İnsan ne halde ölmeye yatar sadır 

 

Hayat dersinde bedbin yüze esir

güz mağlubu insan ölmeye yatar

 

Kaç çocuk aç sığınırken yatağına

annesi gecenin yüzünü silmez

taş basar bağrına

Ay bunu bilmez

 

İnsan neden ölmez sürünür

 

Hep sevda dersinde kanayan ömür 

Kanatlanmaktan yoksun ölmez sürünür 

 

Julyet’in kapısına Romeo koyar baharı 

Işığın var mı diye sormaz kuşku

Tam vuslat vakti bozar ayarı

filiz kıran deli tutku

 

Ay bunu bilmez

 

İnsan niye ölmez canı ağrır 

 

Sevişme vakti sevdiği çıkıp giden

ince derde yatar evvel ahir 

düş bozumu perakende ölmez canı ağrır

 

Kelebeğin ömrü bir gündür

Yolculuk nereye demez koza 

Aşka gitmek sürgündür

Göğe esir uçurtma 

yalpalar kuşlar geçip gidince

Yakamoz davetsiz iner suya

pür ü pak gece

 

Ay bunu bilmez 

 

İnsan hangi mevsim ölmez göçer

 

Özgürlük dersinde şiire teslim

hüzne göz kırpan şair

şaki mevsim ölmez göçer

 

Ankara garında Haziran

Dönüşün olmadığını anlayana kadar

ömrü hesaba vurmaz

eski tüfek militan 

Eylülün de sözü var ki kanar 

İçi acır yarası kabuk bağlamış şehrin

Tarih derdini sormaz

çağrılmadan ölüme gidenin 

 

Ay bunu bilmez

 

Bilince yoldaş olmasa yürek

Susar vakitsiz yürüyen fikir

Kabuğunda kalır sır

Ölmeye yatmaz o an 

Bahar kaçağı misali sönerek

yersiz ışıksız ölür insan

 

Ay bunu bilmez 

 

Ay neyi bilir ki sadır 

Ay taştır

 

Babür Pınar
Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)