Önemli olan bir sanatçının ne yaptığı değil, ne olduğudur. Yaptığı elmalar on kez daha güzel olsa bile, Cézanne, Jacques Emile Blanche gibi yaşayıp düşünmüş olsaydı, beni hiç de ilgilendirmezdi. Bizi ona ilgi duymaya zorlayan şey Cézanne’ın kaygısıdır; işte Cézanne'ın bize verdiği ders budur. Van Gogh’un iç fırtınalarında da bir insanın gerçek dramını görürüz. Gerisi boştur. (Zervos, 1935).

pablo-picasso

***

Aslında, her şey insanın kendisine bağlıdır. Önemli olan, boşlukta milyonlarca ışık saçan güneş olmaktır. Gerisi bir hiçtir. İşte sırf bu yüzden, Matisse Matisse’dir; çünkü güneşi kendi evreninde barındırır. Ve işte yine, zaman zaman bir şeylerin olup bitmesi de bu yüzdendir. Bir insanın yarattığı eser, bir çeşit günlüktür! (Tériade 1932).

Pablo Picasso, Jacqueline with Flowers

***

Bir çember çizmek istiyorsan ve aynı zamanda özgün olmak gibi bir iddian varsa, gerçek bir çembere benzemeyen garip bir biçim çizmeye kalkma. Becerebildiğin en iyi çemberi çizmeyi dene. Ve senden önce hiç kimse mükemmel bir çember çizmediği için, emin olabilirsin ki  çizdiğin çember tamamen sana ait olacaktır. İşte o zaman özgünlük şansını elde edersin. (1935’te Madrid’de yayımlanan Cruz y Raya adlı dergideki bir denemesinde Jaime Sabartés, Picasso’nun genç bir ressam söylediklerini aktardığı yazıdan.)

***

Ne olmuş yani? Hatalar bir insanın kendi kişiliğini bulmasına yarar. Benimle hiçbir ilgisi olmayan kurallar doğrultusunda sözünü ettiğin yanlışları düzeltmeye kalkarsam, yazılarımdaki kendi kişiliğim, özümsemediğim bir gramer içinde yiter gider. Bana ait olmayan kurallara boyun eğmektense, kendi gramerimi yaratmayı yeğlerim. (Sabartés, 1946, s. 119).

***

Dikkatli ararsan hemen her yerde peseta bulabilirsin. Ama ne kadar ararsan ara, kişilik öyle her yerde bulunamaz; çünkü kişiliğin mekanı, insanın kendi içidir. Hakkında biraz kafa yorarsan, onun sözcüklerle oynanan bir oyun olmadığını anlarsın. Kişilik, kişi olma arzusuyla oluşmaz. Özgün olma konusunda ısrar eden birey zamanını boşa harcar, kendini kandırır. Bir şeye ulaşsa bile, ulaştığı şey, istediğinin sadece yapay halidir; biraz daha ileri gittiğini düşünelim, o zaman da yaptığı, belki de kendine benzemeyen bir şeydir. Günün birinde Angel Ortiz’e şunları söylemiştim: 'Pergel kullanmadan bir çember çizmek için, merkezden aynı uzaklıktaki bir çizgiyi izlemeli; fakat başka biçimleri ya da bir sürü insanın senden önce çizdiği çemberleri düşünmemelisin. Kendini paralasan, mükemmel bir yuvarlak çizemezsin. İdeal yuvarlaklık ve buna en yakın şekilde kendi çizdiğim yuvarlak arasındaki farklılıkta kendi bireysel ifadeni bulursun. Oturup doğru dürüst çalışarak, ifadeni mükemmelleştirmeye gayret edersin; ama çizim konusundaki bütün ilerlemene karşın, çemberlerinin her biri hep aynı kusurun sıkıntısını çeker. Çizmiş olduğun her çember senin izini taşır. Ama bir başkasına öykünmeye kalkar kalkmaz, yanlış yola saparsın; ve yaptığın hile, ancak kuş beyinlileri kandırır. (Sabartés, 1946, s. 208-209).

Resmimin beni içeriyor olması kaçınılmaz bir şey; çünkü onu yapan benim. Bundan herhangi bir endişem falan yok. Ne yaparsam yapayım, iç benliğim oradadır, hem de fazlasıyla... Mesele, bunun Ötesinde yatar! (Parmelin, 1965, s. 106).

***

Bir insanın aynı anda hem Promete hem de kartal olması ve kendi kendisini kemirmesi çok felaket bir şeydir. (Parmelin, ' 1966 3.140).

***

Bugünlerde, insanların kendilerine birer kişilik bulma çabalarım korkutucu buluyorum. Ressamın bir çeşit ideali olarak da değerlendirebileceği -her zaman var olan- şeyle kimse tatlı canını sıkmaz. Hayır. Kimsenin umurunda bile değil.

Yapmaya çalıştıkları bütün şey, dünyaya kendi kişiliklerini sunmak. Bu çok korkutucu.

Bunun yanı sıra, bir şey bulmaya çalışıyorsanız, bu henüz bulamadığınız anlamına gelir; ve onu sadece arayarak bulmuş iseniz, bu da, yanlış şey bulmuşsunuz demektir.

Bana gelince, yapıyor olmaktan başka, elimden bir şey gelmez. (Parmelin, 1969, s. 101).

KAYNAKÇA:
Cristian Zervos, Conversations avec Picasso, Cahiers d'Arts (Paris) v.10, ss. 173-178, 1935
Teriade, Emancipation de lapeinture, Minotaure (Paris) No: 3-4, December 1933
Jaime Sabartes, Picasso a Antibes., Paris, Rene Droin, 1948.
Helene Parmelin, Picasso Plain, London, Secker and Warburg, 1963

Kaynak: Picasso Konuşuyor, Derleyen: Dore Ashton  Çevirenler: Mehmet Yılmaz - Nahide Yılmaz. Ütopya Yayınevi, 2001 - Ankara

Gerçek Edebiyat

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)