Orhan Pamuk, Die Zeit muhabiri Michael Thumann’a verdiği demeç nereden tutsan elde kalan cinsten; tipik "Orhan Pamuk karakteri"ni sergiliyor.

Liberal dünyanın bu parlak isimleri, -eğer bilinçli olarak yapmıyorlarsa- kavramları ve tarihsel gerçekleri bu denli çarpık bir kafayla algıladıklarına göre nasıl yaşayıp mutlu oluyorlar diye düşünmüşümdür hep. (Ya da, mutlu olmak için onlar gibi olmak gerekir diye itiraf edeyim!)

(Orhan Pamuk'un, Cumhuriyet'in burjuvasına da emekçisine de bitmeyen düşmanlığının kaynağını galiba bulduk ve yazının sonunda yazacağız.)

*

Orhan Pamuk, “Kitaplarınızda, yönü Avrupa’ya dönük seküler Türk üst sınıfının yaşadığı ihtişamı ve rezaletleri anlatıyorsunuz. Bu burjuva sınıfının sorunu nedir?” şeklindeki sorusuna şu yanıtı verdi:

“Onların yaşamı benim de yaşamım. Aynı sınıftan, aynı sokaktanız. Alışkanlıklarımız aynı. Aynı dükkandan alış veriş yaparız. Onlarla ilgili sevgi dolu cümleler de yazdım, alay da ettim. Burjuvazi beni öfkelendirir. Havalı olmalarından hoşlanmam. Egoistlikleri ve kendi vatandaşlarından nefret etmelerinden hiç hazzetmem. Laik Türk üst sınıfını askeri müdahaleler de Kürtlere yapılan baskı da rahatsız etmez. Türk kadınlarının bir çoğuna, sadece başörtüsü taktıkları için tepeden bakarlar. Bu tutumları bana, eskiden Güney Afrika’da beyazların siyahlara bakışlarını anımsatır.  Akıllı olan gerçeği kabullendi. Türk üst sınıfı son on yıllarda servetlerini üç misli arttırdı. Saygı edinme konusunda mesafe kaydetmeye başladılar.” (Hürriyet Kültür-Sanat, 17 Ağustos 2012)

Türk solu, Türk burjuvazisinin tanımı ve özelliği hakkında Attila İlhan'dan Mahir Çayan'a, Mihri Belli'den Mehmet Ali Aybar'a dek önemli “tahlil”ler yaptı; bugün artık genç ve sıradan bir ekonomi muhabiri bile (Pamuk'dan daha iyi) yapabiliyor.

Ama Orhan Pamuk'un verdiği yanıtlara bakın siz!

1- Gerçek bir aydın/yazar, burjuvazinin tarihte hangi şartlarda ortaya çıktığının ve ne yaptığının bilincinde bir insan olmalıdır: Burjuvazi “hazzedilmeyerek”, "öfkelenerek" filan tepkileri anlayacak, altedilecek bir “kişi” değildir! İnsanlığın zorunlu bir durağında tarihsel bir olgudur! 

2- "Egoistlik"de Orhan Pamuk'dan evla kimse var mı? Milyonlarca dolar servetinden, Van depreminde ihtiyaç sahiplerine ya da yoksul bir başörtülü öğrenciye ya da Kürt kökenli bir yoksul "vatandaş!"ımızın çocuğuna ya da bilmem nereye bir parçacık yardımını gördünüz mü? Egoistliğin en uç örneği olarak, romanı adında bir müze açmaya harcadı paracıkları!

3- Ya vatandaşlarından nefret etmek! Orhan Pamuk kadar, vatandaşlarının ceddinden başlayarak milyonlarca insanı "kesti/astı" diyen ve öyle ki vatandaşlarının (“Türk”) adından bile nefret eden, dünyada başka bir yazar/şair insan, yaratık var mı?

4- Pamuk'un derdi Alman okurları elbet. Alman okurları mest edecek yere geliyor ve “Kürtler”, “başörtüsü” konusunda yalanlarını sıralıyor! Türk burjuvazisi Kuzey Irak'ı inşa ediyor sayın Pamuk! Koç'lar Erbil'de Divan Oteli bile açtı. TÜSİD/Boyner ekibinin "Kürt sorunu"na, başörtüsüne tavrını, İstanbul sosyetesinin “Hac” modasını Pamuk görmezden geliyor.

5- 12 Eylül darbecilerinin başörtüsüne baskısı yalanına gelince: Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir hükümet, din dersini zorunlu hale getirmeye cesaret edememişti: Turgut Özal'ı başbakan yaptılar, tarikatları devlete taşıdılar! Atatürkçüsünden en soldaki militana kadar herkesi içeri tıkıp kültür yaşamı dahil ülkeyi dincilere (ve edebiyatını da Pamuk gibi üçüncü sınıf yazarlara!) bıraktılar!

Cumhuriyet tarihi boyunca, hatta insanlık tarihinde bir halkın dilini konuşmayı yasaklamak generallerin ve akıl danışmanı Paul Hanze'nin dışında kimsenin aklına gelmemişti: Kürtleri ayaklandırmak, Pamuk'un dilinde dünyaya propaganda yaptırmak için!

6- Ama Pamuk en sonunda gerçek düşüncesini belli ediyor:  "Burjuvazinin akıllı olanı!" AKP "gerçeği"ni "kabulleniyor", 12 Eylül'ün döşediği etnik milliyetçilik ve dincilik ideolojisine “Saygı edinme konusunda mesafe kaydet”ip “önce kazandıklarının üç katı kazanmaya başladılar” diye buyuruyor; komut veriyor; biat etmeyenleri tehdit ediyor.

7- Ayrıca artık "akıllanmış bir burjuva" olduğunu da itiraf ediyor; Cumhuriyet'in burjuvası iken züğürt gezip edebiyat ödüllerinde üçüncü olabilirken liberal dünyanın emperyalist emellerine biat edince New York'da milyonlarca dolarla geze(bile)n bir burjuva olabiliyorsun!

*

Peki, Orhan Pamuk'da göz göre göre gerçekleri saptırıp yalan söylemeye varacak bu kin nereden geliyor?

(Dünyada bunca faşist yazar var ama onlarda bile bir kişilik, bir edebiyat dolgusu var; Pamuk gibisine, adlandırılamayan türe insanlık rast gelmedi, bundan sonra da çıkar mı; zor!)

Sakın babasının sıkı bir devrimci/cumhuriyetçi olmasından kaynaklanmasın! Kim bilir? Araştırmaya değer!

Yanlış anlamayın: Pamuk daha çocukken annesini terk etmiş babasından belki de hep nefret etti!

*

Hilmi Yavuz'un merakına not: (İstihbarat servisleri bu tür zaafları iyi kullanırmış!)

Ahmet Yıldız

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)