Anadolu Mecmuası Cumhuriyet döneminde yayımlanmış önemli bir fikir ve edebiyat dergisidir. Nisan 1924 - Şubat 1925 tarihleri arasında toplam on iki sayı olarak Anadolu Neşriyat Komandit Şirketi tarafından İstanbul’da yayınlanan mecmuanın sahibi Mehmet Halit Bayrı (1896-1958), sorumlu müdürü Haydar Necip’tir. Mehmet Halit Bayrı mecmuayı yayımlama amaçlarını şöyle açıklıyor:

Anadolu Mecmuası’ nın neşrinden maksat, bir Anadolu ilmi ve bir Anadoluculuk mesleği vücuda getirmektir. İtiraf edelim ki doğup büyüdüğümüz yurdu lâyıkıyla tanımıyoruz. Bu yurdun mazisine, tarihine vâkıf olmadığımız gibi, şimdiki vaziyetinden, binaenaleyh istikbalinden de bî: haberiz… Anadolu Mecmuası, bütün anasır ve teferruatıyla işte bu medeniyeti ve onu ibdâ edenleri evvelâ kendimize, sonra birikim halinde herkese göstermek niyetindedir.” (Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Anadolu Mecmuası maddesi, Dergâh Yay., C.1., İst., 1977, s.134).

Her sayısı kırk sayfa olarak yayımlanan Anadolu Mecmuası zengin içeriklidir. Mecmuanın fikir ve edebiyat tarihimiz açısından en dikkat çekici yönü, Anadoluculuk fikrini savunmasıdır.

Osmanlı dağılırken pek çok fikir akımının peşinden koşan Türk aydınları, Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizin gelişmesinin ve büyümesinin ancak Anadolu’ya yönelerek gerçekleşebileceğini yazılarıyla Anadolu Mecmuası’ nın sayfalarında savundular.

Mecmua zengin bir yazar kadrosuna sahiptir. Yahya Kemal (Beyatlı), Necip Fazıl (Kısakürek), Ahmet Hamdi (Tanpınar), Ali Mümtaz (Arolat), Faruk Nafiz (Çamlıbel), Ömer Bedrettin (Uşaklı), Mehmet Faruk (Gürtunca), Ali Hikmet, Orhan Rıza ve İsmail Nâmi [Mehmet Halit Bayrı’nın müstear adı] gibi pek çok isim şiirleriyle mecmuaya katkıda bulundular, Anadolucu şairler grubunu oluşturdular.

Ahmet Refik (Altınay), Hilmi Ziya (Ülken), Mükremin Halil (Yınanç), Mehmet Halit (Bayrı), Rauf Yekta, Hâmid Sâdi (Selen), Necmeddin Halil (Onan), Mehmet Şeref, Feridun Nafiz (Uzluk), Reşat Şemseddin (Sirer), Necip Asım, Ziyaeddin Fahri (Fındıkoğlu), Mehmet Emin (Erişirgil), Haydar Necib de yazar kadrosu içinde yer aldılar.

Hilmi Ziya Ülken, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi adlı eserinde (Hilmi Ziya Ülken, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, Ülken Yay., 7.Bas., 2001, s.477) kendisinin “Memleketçilik” olarak adlandırdığı “Anadoluculuk” fikrini 1919 yılında Henri Lichtenberger’in “Richard Wagner Poéte et Penseur” adlı eserine dayanarak savunmaya başladığını; bu fikir doğrultusunda arkadaşı Reşat Kayı ile birlikte 1918-1919 yılları arasında elyazması sayılar halinde toplam on iki sayı Anadolu adlı bir dergi çıkardığını belirtiyor.

Yahya Kemal’in de benimsediği, şiir ve yazılarında esas aldığı “Türkiye Tarihi Malazgirt Zaferi ile başlar” tezi, 1919 yıllarında ilk defa Hilmi Ziya tarafından Anadolu Mecmuası’ nda ortaya atılıyor.

Tarih ile toprak arasında sıkı bir bağlantı kuran bu görüş, II. Meşrutiyet devrinde gelişen hayalci Turancılık ile İslam Birliği fikrine ve tarih ile coğrafyayı yok sayan Batı taklitçiliğine zıttır. Anadoluculuk gerçekçi bir görüş olduğundan hayal ve heyecandan yana olanların hoşuna gitmiyor.

Anadoluculuk fikri, özetle şu esaslara dayanıyor:

Anadolu, tüm uygarlıkların beşiğidir. Türkleri de millet yapan bir toprak parçası olduğu için Türk kimliğinin temel unsuru da Anadolu olmalıdır. Türklerin millî kimlik edinmesinde Osmanlıcılık, Turancılık, İslâmcılık, vb. yeni ve eski ideolojiler, birer hayâlden öte değildir, Anadolu Türklerinin enerjisini boşa harcamaktadır.

Bu nedenle Cumhuriyeti ilan eden yeni Türkiye’nin gelişmesi, ancak Anadolu’yu esas alan yepyeni ve daha gerçekçi bir ideolojiden hareketle gerçekleşecektir. Bu ideolojinin ismi “Anadoluculuk” tur. (Hilmi Ziya Ülken, a.g.e., s.480)

Anadoluculuk fikri, önce kültür Anadoluculuğu şeklinde karşımıza çıkarken daha sonraları siyasî bir hüviyet kazanıyor. Fikrin siyasî bir harekete dönüşmeye başlaması yazar kadrosu arasında hoşnutsuzluğa neden oluyor, belli bir süre sonra Anadolu Mecmuası etrafında oluşan fikir edebiyat grubu dağılarak derginin yayımına son veriliyor. Yayın kadrosu içerisinde yer alan Hilmi Ziya Ülken, Faruk Nafiz Çamlıbel, Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ve Mükremin Halil Yınanç ilerleyen yıllarda da bu fikir doğrultusunda eserler vermeye devam ediyorlar.

Çok kısa bir zamanda kabul gören Anadoluculuk fikri edebiyatımızı derinden etkilemiştir. Anadolu Mecmuasıyla ortaya konulan bu fikir, ilerleyen yıllarda pek çok şair ve yazar tarafından benimsendi, edebî eserlerde işlendi.

Bu şair ve yazarlar içerisinde kuşkusuz en dikkati çeken isimlerden biri Yahya Kemal Beyatlı’dır. Yahya Kemal, Anadolu Mecmuası’ nın son sayılarında derginin yazı kadrosuna katılıyor ve Anadoluculuk hareketini destekliyor.

Edebiyat tarihimizde bu fikir akımının etkisiyle memleketçi-Anadolucu bir edebiyat anlayışının görülmeye başladığı söylenebilir. Anadoluculuk fikri, günümüzde hayatın hemen bütün alanlarında çeşitli bakış açılarıyla farklı düşünce grupları ve edebiyatçılar tarafından savunuluyor. Bakış açılarındaki farklılıklara karşın Anadolucuların, Anadolu’yu merkeze almaları noktasında bir bütünlük gösterdiklerini de söyleyebiliriz.

Sonuçta, Anadolu Mecmuası, Türk fikir hayatına yön veren önemli dergilerden biridir. Anadoluculuk kendi içerisinde bir tutarlığı olan, somut, sistematik, siyasi, edebi ve felsefi bir harekettir.

Selim Esen

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)