Teknoloji harikası grafik çizim tabletleriyle yapılmış o kadar güzel karikatürler görüyorum ki, imrenmiyorum, desem yalan olur.

Fakat ben kâğıttan kopmak istemiyorum…

Hatta, kopmamak için direniyorum, da denebilir buna…

Bakalım zaman ne gösterecek, fakat şimdilik kâğıtla süren dostluğumuz iyi gidiyor…

Lafı nereye getireceğim…

Benim gibi “demode” karikatürcülerin kokusuna vurgun olduğu kâğıt, biliyor muydunuz; ülkemizde tam 85 yıl önce bugün; 18 Nisan 1936’da üretilmiş…

Küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti, İzmit-SEKA’da kendi yoksul elleriyle ürettiği ilk kağıt numunelerini at arabalarına yükleyip, halka ücretsiz dağıtmış…

Şu ‘bayram sevincini’ duyumsayabiliyor musunuz?

(…)

Üç anayasa ortasında büyüdün:

Biri akasya

Biri gül

Biri zakkum

(…)

Diyen büyük şairimiz Cemal Süreya da nice güzelim şiirini bu güzelim kâğıtlara aktardı işte…

Üretimi dışlayıp, ithalatı resmi ekonomi politikası yapan, serbest piyasacı hükümetlerinin ülkemizdeki öncüsü, sonradan; “Çankaya’nın şişmanı işçilerin düşmanı” olarak anılacak, 12 Eylül’ün Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Turgut Özal olduğunu bilmeyen kalmamıştır herhalde.

İşte bu Özal, 1988 yılı sonlarında, adı kağıtla özdeşleşmiş SEKA’yı da “özelleştirme” kapsamına alınca bütün işçiler büyük bir direniş başlatmışlardı…

Kâğıt üreticisi işçiler, aileleriyle birlikte: “SEKA VATANDIR SATILAMAZ” diye haykırsalar da, toplumdan büyük destek görseler de, peyderpey kapanmaya giden “üçkağıt” oyunlarla dolu süreci önleyemediler, önleyemedik…

O direniş günlerinde bir grup arkadaş, grevci SEKA işçileriyle dayanışmak için karikatür sergisi açmıştık…

Kâğıt dışındaki pek çok malzemeye bastığımız karikatürlerimizin satışından elde edilecek sembolik geliri grevci işçilere ve ailelerine gönderecektik.

SEKA Grevi İçin İmece” ismini verdiğimiz bu sergi, 20 Ocak 1989 tarihinde karikatür araştırmacısı-yazar Turgut Çeviker imzasıyla Cumhuriyet gazetesinde yer almıştı.

Biz genç karikatürcülere ‘bayram sevinci’ yaşatan, sergimizin gazete haberi de SEKA’mızda üretilen kâğıda basılmıştı. Dahası var; bu sergi sayesinde kalbini biraz daha kazandığım nişanlımla seçtiğimiz nikâh davetiyesi de…

Ve sonunda, 2005 yılında SEKA’nın kapısına kilit vurup arazisini kendi belediyesine devretmek de AKP hükümetinin “başarı” hanesine yazıldı!

 

seka

Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki gibi sadece kendi işçimizin alın teriyle ürettiği kâğıt ile yapılmış kitap-gazete okumak bir ütopya olmamalı…

Ülkemiz kâğıdının alın yazısı yeniden Türkiye halkınca yazılmalı.

İthal kâğıdın “zakkum” kokusu şöyle dursun…

Kendi fabrikamızın işçilerince üretilen kâğıdın; “akasya” ya da “gül” kokacağından eminim.

seka

Yeniden kamulaştırma yapacağız!” yazılı bildiriler şimdilik ithal kâğıtları süslüyor...

Fakat, beş duyumuzun hakkını verip, başta SEKA olmak üzere bütün kamu varlıklarımızı yeniden halka-insanlığa kazandırmak için kolları sıvayacağız.  Bu karikatürümü bu kutlu yola düşenlere armağan ediyorum bugün:

seka

Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com

 

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)