İsmet Akdeniz’in Ankara Galeri Akdeniz’de düzenlediği toplantıda ressam Zafer Gençaydın, ressam Cezmi Orhan, ressam Cebrail Ötgün, ressam/eleştirmen A. Celal Binzet konuştu.

3 Şubat 2020 Pazartesi günü 16.00’da başlayan panele ilgi yoğundu.

CEBRAİL ÖTGÜN

Panelde "Sanat bir takım 'izm'lerle (kübizm vs.)ideolojik kodlarla ayrıldı bir zamanlar. Ama bugün bu yok; her üslup kullanılabiliyor" diyen Cebrail Ötgün, “ Modernizmin en önemli özelliği kendi özerk alanını yaratmış olmasıydı. Sanatı sanat hayatı hayat olarak kavradı. Modernizm bir insan hayali çizdi: Eşitlik, özgürlük, kardeşlik üzerine bir hayaldi bu. Ancak 1. ve 2. dünya savaşıyla bu hayal çöktü. Bu kez sanatçı daha kişisel yanıtlar aramaya içe kapanmaya başladı. Örneğin Meryem’i siyah renkte gösterdi. Gerçekçilik bugün bir ‘anlık’ duruma indirgendi.” dedi.

"Modern sanat büyük kitleyi karşısına aldı" diye devam eden Ötgün, "Bugün iki üç sanatçı bir araya gelerek bir iş meydana getirebiliyorlar."dedi.

A. CELAL BİNZET

Ressam ve eleştirmen A. Celal Binzet, “Her sanat yapıtı ortaya çıktığı zamanda moderndir. Her sanatçı da yaşadığı çağda moderndir ama çağdaşımız değildir. Picasso bugün onlarca kez aşılmıştır örneğin. Modası özgünlüğü geçmiştir demiyorum…. Sanatçı her zaman yeninin peşinde toplumun kalıplaşmış yapılarının karşısında olmuştur. Örneğin o çıplak kadın bedenleri fantezi olsun diye yapılmadı. Bedeni ruhun iğrenç bir giysisi olarak gören Orta Çağ karanlığının kadını hapsettiği yere bir direnişti, karşı koyuştu.” dedi.

Binzet, ilginç bir noktaya da değinerek şunları vurguladı: “1980 dünyadaki sanatta en önemli kırılma noktalarından biridir. Reagan – Teacher yılları devletler kültür sanattan el çekmelidir yıllarıdır aynı zamanda. Sanat artık 0 noktasındadır…”

Binzet şunları söyledi: "Bugün sanatın içinde yok yok. Tuvalin öldüğünü de söyleyen var. Teknolojiyle sanatı buluşturanlar da. 8 milyon dolara satılan köpekbalığı ölüsü resmi bu denemelere örnektir. Ama 19.yy'da 45 bin kişi izlenimci resim yapmış. Bugün en fazla 10-20 tane sayarız..."

CEZMİ ORHAN

Ressam Cezmi Orhan ise “Çağdaş resim”in bugün “bienal”ler ve “küratör”ler tarafından bir kenara itilip görmezden gelindiğini iddia etti. 1992’deki 3. İstanbul Bianelinde bu dışlanmanın iyice ortaya çıktığını belirten Orhan, “Bienalizm diyebileceğimiz resim ve heykeli dışlayan diktatoryal bir yapı/cemaatizm, kütleselleşmeye çalışan bir kapitalizm temsilcisidir… Bugün sadece bienaller için sanat yapan sanatçılar var.  % 80 bienal dolduruyor... Niçin çağdaş resim ve heykele savaş açtılar? Çünkü orada özgürlük var, deha var, özerklik var, geçmiş ve beceri var…” dedi.

Orhan şunları söyledi: "Bu egemen diktatoryal yapı Aliye Bergerlerle, Bedri Rahmilerle başlamış olan süreci görmezden geliyor dışlıyor. Sonuçta bienalciler bir tarih koydu. O tarih 4. İstanbul Bienali ve sonrasıdır. Bienalciler akademik süreci içine çekti. Yarılmadan böyle kurtuldu. Hacettepe Üniversitesi iki kesimi de bir arada buluşturdu ve bir rol oynadı. Böylece çağdaş resimle yeni sanat arasındaki ilişki hibritleşti. Bunun nedeni de kendi cemaatlerine ait olamayacak kadar akıllı olduklarındandır. Yaratıcının önünü alabildiğine genişlettiler... "

ZAFER GENÇAYDIN

Ressam Prof. Dr. Zafer Gençaydın çağdaş sanatın gelişim dinamiklerini ekonomi politiğiyle ele alan bir konuşma yaptı.

Gençaydın konuşmasında Avrupa’nın sanat akımlarının bize hep geç geldiğini, örneğin 1960’ların feminist akımının bize ancak 1980’de yeniymiş gibi sunulduğunu vurguladı.

Sanatçının ilk işinin dilini bilmesi, kendi kavramlarıyla düşünebilmesi olduğunu belirterek,“Evreni kaç kavramla değerlendiriyorsanız o kadar zenginsiniz. Efendim Avrupa yapıyor… Avrupa’da aptal yok mu sanıyorsunuz…” dedi.

"Bu çağda yaşadığı halde ortaçağı yaşayan var. İlk çağda yaşamış olduğu halde çağdaşımız kabul ettiğimiz Sokrates var, Aristo var..." diyen Gençaydın, "Çağımız o kadar hızlı değişiyor ki... Son 10 yıldaki keşifler son 200 yıldaki keşiflerin 10 katı örneğin. Bu durum da algıyı zayıflatıyor. Küratör denen şey çağımızın bir hastalığı. Tablosuna İngilizce ad koyandan cahillerden sanatçı çıkmaz. Zeka pırıltısı taşımayan hiç bir şey sanat değildir... Sanatçılar gerçeğin peşinde yanıp tutuşandır. Atomun parçalanmasından çok önce Cezanne objeyi parçaladı... En büyük kırılma Kübizmdir. İnsan yoktur endüstriyel eşya vardır. Klasizm 1000 yıl, Rönesans 200 yıl, Realizm 35-40 yıl, empresyonizm 24 yıl... Yani azala azala geliyor... Sanat ölmez, ancak inan nesli tükendiğinde sanat da yok olur” diye devam etti.

Zafer Gençaydın, “Sanatta gelişme olmaz sanat değişir" vurgusu yaparak, "Sanatçı çağını kavrayabilir olmalı, tek kaynaktan değil değişik kaynaklardan beslenmeyi bilmelidir” dedi.

(Notları alan: Ahmet Yıldız)

GERCEKEDEBİYAT.COM

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)