İki Nobel / Ahmet Say
Geçen yıl bir yurttaşımız daha Nobel Ödülü aldı: Prof. Dr. Aziz Sancar 2015 Nobel Kimya Ödülü’yle onurlandırılınca tabii ki sevindik, onur duyduk. Bu bilim adamımız, DNA’nın kendini yenileme gücüyle ilgili çok önemli bir bilim gerçeğini aydınlatarak kanser tedavisi ve hücre onarımı konusunda çığır açacak bir buluşun sahibi olarak yaptığı konuşmada, ülkesinden söz açtı ve Türkiye’de yetişip süreç içinde uluslararası düzeyin doruğuna ulaşmış bir bilim adamı olduğunu vurgulamak için şöyle dedi:
“Türkiye’de çok iyi öğretmenlerimiz vardı. Bu ödülü, memleketime ve Cumhuriyet devri’nin başlattığı eğitime borçluyum.”
Ardından ekledi:
“Türkiye’de bilime gerekli önemin verilmesi gerekir.”
Bütün bu sözler çok açıktır, ama yine de çıkardığımız sonucu yazalım:
Prof. Sancar, Güneydoğu Anadolu’nun ücra bir köşesinde doğmasına karşın, başlangıçta “Cumhuriyet dönemi”nin sağladığı öğrenim olanaklarıyla Nobel Ödülü’ne kadar uzanmıştır. Ama ne yazık ki, bugün Türkiye’de bilime önem verilmemektedir.
Böylece Nobel Ödüllü Sancar’ın Cumhuriyet döneminde gördüğü öğrenimi ve günümüzde “bilime yeterince önem verilmediği” konularındaki görüşünü öğrenmiş bulunuyoruz. Aziz Sancar doğruları dile getiriyor. biz de onunla gurur duyuyoruz.
*
Nobel Ödüllü bir yurttaşımız daha vardı bizim, belleğinizi zorlayın: Orhan Pamuk, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü’nü almıştı. Ancak, eserlerini Türkçe yazmasına ve konularını yurdundan seçmesine karşın, aldığı ödülün sevincini yurduyla paylaşmayı aklına bile getirmemişti. O, halkını önemsemez gibi davrandıkça halkı da ona sırt çevirdi. Bu soğukluk, Pamuk’u yurt dışında yaşamaya kadar itti.
Bilimin çeşitli dallarında verilen Nobel Ödüllerinin yerinde olup olmadığına halktan insanların pek sözü olamaz. Çünkü halktan insanlar, söz konusu bilim dalında yeterince bilgi sahibi değildir. Ama “edebiyat” sanatına gelince iş değişir: Bu sanat dalı, okurların değerlendirmesine açıktır ve burada okur yargısı önemlidir. Okur, eserin konusu yolundan verilen mesajları anlamayacak kadar alık değildir. Derin yönüyle insanoğlunu anlatan bir konunun çok yönlü kuşatılması ve bir de anlatımdaki canlılık, okuru sardığında, eser yüksek not aldı demektir. Zorlanarak okunan bir yazar olarak Orhan Pamuk, işte bu yönlerden cevhersiz olduğunu hemen belli eder.
Edebiyat dalında Nobel Ödülü’nün karışık işlerden oluştuğunu gösteren çok sayıda örnek biliyoruz. Sözü uzatmaya ne gerek var?
Ahmet Say
GERCEKEDEBİYAT.COM
YORUMLAR