Bu yer Atatürk’ün adını koyduğu Hatay’dadır (3,4).

Ancak Defne Toprak Ana’ya (yer/ge) kendini adadığı için, sonsuza dek erkeklerle evlenmek istemez.

Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğüne (1999:81-82) göre bu Anadolu efsanesini benimseyen Melih Cevdet Anday’ın yazdığı şiir ise seven ve sevilen arasındaki kovalamacayı lirik bir şekilde anlatır. İşte Antakya Müzesi:

daphne

DEFNE İLE TANRI 

Eskiden çok eskiden yeryüzünde, güzelliği dillere destan, bir su perisi vardı; adı Defne.

Upuzun saçları altın sarısıydı, dolaşırdı kuytu ormanlarda bütün gün, Defne, Irmak tanrısının kızıydı.

Babası Pene derdi ki, kızım sen bana bir damat borçlusun, Defne derdi ki babacığım

Beni zorlama ne olursun Bırak beni kız kalayım ne olursun

Sıram sıram boynu bükük yavuklu bekleyedursun bir yanda Defne başıboş gönlü özgür inatçı, hırçın ve gururlu

Koşup dururdu ormanda: “Benim geyiğim sen, kuzum sen, benim biricik güvercinim sen. Kuzu kurttan korkar, geyik aslandan, güvercin kartaldan kaçar. Ben sana acı vermek istemem, ayaklarını kanatmasın çalılar, yavaşla biraz düşeceksin geçtiğin keçi yolları dar, dur hele kaçma benden sevgimdir seni kovalayan…”

Daha sözünü bitirmeden avcı

Korkak adımlarla uzaklaştı Defne

Kaçarken daha bir güzelleşti de ardından tir tir titreyen avcı, tavşan kovalayan hırslı bir tazı gibi düştü Defne’nin peşine. 

“Ben de yılmadan kovalayacağım Büyülediğin kimmiş öğren: Ben ne bir dağlı ne bir çobanım oklarından sakınılmaz tanrıyım. Koca Zeus’tur babam. Geçmişi, bugünü, geleceği benimle bildi. Herkes benimle bilir, Saz tellerine ben verdim seslerini, ilaçlar yaptım yabanıl otlardan ama bana çare değil hiçbiri. Kimden kaçıyorsun öyle sen, asıl sensin benim avcım. Beni sen vurdun can evimden”.

Tavşan koşuyor, durmadan koşuyordu, ardında av köpeği  ter içinde boynunu uzatmış yetişmek üzere, birinde umut vardı birinde korku.

Tavşan ensesinde nefesler duyuyordu çünkü ışık gibi saran tanrıyı sevinin kanatlarıydı.

Gücü kalmamıştı artık Defne’nin koşamıyordu kaçamıyordu. Sapsarı, yalvardı babasına

Pene’nin suları üstünde gezdirip gözlerini, “Cezasını çekiyorum güzelliğimin, ırmakların gücü de sen gibi tanrısalsa, Ne yap yap değiştir beni, başka bir biçime koy baba”.

Yalvarması daha bitmemişti ki bir gevşeklik sardı her yerini örtüldü göğüs yaprakla kolları, saçları dal oluverdi.

Avcı kollarına aldığı zaman

 Kalbi çarpıyordu Defne’nin! 

Taze yaprakların altından yazık dedi tanrı çok yazık!

Saramadan yitirdim seni 

Bari benim ağacım ol da yaprakların çelenk olsun kahramanlara, ezgilerde, türkülerde anılsın 

Bundan sonra yan yana adlarımız, yazık dedi tanrı çok yazık!

Bir bitki ve kız ismi olan “Defne” efsanenin yer aldığı Harbiye İlçesinin yeni adıdır (2012).

Buna rağmen asıl yazık olan ise 24 Şubat 2021 sabahı TRT 2'de MÜZELERDEN programında Bursa, Paşalar mevkiinden çıkartılan antik inancı Apollo heykelinin Hititlerde var olan Apulunas olduğunu söylemeden, Rumca Apollo diyerek Yunan olarak tanıtılmasıdır.

Böylece Avrupa, Asya ve Amerika ülkelerinin, bizim olan maddi (vatan toprağı) ve manevi değerleri kendilerine mal etmelerini onaylamıyor muyuz?

Emperyalistlerin art niyetli yanlış bilgilerine kanmamalı, aksine doğrusunu öğrenip, sahip çıkarak paha biçilmez miras “Anavatanımız Türkiye’yi” Büyük Orta Doğu Projesi benzeri kötü amaçlarla ele geçirip, ulusumuzu yerinden etme çabalarını kolaylaştırmayalım.  

(1) Patara kent meydanında, Kibele’nin kucağında Zeus’la heykeli bulunmuştur (TRT 2). 

(2) Hitit yazıtlarında rastlanan Tanrı’nın adıdır (Erhat, 1999:44). Mora Yarımadası kent devletleri ona Apollon, Etrüskler APLU, Etrüsklerin Doğu komşuları Latin’ler ise APOLLO derler.

(3) Ergenekon, Begümşen; 2020, https://www.ankarahavadis.com.tr/hatay-ismi-makale,12078.html

(4) https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/ hatay/kulturatlasi/defne-apollon-efsanesi 

Begümşen Ergenekon
(Aydınlık)
Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)