İyi de, bu gerekçe sanat tarihi için seçilen bütün adların nasıl olup da yalnızca beş tanınmış ülkeye ait olduğunu kesinlikle açıklamıyor!

Tıpkı Batının dar şebekesinin dışında kalan çevrelerin aldığı kredilerin neden hep “0” kabul edildiğini açıklamadığı gibi; aynı şekilde, bazı başyapıtları satın almak için milyonlarca dolar bulan Batılı küratörlerin dünyayı dolaşmak, neler olup bittiğini görmek için beş bin doları neden bulamadığını da soran yok!

Batı sanatının Paris-New York-Berlin arasındaki anayoldan zaman zaman ayrılıp, Hollanda, İsveç, hatta ABD’nin bazı eyaletleri gibi, Batının daha kırsal kesimlerine de saptığı doğru. Californiya’lıların bile New York’un bölgeciliğinden yakındığım düşünürsek, Batılı olmayan sanatçıların ve kendini marjinal, sıra dışı hisseden insanların neler çektiğini anlayabiliriz. Yine de bu, sözde kırsal yörelerin ve sanatçılarının bile haritada Doğulu ve Güneylilere oranla çok daha geniş bir yer kapladığı olgusunu değiştirmiyor.

Pek çok ülke için sorun, haklarını tanımlayamamakta. Örneğin, Türk futbol ve basketbol oyuncularını fena halde kıskanıyorum. Galatasaray takimi son yıllarda Monaco, Eintracht Frankfurt, Manchester United ve Sparta Prag gibi ünlü takımları yenip Avrupa Kupasından elemeyi başardı. Haklarını savunmak için rakipleriyle eşit süreye, eşit koşullara sahip oldular. Aynı şey Efes Pilsen basketbol takımı için de geçerli. Efes, 1993 yılında Avrupa Kupasında final oynadı. Sporda, gösterinin nerede, ne zaman yapılacağının kapalı kapılar ardında saptandığı sanat dünyasından farklı olarak, kendi ayaklarınızın üzerinde durabiliyorsunuz. Keşke sanatla da müzelerin, kurumların böylesine dürüst ve yansız davranabilmesinin bir yolu bulunsaydı.

bedri baykam

Ege'deki Thera adasındaki antik bir yerleşim yeri olan Akrotiri'deki mavi maymun freski

Kim ne derse desin, çağdaş sanatın ve modern sanatın tarihindeki en önemli sorun, şu şu tarihte, kim herkesten önce, neyi yaptı? sorusu olmuştur. Gözünü, kulağını dünyanın dörtte üçüne kapatan biri, belli bir sanat hareketinin öncüleri arasında kimin yer alıp, kimin almadığını nasıl bilebilir? Durumu yetersizce de olsa açıklamanın tek yolu, yalnızca zengin arkadaşlarıyla misket oynamak ve ülkenin en iyi misketçisi olarak kabul edilmek isteyen, zengin çocuk örneğini vermek. Batılı sanat kodamanlarının tavrını yansıtan bu örneği verirken, kesinlikle abartmış olmuyorum.

Bir başka temel sorun da, Batılı olmayan sanatçıların ürettiği eserlerin özgünlüğü. Bu işlerin yalan yanlış değerlendirilmesi, tarihin üstünkörü yorumlanması sonuçta Batı-dışı çağdaş sanat yalnızca bir türev olarak küçümseyen bir yargıyı getiriyor. İşte yine dayanamadım, şeytanın avukatlarıyla yaptığım beş bininci tartışmadan sonra oturdum ve “Maymunların Resim Yapma Hakkına ilişkin” başlıklı uzun bir makale yazdım. (8) Bu makale, modern ve çağdaş sanatın neden salt Batıya mal edilemeyeceğinin tarihsel bir çözümlemesiydi. Daha sonra, 1987 Eylülünde, Birinci İstanbul Bienalinde bir referandum kutusu hazırlayıp bir oylama yaptım; oylamaya katılanlara yönelttiğim sorulardan biri de şuydu: Maymunların resim yapmaya hakkı var mıdır ? Maymunlardan kastım, Batılı olmayan sanatçılardı elbette. Çünkü bir Batılı için, Batılı olmayan bir sanatçının yöresel ve folklorik olmayan çağdaş sanat yaptığım içtenlikle kabullenmek, en az bir maymunun sanat yapabildiğini kabullenmek kadar zor. Referandum için 2974 kişi oy kullandı, bu oyların % 96.4”ü, maymunların resim yapmaya hakkı olduğundan yanaydı. Böylece bir ressam olarak kalmaya, yeryüzünde önemli sanatçılara sahip yalnızca beş ülke varmış gibi davranan Batı müzelerine, sanat dergilerine ve kitaplarına karşın mesleğimi sürdürmeye karar verdim.

Bedri Baykam
(Maymunların Resim Yapma Hakkı, Literatür Y. İst. 1999. s.46-47-48)

bedri baykam

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)