Salgın günlerinde 'Yılmaz Özdil muhalefeti'nin tutarsızlığı / Dr. Ali Rıza Üçer
Tıp Kurumu Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Üçer, koronavirüsten ölüm rakamlarının doğru yansıtılmadığı temelinde muhalefet edenlerin ve Yılmaz Özdil'in iddialarına karşı bir yazı yazdı: Peki Mezarlıklar Müdürlüğü'nün rakamlarına niçin inanıyorsunuz?
Türkiye’nin en çok okunan ve izlenen muhalif yazarı Yılmaz Özdil, 1 Mayıs 2020 tarihli “Yoksa siz hekimlerimize güvenmiyor musunuz?” başlıklı yazısını, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Covid 19 vakalarının ve ölümlerinin, "başka kodlarla girilmesi" nedeniyle "saklandığı"na ilişkin iddialara karşı "Hastalığı kodlayanlar hekimler, yoksa siz hekimlerimize güvenmiyor musunuz?” sözüne yanıt olarak yazmış. https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yilmaz-ozdil/yoksa-siz-hekimlerimize-guvenmiyor-musunuz-5785764/ Özdil, salgının resmen başladığı açıklanan 11 Mart ile 30 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da gün gün ölüm sayılarını vererek bu tarih aralığında geçen yıl aynı tarih aralığına göre 3705 fazladan ölüm olduğunu (Önceki yıla göre % 35 fazla) söylüyor. “Üstelik bu arada neredeyse ölümlü trafik kazası ve kazası da olmadığı halde böyle bir artış var” diyor. Trafik ve iş kazaları ile ilgili karşılaştırmalı verileri nereden aldığı belli değil, sokağa çıkma yasakları, yasaklı yaş grupları, üniversitelere kadar okulların tatil edilmesi, kapanan iş yerleri nedeniyle trafik ve iş kazalarının olmadığı çıkarımı yapıyor muhtemelen. Bu fazladan vefatların ölüm raporlarına da bulaşıcı hastalık yazıldığını, “Grip ve zatürre de bulaşıcı hastalıktır diyerek Covid 19 hastalığının gizlendiğini, oysa ki geçen yıllarda bu hastalıklar için bulaşıcı hastalık kodlarının yazılmadığı"nı söylüyor. Ekrem İmamoğlu’da geçen yıl aynı döneme göre ölüm sayılarında % 35 artış olduğunu söylüyor zaten. Özdil, hekimlerin % 80’inin üye olduğunu iddia ettiği (!) Türk Tabipleri Birliği ve Başkanı Sinan Adıyaman ile birlikte, Türk Toraks Derneği, Profesör Ahmet Saltık, CHP Parti Meclisi Üyesi Profesör Gaye Usluer, CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, İyi Parti Grup Başkan Vekili Dr. Aytun Çıray, Hatay’ın CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Lütfü Savaş, CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, CHP Eski Konya Milletvekili Dr. Hüsnü Bozkurt ve seksenli,doksanlı yıllarda sağlıkta özelleştirme projelerinin yürütücüsü olan, başta Halk TV olmak üzere muhalif kanallarda kendisini toplum sağlığı ve genombilim uzmanı olarak tanıtarak mütemadiyen ileri geri konuşmalar yapan Dr. Serdar Savaş’ın açıklamalarına dayanarak, “Onlar da hekim değil mi?" diye Koca’ya yanıt veriyor. Böylece tartışma bir kez daha bilimsel bir eksenden siyasal bir eksene kaydırılmış oluyor; iktidara göre her şey çok iyi, muhalefet cephesine göre de çok berbat. Ya siyah ya beyaz her şey ve buna göre bir tavır alınması gerekiyor. Herkes cephesini seçecek, gardını alacak, ortası yok bu işin. Özdil’in 11 Mart ile 30 Nisan arasında İstanbul ili ölüm verilerine verilerine gelince, hemen hemen doğru, 11 Mart ile 30 Nisan 2019 arasında 10 558 ölüm gerçekleşirken bu yıl aynı dönemde 14 263 ölüm var yani fazladan 3705 ölüm var (%35) diyor. Özdil ve referans gösterdiği muhalif örgüt ve hekimlerin bu verilere erişim engelleniyor, sansürleniyor iddialarının aksine İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Vefat Bilgi Sorgulama sistemiyle e Devlet kapısından rahatlıkla gün gün ölüm sayılarına ulaşılabiliyor. Gerçekten de İstanbul’da bu dönemde 2019’da 10.558 ölüm 2020’de de 3639 (Özdil’ göre 3705) ölüm var, % 34’lük bir artış söz konusu. https://www.turkiye.gov.tr/istanbul-buyuksehir-belediyesi-vefat-sorgulama İstanbul’da 11 Mart ile 30 Nisan arasındaki 51 günde 3639 ölüm artışı Bakanlığın ölümleri kodlama baskısıyla grip/zatürre gibi hastalıklar üzerinden gizlenmesine bağlı olabilir mi? Olguların ve ölümlerin yarıdan fazlası (% 60) İstanbul’da olduğuna göre ölüm sayılarında artışta bunun da rolü var elbette. Bakanlığın resmi verilerine göre 30 Nisana kadar tüm Türkiye’de Covid 19’a bağlı 3200 ölüm var. Bunun yarısından fazlası İstanbul’da olduğundan artışın başat nedeninin Covid 19 salgını olduğu görülüyor. Zira salgın olmasaydı Covid nedenli kayda geçmiş (resmi) ölümler de olmayacaktı. Bu faktöre bağlı ölümleri düştükten sonra aynı dönemdeki 51 günde bir önceki yıla göre yaklaşık 1500-1700 dolayındaki artışın nedenleri ne olabilir? Resmi vakalar dışındaki artışın tümünün iddia edildiği gibi Covid 19 olduğu halde Covid 19 olarak değil de grip veya bakteriyel zatürre/viral veya bakteriyel pnönoni olarak kayda geçirildiğini varsaydığımızda bile kayda geçmeyen bu Covid 19 nedenli ölüm artışının geçen yıla göre % 34 değil % 15-20 dolayında olduğu görülecektir. Ki başka faktörler de vardır. Söz gelimi salgın yokken İstanbul dışında (memleketlerinde) defnedilen cenazelerin sayısı salgında İstanbul’da artmış olamaz mı? Kalp krizi gibi acil bir hastalık durumunda acil servislere başvuru sayısı bulaşma korkusuyla azalmış bu nedenle bu acil durumlarda ölüm sayıları artmış olamaz mı? Ya da sağlık hizmetleri sunumunda salgın nedeniyle yaşanan aksaklıklar da ölüm sayısında artışta rol oynamış olamaz mı? Özdil’in iddia ettiği gibi trafik kazaları ve iş kazalarında bu dönemdeki kısıtlamalar nedeniyle bir azalma varsa bunu da terazinin öbür kefesine koymak gerekir. Bu durumda Covid 19 olduğu halde bu kodla kayda geçmeyen ölümlerin artış oranı muhtemelen % 10-15 dolayında olacaktır. Elbette bu durum önemlidir ve ivedilikle açıklığa kavuşturulması gerekir. Özdil’in referans olarak gösterdiği muhalefet cephesinde atış serbest bu arada. Söz gelimi CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, koronavirüsten ölenlerin “bulaşıcı hastalık” ibaresiyle toprağa verildiğini, sırf İstanbul’da hayatını kaybedenlerin sayısının bile Türkiye genelinde açıklanan ölüm sayısından fazla olduğunu iddia ediyor. Yani İstanbul’daki Covid 19 ölüm sayısının 3500’e yaklaştığını ileri sürüyor. Kanıtı nerede derseniz yanıt yok, atış serbest. Bu faktörleri tek tek araştırmadan kesin bir yargıya varmak olanaksızdır. Tek başına İBB Mezarlıklar Daire Başkanlığı verilerine dayanarak çıkarım yaparak fırtına koparmak doğru değildir. Elbette tüm verilere şeffaflık ilkesi çerçevesinde hiçbir engele takılmadan ulaşılması gerekiyor. Sağlık Bakanlığının bu türden iddialara karşı da toplumu ikna edici açıklamalar yapması beklenir. Karşılaşılan aksaklıkların, eksikliklerin giderilebilmesi için ortak aklımızın art niyetsiz biçimde harekete geçirilebilmesi böylesi zor bir süreçte yaşamsal önemdedir. Son olarak Yılmaz Özdil, daha birkaç gün önce Sözcü TV’de Uğur Dündar ve Gökmen Ulu ile birlikte katıldığı “Halkın Vicdanı” programında Türkiye’de 2020 yılının ilk 111 gününde açıklanmaya muhtaç 23 bin ölüm olduğunu iddia etmişti. Aradan iki gün geçmeden vaka ve ölümlerin %60’ından fazlasının olduğu İstanbul’da 3705 fazladan ölüm var derken nasıl oluyor da tüm Türkiye’de açıklanamayan 23 bin fazladan ölüm oluyordu? Özdil’in kanıt olarak ilkokul düzeyinde matematik hesaplarını gösterdiği bu iddia oldukça tuhaftı ve matematikle de izahı kabil değildi bu arada. Zira Özdil, ilkokul seviyesindeki bu hesaplamayı 2019 ve 2020 TÜİK verileri olmadan Sağlık Bakan Fahrettin Koca’nın “2019’un toplam ölüm sayısını baz aldığımızda Türkiye genelinde bu yıl (2020) 1 Ocak-20 Nisan arasındaki 111 günde beklenen ölüm sayısı 156 bin olmalıydı, halbuki gerçekleşen ölüm sayısı 153 bin oldu, hani nerede artış?” sözüne karşı yapmıştı. Özdil akıllara durgunluk veren matematik hesabında TÜİK’in açıkladığı 2017 ve 2018 ölüm sayılarının üzerine fazladan dört bin koyuyor, böylece 2020 yılı için 230 bin rakamına ulaşıyor, bu rakamı 365’e bölerek 2020 yılı günlük ölüm sayısını 1178 olarak buluyor; bulduğu bu sayıyı da 111 ile çarparak 1 Ocak-20 Nisan 2020 arasındaki toplam ölüm sayısına ulaşıyordu. Bulduğu rakam 130 bindi. Bakan ise 153 bin ölüm var demişti oysa ki. Özdil’in bu Zihni sinir hesabıyla bulduğu ölüm sayısı Bakanın açıkladığından 23 bin fazlaydı, bu fazlalığın sebebi neydi? Üstelik yılbaşından beri trafik kazaları ve iş kazaları neredeyse sıfıra inmişti (Bu arada 2020 yılında Mart ayı ortalarına kadar her hangi bir kısıtlama da olmadığı halde neden trafik kazaları ve iş kazaları sıfıra iniyordu, o da ayrı bir Zihni sinir konusuydu). Bakan 130 bin olması gereken ölüm rakamının neden 153 bin olduğunu milletin gözünün içine baka baka izah etmeliydi. https://www.yenicaggazetesi.com.tr/yilmaz-ozdilden-canli-yayinda-flas-iddia-aciklanmaya-muhtac-23-bin-olum-var-276829h.htmhttps://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yilmaz-ozdil/111-gun-5778646/ Yılmaz Özdil’in yazdıkları her nedense Orhan Veli’nin Pireli Şiirindeki dizeleri çağrıştırdı. Bu ne acaip bilmece!/Ne gündüz biter, ne gece/Kime söyleriz derdimizi/Ne hekim anlar ne hoca. Dr. Ali Rıza Üçer
Tıp Kurumu Genel Sekreteri
YORUMLAR