"İnsan ömrünü bir taşı yontmakla geçirir ve sonunda ortaya kendi heykeli çıkar." 1diyor bir aydınlanma ustası.

 Bu sözün bana ilk çağrışımı, insanın öğrenme ortamına doğan bir varlık olduğu. Sizce de öyle değil mi? Bütün ömrümüzü, kendi kişiliğimizi arayıp bulmakla geçirmiyor muyuz?

 Bunun farkına da, eskilerin demesiyle yaş kemale erip deyolculuğumuzun sonuna yürüdüğümüz o yolda varabiliyoruz ancak

 Hepimiz insanız insan olmasına. Ama bazılarımız daha fazla insan. Vedat Günyol, Sabahattin Eyüboğlu, Afşar Timuçin, Asım, Bezirci, Rıfat Ilgaz, Enver Gökçe, İlhan Başgöz, Uğur Mumcu, Oktay Akbal gibi

 Pazar günü (28.07.2024), bir güzel insanımızı, Afşar Timuçin'i daha uğurladık yıldızlar evrenine. Onu tanıyan şanslı insanlardan biriyim. Evine de gittim. Özel yaşamı içinde o kısacık süren görüşmenizde tanık olduklarım, nasıl incelikli ve duyarlı bir insan olduğunu sezdirdi bana, her sözünde ve davranışında. Nasıl yaşıyorsa öyle düşünmüş ya da düşündüğü gibi bir yaşam sürmüş

 Erken kalktım bu sabah. Nesim Ovadya abinin kısa iletisini okuyorum telefonumdan. Günyol öğretmenimiz için hazırladığım Vedat Günyol'a Armağan 100'e 5 Vardı kitabımdaki, Afşar Timuçin'in yazısındaki şu sa alıntıda büyük bir portreyle yüz yüze buluşturuyor bizi. Okuyunca tuhaf oldum. Bana, kendimin, ne çok eksiğim olduğunu gösteren bir yazı. İşte kitabımın 155. sayfasından alıntılayıp bana gönderdiği o bölüm:

VEDAT GÜNYOL KİMDİR?

O sessiz bir destandır. İnsan olmanın tüm güzelliklerini kendinde toplamış bir örnek insan. Yanlışlar yaparız bizler, densizlikler ederiz, sõylenilmemesi gereken bir sö söyleyiveririz; bizim kabalıklarımız vardır, en azından özensizliklerimiz. O her zaman incedir, gönül kırmayan canlı bir güzelliktir. Biz, yeri gelir ya da gelmez, eleştirmek adına birini yerden yere vurabiliriz. Sokakların öğrettiği bir şeyler vardır bizde. Birinin üstüne yürüyebilir, birine hiç unutamayacağı sözler söyleyebiliriz. O hep ölçülüdür, ele?tirirken de her şeyi iyi yanından almaya bakar

 İnsan yazdığı her yazıda, söylediği sözlerde, bir topluluğa yaptığı konuşmada, dostlarıyla ilişkilerinde, sevdikleriyle yaşadıklarındanbiraz da kendisidir, belki de fazlası. Afşar öğretmenimizin, bu kısacık portre anlatımına sığdırdığı, bir 100 yıla varan yaşamın insanında, bir benzerini karşısındakinde yaratmış olmanın ustalığını da görebiliyoruz. Vedat Hoca, tüm dostlarında kendinin bir benzerini yaratırken, ayrıca kendisinde de dostlarının bir benzerini yaratan biriydi. Onunla çocuklaşabilmenin en güzel anlarını yaşayabiliyorsunuz. Sanki bir 100 yıllık ömrü siz yaşamışsınız, o hâlâ bir çocuk. Bir asırlık bu ömürden bir anda sıyrılabilen, sizi de  oyununa ortak edebilen üstün bir yeteneğe sahip çocuksu duyarlıklarıyla her zaman yeni bir usta.

 Öğrenebildiklerimi öğrendim. Yeterli miydi? Elbette ki hayır. Son zamanlarına tanıklık etmiş beş kişiden biri (Macide Birol, Hasan Üzey, Eczacı Cem Adalı, bakıcısı Hüseyin Asar) olarak, nasıl bir hayatı sürdürmem konusunda örnek aldığım, inanılmaz güzellikte ve ustalıkla bir öğretmendi. Kişi, böyle bir portrenin insanıyla karşılaşınca ben de ilerde kendimi bu kadar insanlaştırabilecek miyim acabasorusunu sorup duruyor kendi kendine.

 Nesim Ovadya’nın, Afşar Timuçin öğretmenimizin yazısından alıntılayıp gönderdiği bu kısacık paragrafında çizdiği portreyi gözlerinizin önün getirin bir. Kendisiyle geçirdiğiniz zamanlardan anılarınız olduysa hele, aklınızda, yüreğinizde taşırken bile bunun inanılmaz heyecanını yaşatıyor size. Hayata ömür katan yaşamını didiklediğinizde, bizim yaşadıklarımızın daha bebeklik dönemini aşamamış bir zaman dilimi olduğunu bize duyuran ve duyumsatan bir tarihle karşı karşılaşıya bırakıyor bizi.

 Bu tarihe şöyle de ya da böyle katılmış herkes şanslı. Onun için hazırladığım armağan kitaba yazı veren kendi kuşağından dostları, okullarda ya da okul dışında  öğrencileri, ve arkadaşları, Vedat Gönyol tarihine düştüğü notlarla daha şanslı. O tarihin parçaları oldular onlar çünkü. Afşar Timuçin öğretmenimiz de bu tarihin içinde yaratılarıyla berraklaşan, kendini öne çıkarmadan, köşesinde ördüğü kozasıyla ipekten kumaşa sahip, insancı kişiliğiyle bu tarihi alıp kendi zamanlarına taşımakla kalmadı, bize de ulaştırdı. Şimdi bize düşen (görev, ödev) sorumluluk, yıldızlar evrenine göçüp giden bir düşün ve yaşam ustasının bıraktığı aydınlanma bayrağını kendi gönderimize çekip dalgalandırmak.

 Afşar Timuçin, bir düşün öğretmeni, şair ve kendi yaşamının yansıması her yapıtında, söylediği sözlerde, bir topluluğa yaptığı konuşmada, dostlarıyla ilişkilerinde, sevdikleriyle yaşadıklarında, sorgulayan herkeste biraz da kendisini bırakmıştır, belki de fazlasını

 Ondan geriye kalanları herkes kendi anılarında yaşatacak. Düşünde dünyamıza kazandırdığı yapıtlarıyla da, sabahı olan her günle yeniden yazılacak bu yaşanmışlıklar.

 Işıklar diyarı yolculuğun, devrin daim olsun Afşar öğretmenim

 

Ali Ekber Ataş 
Gercekedebiyat.com 

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)