Gökyüzünün efendisi çocuklar üzerine / Müslüm Kabadayı
Çocuk edebiyatı kitapları Türkiye'de yayınevleri tarafından en çok sömürülen bir alan. Her anne baba çocuklarının okuma alışkanlığı kazanması için kapağını güzel gördüğü kitabı alıyor ancak bu edebiyatın bir eleştiri mekanizması yok. Yayınevlerinin insafına kalmış. Özellikle çocuk şiirleri çok öneml...
1970 Sivas-Kangal’ın Zerk köyünde doğup çocukluk ve öğrencilik dönemini Ankara’da geçiren, 1997 sonrası da öğretmenliğini Kırıkkale’de sürdüren Cevat Bayrak’ın “Gökyüzünün Efendisi Çocuklar” şiir kitabını yeni okuma olanağı buldum. Kitap, Kasım 2019’da Gülmat Yayınları’ndan “Şiiri Özlüyorum Kitaplığı”nın katkılarıyla yayımlanmış. Kitapla buluşmam ise, bir süredir her hafta perşembe günleri katıldığım Köln Edebiyat Atölyesi’nde yapılan yapıt inceleme-değerlendirme toplantısı vesilesiyle gerçekleşti. Çocuk edebiyatının, özellikle çocuk şiirlerinin çok önemli olduğunu ama ülkemizde ticari amaçla en çok sömürülen bir alan haline geldiğini belirtmek isterim. Dolayısıyla edebiyat klasikleri arasına girmiş yerli-yabancı birçok yapıtın kısaltılarak, özellikle çeviri hatalarıyla, baskı yanlışlarıyla çocuklara ulaştırıldığı birçok örnekle karşılaştığımız bu alanda, editörler kadar pedagogların da denetiminden geçmiş yayınlara ihtiyaç duyduğumuzun altını çizmek gerekir. Cevat Bayrak’ın şiir kitabı, bunlardan âzade olup çocuklar yanında büyüklerin de okuması gereken mesajlarla yüklü. Ancak, poetik açıdan sorunların da olduğu, çocukların şiir ritmiyle kendilerini içinde bulacakları bir biçeme kavuşturulması gerektiğini belirtelim. Kitabın ilk şiiri “İyi Ki Vardınız İyi Ki Varsınız”da, Köy Enstitülerinin kurucu Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel’den başlayıp Ceyhun Atuf Kansu’nun çok bilinen “Dünyanın Bütün Çiçekleri” şiirine, Rıfat Ilgaz’ın “hayat defterinde adı olmayan çocuklar”ından Melih Cevdet Anday’ın “”başları daima yukarda çocuklar”ına, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “her tüyünde bir çocuk kurdelası”ndan Gülsüm Cengiz’in “dallarından koparılmış tomurcukları”na kadar seyreden şair-yazarların dünyasından çocukların nasıl betimlendiği işlenmiş. Bunu, çocukları konu edinen kitaplarıyla bilinen şair-yazarları sağlam biçimde özümlediğini görmekteyiz Cevat Bayrak’ın. Aynı anlatımı, “Erasmus” şiirinde özlü sözlerle yaptığına tanık olmaktayız. “Tüm öğretmenler bilgedir.”/ Ruhumuzu edebiyatla besleriz sayende/ Delici bakmayız kimseye, asabilikten/ Biliriz, “Ruhun ikametgahı gözdedir.”/ İyi ahlakın yoldaşıdır edep” bölümünde olduğu gibi Erasmus’un özdeyişlerinden yararlanmıştır. Benim de çocukluğumda okuyup etkilendiğim “Mu Ne?”si aklımdan çıkmayan, güldüşün edebiyatımızın ustasına atfen yazdığı “Aziz Dede” şiirindeki “Biri, halkına olan borcunu ödemeye çalışmak/ Diğeri, bu halkı canın gibi koruyarak sevmek.” dizeleri gerçek halkçılığın ne olduğunu bildiriyor. “Ezop” şiirinde, köleyken özgürleşen fabllarıyla tanıdığımız Ezop’un öğreticiliğini “İntikamın esaretini, nankörlüğün körlüğünü/ Şeytanın bacağını küçükken kırmayı senden öğrendik.” dizeleriyle dile getirir. Tevfik Fikret’in çocuk şiiri kitabı olarak bilinen “Şermin”e gönderme yaparak “Ne büklüm büklüm ne lepiskadır saçları/ Yurttur, yurtta kalan öksüzlerin anası/ Eski mendilden yapılmış kuzu sesi değil/ Ağabeyin çaldığı keman sesidir yürek titreten” dizeleriyle çocukların sınıflı toplumda yaşadıkları çelişkileri dillendirir. Aynı sınıfsal bakışını “Keloğlan” şiirindeki “Bazen değirmenci çırağıdır/ Bazen çoban ya da ormancı/ Bazen padişahın, vezirin hakkından gelir/ Bazen tüccarın ya da cinin/ Bir okka ekmek için.” dizeleriyle sürdürür. Cevat Bayrak, okuduğu kitaplardan özümlediği duygu, durum ve düşünce demetlerini başka şiirlerindeki dizelere serpiştirir; Yaşar Kemal’in “Yılanı Öldürseler”inden mülhem “Esme’nin Türküsü”nde olduğu gibi… “Gökyüzünün Efendisi Çocuklar”daki şiirlerin birçoğunda Cevat Bayrak, eskilerin sehli mümteni dedikleri yalın ama yoğun bir anlatıma başvurmuştur. Hatta kimi dizelerde ve ikiliklerde aforizmik anlatım da söz konusudur. Örneğin, “Esme’nin Türküsü”nde “Bozulmuşsa bir kırlangıç yuvası/ Bu dünyada bana yalan haram.” ikiliğinde olduğu gibi. Şu dörtlük ise, tam bir sehl-i mümteni örneği: “İşte o zaman anladım/ Hiçbir çiçeğe değişilmezmiş/ Düştüğü yeri öpen annenin/ Vurduğu yerden açan gülü.” Anlatım bakımından güçlü olmakla birlikte çocuk eğitimi bakımından tartışmalı bir iç mesajın da olduğunu belirtmemiz gerekiyor bu dörtlükte. Çünkü, annenin çocuğu vurmasını meşrulaştıran bir iç mesaj taşıyor. Benzer bir sorunu “Pat Pat” şiirinde de görmekteyiz. Çocuğun sorusuna yanıt veren öğretmenin dilinden şöyle diyor şair: “Silahsız bir dünya olur/ Ama oyuncak bir silahın çıkardığı sesin içinden geçer/ Tüm çocuk düşleri.” Bu dizlerden çocuk düşlerinin oyuncak da olsa silah seslerinin içinden geçmesi, şiddet ve öldürmeyi meşrulaştıran bir iç mesaj vermektedir. Gelelim kitabın adına da yansıyan “efendilik” konusuna. Cevat Bayrak’ın Felsefe Öğretmeni olması bakımından da “Kadın Olmak” şiirinde geçen “En büyük efendi sen olasın küçük kölem/ En büyük efendi sen olasın/ Ama efendiliğin olmasın/ Efendiliğin köleliği.” dizelerinde “efendilik”in sorguladığını anlıyoruz. Ancak, kitabın adında da geçen “efendilik” sözcüğün hem kökensel anlamı hem de insanın tür olarak doğaya egemen olmasını çağrıştırdığı için sorgulanması gereken ve kullanımdan düşürülmesi gereken bir sözcük değil mi? Şairin dize kuruluşlarındaki sanatsal bağdaştırmalarda bağlamı dikkate alan bir özenle yeniden yazmasını önerebileceğimiz bölümlerden birini de örneklemekte yarar görüyorum. “Çocuklar” şiirinde geçen “Halepçe’den, Hiroşima’da/ Ve daha nice savaşlarda/ Şeker yerine kurşun yedirdiğimiz çocuklar” bölümün son dizesindeki “kurşun” sözcüğü yerine “zehirli gaz” gibi olayı yansıtan bir söz bulması, denk düşer. “Dap” şiirinde de “dar-geniş alan” zıtlığının “paslaşmak” üzerinden verilmesi, “Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” filminden aktarmayla değil de şairin özgün buluşuyla işlenmesi bakımından sorunlu görünmektedir. Kitapta yer alan şiirler içinde estetik açıdan en güzel bulduğum bölümün “Anne” şiirindeki “Ellerine düşmüş/ Gözlerinin uykusu/ Gözlerin ay parçası/ Yokluğun zindan.” dizeleri olduğunu da vurgulamak isterim. Kitapta az da olsa yazım-noktalama hataları var. En belirgin olan ikisini örnek verebilirim. “Çocuklar” şiirindeki “Gökyüzünüz efendisi çocuklar” dizesinde “Gökyüzünün” biçiminde yazılması gerekiyor. Yine “Küçücek” kitabına gönderme yapılan şair Müslim Çelik’in adı “Müslüm” olarak dipnot düşülmüş. Yukarıda dile getirmeye çalıştığım estetik, dil ve yazım bakımından kimi sorunlar olmakla birlikte DTCF’den okuldaşlığımız olan Cevat Bayrak’ın çocuklar üzerine düşünüp şiirler yazmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Estetik bakımdan güçlendirdiği yeni şiir kitaplarını beklediğimizi vurgulamak istiyorum. Müslüm Kabadayı
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR