İlk karikatür albümüm: Bildik Şeyler
1998 yılında Karikatürcüler Derneği’nin çağrısı hepimizi heyecanlandırmıştı. “Nasreddin Hoca’nın Torunları” başlığıyla, isteyen üyelerin karikatür albümlerinin yayınlanacağı duyuruldu. Bu güzel girişim için Kültür Bakanlığı’nın ilgili biriminden maddi kaynak bulan Metin Peker’i, ‘yiğidin hakkı yiğide’, kutlamak gerekiyor. İki yıl içinde 45 karikatür albümü basıldı… Heyhat, her kaynak gibi bu da sonsuz değildi ki devam edemedi… Benim de içinde olduğum “hızlı davranan” 45 üyenin bu seriden birer albümleri olmuştu fakat Karikatürcüler Derneği’nin üye sayısına oranlanınca tabi ki yeterli değildi. Böylece 1999 yılında, “Bildik Şeyler” ismini verdiğim ilk albümümü sevinçli bir heyecanla elime almıştım. O günlerde yapılan yaygın şakaya göre artık “kitapsız” olmaktan kurtulmuştum. 2002 yılında Beyoğlu-Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde albümde yer alan karikatürlerimle bir sergi açmıştım. Sergiye gelen Sol dergisinin sorularına verdiğim yanıtlar derginin 178. sayısında yayınlandı: BİLDİK ŞEYLER Neden mi bildik şeyler? Birincisi, karikatürümü izleyen insanların yakından bildiği şeyler olduğu için Bildik Şeyler. İkincisi, karikatüre konu olan olayların, hiçbirimize yabancı şeyler olmamasından hareketle Bildik Şeyler. Ben, sanatçı çağının tanığı olmalı ama tanıklığını aktarırken kaba sloganlardan uzak durmalı diye düşünüyorum. Sanatçıların tek başlarına bir şeyleri dönüştürmek anlamında başarılı olmaları ise mümkün değil. Sanat tek başına dünyada ya da Türkiye’de bir şeyleri değiştirecek güçte olsaydı, Nazım Hikmet’in şiirleri ya da Aziz Nesin’in kitapları yeter de artardı bile. Ama sanatın böyle bir gücü yok. Yine de toplumun mücadele eden katmanlarına, hayatı daha yaşanabilir kılmak için mücadele eden herkese, elinden geldiğince bir moral destek sunmaya çalışıyor sanat. Benim de içinde yer almaya çalıştığım gerçekçi sanatın yapabildiği budur. Yoksa kısa dönemde çok çarpıcı değişimler gerçekleştirmesi beklenmemelidir ondan. Kapitalizmin bombalarıyla, kültürel bombalarıyla, çeşitli sömürü araçlarıyla saldırıya geçmesine ve egemen güçlere karşı duran bir sanattır bu. Bu sistem karşısında dönem dönem ve geçici olarak yenilsek de, hiçbir zaman teslim olmadığımızı belgeleyen yapıtlardır, gerçek sanat yapıtları. Karikatürlerin büyük bölümünü Körfez Savaşı’nın devam ettiği süreçte çizdim. Savaşı doğrudan yaşamasak da, birçok boyutuyla içindeydik. Örneğin, ben de işsiz kaldım bu dönemde. Savaş silahlarla, bombalarla gelen büyük bir yıkım. Ama onun ötesinde bir şey; çünkü silahlarla süren savaş bitse bile, savaş “olağan” toplumsal ilişkilerle, çelişkilerle, yoksullukla, işsizlikle, insan hakları ihlalleriyle sürüyor. Çok kısa olarak savaş karşıtlığı, Türkiye’deki toplumsal-sınıfsal ilişkiler ve insan hakları ihlalleri, Bildik Şeyler’deki karikatürlerin üç ayrı eksenini oluşturuyor… (SOL Dergisi'nde Sayı-178 5 Nisan 2002) Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR