden Prof. Dr. Aziz Konukman, Prof. Dr. Mehmet Tunçer, Dr. Perihan Kiper gibi seçilmiş akademisyenler ve HKMO Başkanı Ertuğrul Candaş bildiri sundu, tartışmalar yapıldı. Seminerlerin yapılmasına SBF yönetimi yanında Mülkiye Gençlik Kulübü üyeleri ve Dr. Serdar Şahinkaya katkıda bulundu. 2011 yılından beri yapılan "21. Yüzyıl İçin Planlama Seminerleri" kurucusu ve yürütücülerinden olan Prof. Dr. Bilsay Kuruç, "Batı dünyası artık dünyaya bir demokrasi, bir gelecek vaat etmiyor. Yalnızca küreselleşme denen şeyi dayatıyor, zorluyor. Dünyada artık bir kalkınma paradigması yok. Batı dünyasının bu durumu karşısında kendi kabına sığamayan bizim gibi bazı ülkelere dünyaya demokraside örnek olma şansı açılıyor. 21. yüzyıla bizim vazedeceğimiz şeyler daha fazla olabilir. Eğer bu mücadeleyi hedefleyip öğretilmiş kavramlarla değil doğru kavramlarla kavrayıp doğru bir dille konuşabilirsek Türkiye'nin önünde büyük bir şans doğmuştur." dedi. Prof. Dr. Bilsay Kuruç'un değerlendirmesi özetle şöyle: "Bunun için 'küreselleşme'nin kavramlarını tartışmaya ve yeni bir dile ihtiyaç var. Türkiye'ye küreselleşmenin önerdiği rant diliyle konuşuyoruz. Bu rant dilinin Türkiye'ye yerleştirdiği bir içerik var. Batı'nın vaaz ettiği bu içerikte küreselleşmeye entegre oldun bu sana yeter, sağ ol diyorlar. En az % 10’luk işsizlik sizindir. Bunları sürdürmeyi başarırsanız aferin, diyorlar. Kadınlara evde oturmayı vaat ediyorlar. Eve gir, hem de belli bir kıyafetle gir diyor. Bu işi siyasallaştırılmış tarafıyla, itikatlarla düşünmemek lazım. Gençlere de, kafelerde oturun, orada durumu idare edin, bu size yeter diyor, ancak böyle bir istihdam vaat ediyor. Böyle bir düzende planlama anlayışı yoktur. Bir haftalık yapılır. Sonra o plan kendini yok eder, yeni bir haftalık yapılır. Şikâyetler listesi üzerinde konuşmamayı ilke edindiler tüm arkadaşlar. Dünyanın yeni bir değişmenin eşiğine geldiği zamanımızda 21 yy. bir kapasite, bir zihin hazırlığı olarak bu yeniçağa adım atma zorunluluğu olduğu kabul edilmeli. 80 milyon, yarısı genç nüfusta bu mecburiyettir. Yeni yüzyıl sürekli zihin ve pratik çalışmayı gerektiriyor. Bunları söylüyorsunuz ama kim bunları uygulayacak karar alacak diyebilirsiniz. Biz hiç bunları konuşmuyoruz. Bunların yapılacağı genel çerçevesinde konuşuyoruz. Planlama genel bir çerçevedir. Bununla birlikte başarılabilir. Zor olan sorunları vazetme ve bunu çözmeyi becerebilme düşünceler sistemi yaratmaktır. Bugün Türkiye'de ağır insan ve kaynak zayiatıyla sistem işliyor. Akıl için zayiat kabul edilemez. Dünya senaryosuna temposuna ve öngördüğü işbölümüne uygun kadroları yetiştirebilecek mi Türkiye? Bunun akıbetine ve zayiatına katlanabilecek miyiz? Bunu en çok kentler üzerine çalışan arkadaşlara sormak lazım. İşgücünü katılımın anlamlı biçimde yükseltilmesi lazım. Kadının iş gücüne katılımı artmalı. Teknolojiyle verimlilik artışının%3’ün üstünde mutlaka artması lazım. Bunları başarırsak demokrasi sözcüğü kavram olmaktan çıkar gerçek hale gelir." Prof. Dr. Ruşen Keleş, "Kentlerde sorun nereden kaynaklanmaktadır? Neoliberal politikalar ve rant yaratma isteği belirleyici olmaktadır. Sermayenin belirleyici rolü bütün alemi etkileyici olmuştur. Her şeyin sermaye olmadığı başka değerlerin de olduğu mutlaka gündeme gelecektir. Amaç rasyonelliği araç rasyonelliğini ayarlayan planlardır, planlama bilinç düzeyidir. En kötü plan plansızlıktan daha iyidir. Planla ulaşacağınız amaç meşru değilse bir şeye yaramaz. AOÇ yapılaşmaya açılması planla olmuştur. Gıda maddelerinden bile haram helal arandığı bir ülkede ranttan söz edilmesi anlaşılmazdır." dedi. HKMO Genel Başkanı Ertuğrul Candaş, "Rant, Kamu Arazileri ve Kentlerimizin Geleceği" başlıklı konuşmasında, “Rant, genel bir anlatımla, emek harcanmadan elde edilen kazanımdır. Bu kavram daha çok topraktan edinilen kârı tanımlamak için kullanılır. Tercih edilen arazi politikalarına göre de farklılıklar gösterir. Her ülke toprak-emek-sermaye üçlüsü üzerine kurulur. Bu üçlüden emek ve sermaye gezicidir, fakat toprak ülkeye bağlıdır ve vazgeçilmezdir. Bu nedenle toprak üzerindeki rant çok önemli sonuçlar doğurur. Modern kentler kurmak istiyorsak, kentlerdeki kamu taşınmazlarını satmaktan vazgeçmeliyiz. Rantçı grupların kente müdahalesini engellemeliyiz.” dedi. Urfa Harran Üniversitesi'nden Doç. Dr. Mithat Arman Karasu'nun, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden Doç. Dr. Menaf Turan'ın, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinden Doç. Dr. Cem Ergun, Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Esra Banu Sipahi'nin kentleri ve üniversitelerinin kentleriyle olan ilişkileri üzerine çalışmaları büyük ilgi gördü. Üniversitelerin bilimsel çalışmalarının en az üçte birinin bulunduğu bölgeyle ilgili olmasının şart olduğu vurgulandı.
Gerçekedebiyat.comTÜRKİYE DÜNYAYA ÖRNEK OLABİLİR...
GENÇLER KAFELERDE OTURUN
YORUMLAR