Çanakkale Savaşı'na Amerikan tarih kitabı ne diyor?
Tarihin en kanlı savaşlarından olan Çanakkale Savaşlarını bitiren rapor ve bu savaşı Batı'nın bakışının bir bölümünü irdeleyen yazı değişik bir bakış açısı da sunuyor.
Müttefik güçler bir ölüm çukuru içindeydiler… Çanakkale’nin Batı’sındaki Gelibolu Yarımadası’nın dar coğrafyasında sıkışmışlar, çıktıkları toprak parçasında tutunmaya çalışıyorlardı… Güçlü Armada, (yani müttefikler) Gelibolu sahillerini ölüm silahlarıyla durmadan dövüyor, İngiliz güçlerine arka çıkıyordu. Ne var ki, güç azim, kararlılık ve kahramanlık karşısında kendini gösteremiyordu. Uzun ve engebeli bir sahil şeridinde ilerlemek, bir yandan da ikmal yapabilmek çok güçtü. Bu anlamda değerlendirildiğinde Gelibolu, müttefik güçlerin en zayıf cephesiydi… Rusya’ya yardım yolunu açabilmek amacıyla Çanakkale boğazına dayanan müttefik güçler eğer, Türkiye üzerinden Balkanlar’a bir koridor açabilselerdi; Avrupa’nın içine,kalbine kadar girebileceklerdi. Bu da savaşı kazanmanın en akılcı yolu olarak görülmekteydi. Bu görüş gerçekleşmediğine göre ne yapılmalıydı? Mustafa Kemal'in Anafartalar'daki unutulmaz fotoğrafı Çanakkale’yi aşmak için iki plan öngördüler: Birisi Selanik (Yunanistan) üzerinden, diğeri ise, doğrudan, Çanakkale (Türkiye) idi… Çanakkale’ye saldırıyı tercih ettiler (18 Mart 1915), Çanakkale önüne geldiler. Ancak bu saldırı beklenenden daha zor oldu. 64 kilometre uzunluğundaki çıplak, dik ve sarp sahil şeridinde müttefikleri acı ve kanlı bir son bekliyordu. Osmanlı Orduları Komutanı, Alman Liman Von Sanders’ti, 84 bin askere kumanda ediyordu; düşmanın üstün güçlerine karşı mevzilendiler… Boğaz mayınlanmıştı… Müttefiklerin yenilmez Armadası sahili Türk mevzilerine ateş kussa da ya sahra toplarıyla ya da mayınlara kurban gidecekti. Öyle de oldu… Ve bu müttefiklerin deniz saldırılarından vazgeçip, kara harekâtına yönelmelerine yol açtı. Lord Kitchener siperde inceleme yaparken İngiliz birliklerinin burada başarılı olamadığı çıkarmayı bu kez çok sayıda Avustralyalı ve Yeni Zellandalı askerlerin oluşturduğu Anzak birliği gerçekleştirecekti. 25 Nisan 1915 günü gururla Gelibolu’ya ayak bastılar. Bu tarih halen de “Anzaklar Günü’ olarak bilinir. Anzak birliklerini yöneten İngiliz generaller, Gelibolu haritası üzerinde belirli noktaları; S, V, W, X, Y ve Z harfleriyle işaretlediler. Harekât, kimi yerleri kolaylıkla ele geçirdi. Çünkü Türkler bu cephede hazırlıksız yakalanmışlardı… Diğer cephede ise durum farklıydı. Düşman burada güçlü bir savunma, güçlü bir direniş ile karşı karşıyaydı. “V” noktasında, RiverClyd gemisinin kıyıya taşıdığı askerler, karaya ayak basar basmaz öldürülüyor, kimileri de düştükleri çukurlarda ölüme gidiyorlardı. Gemiler dolusu müttefik askerleri bir anda yok oluyordu. Sahile ulaşmayı başaranlar dikenli tellere takılıyor, oldukları yerde kurşunlanıyorlardı. Savaş sahasında keşif yapan bir İngiliz pilot; denizin kızıla boyandığını söylüyordu yukarıdan. Kurşun sesleri yer göğü kaplamış, ortalık cehenneme dönmüştü. Sörf yaparcasına arkadaşlarının cansız bedenlerine basarak kurtulanlar ise şimdilik şanslı sayılırlardı. Ve yine şimdilik sahile tutunmuşlardı… Seyyit Onbaşı'nın unutulmaz fotoğrafı Müttefikler ilk gün geniş bir alanı işgal ettiler. Ama onları kötü bir haber bekliyordu: Türk Komutan Mustafa Kemal’in kararlı önderliğindeki birlikler Anzakların ilerleyişini durduracak, kâbusları olacaktı. Mustafa Kemal, müttefiklerin planını bozdu, Gelibolu tepelerine ulaşmalarını engelledi. O ve kahraman askerleri müttefikleri sarp kayalık uçurumlarda, apaçık sahilde kıstırdı, geçit vermedi, her iki taraftan da inanılmaz kayıplar veriliyordu. İlerleyen günlerde savaş şiddetini daha da arttırdı. Şimdi, birkaç yüz metrelik koridorda binlerce ölü yatıyordu. Anzak askerleri Ağustos ayında bir sabah, Suvla Koyu’na bir çıkarma girişiminde daha bulundu. Türkler burada ilk anda 5 000 şehit verdiler. Bu saldırıda sağ kalanlar şehit olan arkadaşlarıyla birlikte yaşamak zorunda kaldılar. Salgın hastalıklar baş gösterdi. Sağ kalanları kırıp geçiriyor, aşırı sıcak nedeniyle hızla yayılıyordu. Tüm bunlar yaşanırken, iki ordu arasında ilginç bir bağ kurulmuştu. Taraflar birbirlerini adil savaşçılar olarak görüyorlardı. İngiliz askerleri Türk mevzilerine yiyecek konserve kutuları fırlatıyor, Türkler de karşılık olarak üzüm ve tatlı atıyordu. Çatışmalar süredursun, Müttefik Orduları Yüksek Komutanlığını bir endişe almıştı. 15 Kasım günü, Lord Kitchner araştırma yapmak amacıyla bölgeye gönderildi. Araştırmasını tamamlayan Lord Kitchner, daha fazla savaşmanın anlamsız olduğunu, derhal geri çekilmesi gerektiğini bildirdi. Ocak 1916’da bölgede Müttefik askeri kalmamıştı. Çanakkale Kuşatması bir trajedi ile sonuçlanmıştı. Ekim 1915’te başka bir birlik Selanik’e girdiğinde-theaffairbecamefarce- Başından beri bu olayda terslik vardı. Yunanistan Almanya ile savaş halinde değildi, ama yine de anti Alman bir yaklaşımı benimsiyordu. Bu da Yunanlıların müttefik birliklerine katılacağı izlenimini yaratmıştı. Rusya bu ümitleri boşa çıkardı. Yunanistan’ın savaşa girmesini istemiyordu. Çünkü Yunanlılar İstanbul’u Ruslardan önce ele geçirebilirdi. Sonuçta, Yunanlılar tarafsız kalmaları konusunda ikna edildiler. Böylece, 2500 kişilik bir müttefik birliği 3 yıl hareketsiz kalmak zorunda kalacaktı. Almanların işine gelen bu durum, İngilizleri mutsuz etti. Bu arada bir İngiliz askerinin memleketine gönderdiği mektup konuşuluyordu. Şöyle diyordu asker: “Alman casusları Selanik’te sıra sıra oturmuşlar, ellerinde kocaman puroları, gelen geçen her bir insanı, at, silah ve limana indirilen mühimmatı not ediyorlar. Ne hoş bir savaş yöntemi değil mi?” 18 Mart 2015 İngilizceden Çeviren: Sultan Su Esen 1Çanakkale Savaşının 100. Yılında Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanının söylevine karşı Amerikan tarih ders kitabında okutulan Gelibolu Savaşı’nın Türkçe çevirisi ve Atatürk hakkındaki görüşleri her Türk’ün okuyup doğru değerlendirmesi gereken ibretlik bir yazıdır: İlk gün birçok yer işgal edildi, kazanıldı ise de Müttefikleri(İng, Fr. Anzak askerleri) kötü bir haber bekliyordu: Türk Kumandan Mustaafa Kemal’in kararlı önderliğindeki birlikler Anzakların varmak istedikleri amaçlarına ulaşmasını engelledi. Bu bölüm, kitabın 72-74 sayfalarında yer alıyor. 2 (LongmanSeconderyHistories/The Modern World sinse 1870, 1.baskı:1968, 2. baskı:1981, 3. baskı:2004-Bu kitap halen Amerikan okullarında lise 1.sınıflarında okutulmaktadır. Çeviri: Sultan Su Esen) Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR